bir delinin karalama defteri

1 /
iç dünyama saldıran uçaklar, zihnimin tarlalarını garip hayallerin tohumları ile bombardımana tuttu... içimde yağmur yağmadı, açtı yakıcı güneş kuruttu toprağı... utanmadan sulama tesisi kurdular, yetiştirdiler o garip düşünceleri... içimdeki dana burunları sağ olsun kökleri yedi... kurtuldum... nadasta kalsın biraz zihnim yeter, yoruldum... bir miskete sığacak kadar küçük dünyanı tarumar etmeye çalışan evrene karşı elimdeki son taşı fırlatacağım... bir kara delik gibi yutup acı yada tatlı her şeyi, gömülüp yalnızlığıma belki huzursuzluk bulacağım...
söylesem tesiri yok
sussam gönül razı değil

susma
sustukça sıra sana gelecek

nedir bu çektiğim senden
gönül derdin hiç bitmiyor
yediğin darbelere bak
bu da mı sana yetmiyor gönül....

dünyaya dönmek acı vermiyor ama bacaklarımı kırıyor. bilirsiniz çatlasa yerinde duramazdım, kırıktır yani..
neyse.. bazen ellerime bakarken haftalar geçiyor. fakat ben saate bakıyorum takvim yerine. takvim yapraklarından çay yapmıştım çünkü. o yüzden sadece içmekle yetiniyorum kendilerini. onun demini böyle gözlere koyunca gözler torba torba oluyormuş. gözlerini yumunca günahlarını taşıyormuşsun o torbalarla.
amaaaan banane lan ben muafım zaten...
başıma neden kuş konmuyor.. çok asi hissediyorum kendimi..
hıh.. kuşlar niye gelsin ki.. göklerine yumruk sallarsan kuş mu gelir konar başına..
bir dahaki sefere iyice eğilip yemlerini aleme saçacağım. belki bu sefer gelip konarlar. belki pençeleriyle paramparça ederler bütün bir alemi..
olsun.. razıyım..
hayırlısı..
elim bir kaza sonucu yaralandı.
bugün bulduğum iki anlamlı bir cümle...
bir de parantez ')' böyle açılıyor diye düşünüyorum. çünkü ayın ilk günü hilal olur ve ayın başlangıcıdır. zaten arap alfabesine göre düşününce de öyle.
iyileşiyorum sanırım.