bir delinin karalama defteri

1 /
kimi sahte kimi sahici onca gülümseme dağıtıyorum insanlara, sen beni teselli edecek olsaydın oturur hüngür hüngür ağlardım. belki hüzünden belki mutluluktan ne önemi var? yaşamanın ağrısı yalnız senin göğsünde diner.
dünyadan kopmak mümkün mü acaba? yaşayan bir ölü olmak gibi mesela...

Duygularımı kaybetmek istiyorum. Sevinecek az şey var. Genelde üzüntülü hallerdeyim. kaybım da yok. hayatımdaki değerli insanlar sağlıklı ama böyle giderse ben ruhsuz bir insan olacağım. bunu da bile isteye yapacağım. umut etmekten bıktım usandım. umut güzel bir şey ama hep sonu hüsran. benim kalbim artık kaldırmıyor hüsranı. yüklenecek çok yük var ama ben o yüklere ulaşamayacak kadar çok uzağım. bu yolda olmak bile ağır geliyor.

ve giderek kalbimin bağışıklığı düşüyor.

duygusuz insan olsam üzülmem hem.
...
mesafelerin artıyor olmasına karşın daha da yakınlaşıyor oluşuna anlam veremiyordu bir türlü.
aylar sonra aynı yerde otururken, benzer düşünceler içerisinde olduğu o zamanları hatırladı.
tahayyül ettiklerini defterine aktarmak için masanın sol tarafında bulunan kalemine attı elini,
kelimeler ile arası fena sayılmazdı. fakat o an, hissiyatını dile getirebilecek kadar kuvvetli
olmadıklarını düşünerek aldığı kalemi yerine bıraktı ve sadece şükretti.
...

c. 25, s. 75