bir delinin karalama defteri

1 /
- tuhafıma gitti özgürlüğü bu kadar çok istemeniz. çünkü benim en özgür hissettiğim an, aynı zamanda en çaresiz, en yenilmiş ve en kirli hissettiğim andı. avunacak bir şey bulamadığınızda hiç ummadığınız bir özgürlüğe kavuşursunuz. mesela bir denizci düşünün. her seferinde memleketine dönmekle, uygun bir yerde kaçıp bir daha geri dönmemek arasında kalıp dursun. bir gün onu limana bırakan gemi başka bir gemice mahmuzlanıp battığında denizci artık özgürdür. çünkü dönecek yeri yoktur. isteyip de cesaret edemediği şey tek seçenek olarak kaldığında insan, büyük bir çaresizlikle özgür olur.
Dayanamayacağım sözlük duy beni.

Bi hocam vardı deli aşıktı eşine. Umreye giderken bile eşi beğensin diye terlik seçer, film gösterimi sonrası sevgilisine atıf yapardı. Kedi aldılar. Sonra bir de çocukları oldu. İdeal hayat işte uzaktan.
Karantinanın başlarında "manyakmış bu kadın, kurtuldum, boşanıyorum" diye mesaj attı. Üzüldüm durdum kendi kendime.

Az önce mesajları kontrol edeyim dedim, nikah davetiyesi göndermiş. "Hocam bu ne hız, biz daha birini bulamadık siz ikinciyi kapmışsınız, üstelik karantinada!" diyecektim ama tuttum kendimi. Maşallah dedim geçtim, almıştır o mesajı.

Yumurtaya can veren allah'ım, duayı biliyorsun, amin.
abi bence modern zamanların sıkıntılarından birisi de hiçbir şeyin bizleri tatmin etmiyor oluşu. her şeyin en doğrusunu, en güzelini kendimize istememiz ve bu durumdayken ne bir çaba gösterip ne de kanaat sahibi insanlar olmamız. sözlükler ve sosyal medyadan da yoğunlukla görüldüğü üzere şu melankolik tavrın en temel sebeplerinden birisi de bu diye düşünüyorum. kendimizi mi çok özel sanıyoruz yoksa başka bir şey mi bilmiyorum ama sıkıntının kaderde, dünyada yahut yaşadığımız insanlarda, yaşadığımız zaman diliminde olmadığı aşikar.

gazoz olma efsane ol sözü var ya mesela çok gıcık olurum bu söze. hayat gazoz olmayacağım efsane olacağım deyip de bir ömür efsanelik peşinde koşan; ne gazoz olabilmiş ne de efsaneliğe yaklaşabilmiş insanlarla dolu. kendi macera arayışlarımızın sonucunu kendimiz yaşıyoruz çoğunlukla da bu suçu kadere ve başka şeylere atıp ağlaklık yapıyoruz. evet güzel konuşmaydı burada bitirebiliriz. teşekkürler.
Yine ben. Önümde bir yığın belge ve sonuçla karşı karşıyayım. Beyaz, sarı, krem rengi belgeler. Önümde radyolojiden 2-4 cd var ve bana bakıyor hepsi. Gözüm neyi kaçırdı diye kan değerlerinin ve analizlerinin yapıldığı kağıtlara bakıyorum. Yok yani yok. Sıkıntıları yavaş yavaş ele aldık ve üzerine gittik. Tahmin ettiğim üzere hiç bir organım şu anlık bana hasta olduğunu demiyor. Halledik ya.. Yok ki iltihap oranı kanımda. Eh kansızlığı hallediyoruz. Tiroid bezlerinde Hızlı çalışmasını ele aldık, Şeker, kolestrol sıkıntısız. Şimdi batırdılar o kadar iğneyi üstelik hastane daha derin araştırma yapıldı. O kadar anne olabilme potansiyeli taşıyorum diye haykırdım. Çok mu erken sevindim aceba. Çok şükür tümörler alındı. Çevre bölgeye kalıcı hasar verilmedi, eh şimdi 6 hafta sonra çıkacak olan sonuçlar ben de niye önceden sonuçlanıp yeniden davet edildim derin bir araştırmaya. Anksiyetem tavanlarda şu an. Gidip bunların hepsini psikoterapistime anlatıcam. Yeter da buraya yaza yaza bunalttım sizi.
Sevgili sözlük, doktor hülya'dan öğrendiğim üzere gitmişim daha anne karnında iken sevgili ikizimi yemişim. Nasıl bir varlıkmışım abi siz düşünün. Aç halis işte embriyosu anne karnında tutunmaya çalıştığında ikiz yumurtasını yemiş. Şok şok olayı tam anlamadım annem doktor anlatıp anlamadığımı farkedince böyle anlayacağım bir dilde anlatmaya çalıştı; ancak iki tane embryonal tümör oluştuğuna göre iki kardeşimi yedim annem diye deyince annem yok sen onları parçaladın kızım diye cevap verdi. Yani bir ikizim varmış ama onu içimde büyütmüşüm ta anne karnından bugüne kadar. Bari yanımda büyüseydi. Bu doktorlara gittikçe kendimi daha bi delirmiş hissediyorum. Ağır geldikçe uhum geli.

Not: 3 Nisana kadar dayansaydın beraber doğum günü kutlayacaktık.
opeth, özlemişim seni. ama bir yandan da beraberinde gelen hisler ağır geldi. özellikle lise anıları başlığı ile beraber. kaç kere yazacağım dedim, bi işim çıktı. yazmamam gerekiyormuş demek ki ama hiç de tatlı değildi. liseden geriye kalan sadece şarkılar belki de. ve kendime dair küçük anılar. geri dönüp bakınca keşfedebildiklerim.

deli değilim de nostaljiğim. yani inşallah deli değilimdir, diğer başlığı bulmak hala zor geliyor.
birisi var. durmadan beni stalklıyor ve farkındayım ama hiç mesaj atmıyor ya da aramıyor.

farklı 3 tarihte yaklaşık 7 kere özgeçmişimi malum kariyer sitesi üzerinden görüntüleyen bir şirket. aramazsan arama yar aramazsan arama.