bir şey sormak kastıyla durdurup para isteyen dilenci

1 /
patronun fena olmayan arabasından indiğimi görünce gözlerimin içine baka baka neredeyse koşarak yanıma gelen dilencidir. peşimi de bırakmıyordu. markete gittim marketin kapısında beni bekledi. çıktım eve doğru devam ettim. epey bir süre arkamdan geldi. "bu işin sonu kötüye gidecek. heralde evimi öğrenmek istiyor." dedim içimden ama bir süre sonra ümidi kesip bıraktı peşimi.

giyim mağazasının önünde takım elbise ile para isteyenler, bim ve a101'in önüne pusu kuranlar, evin zilini basıp para isteyenler derken işi baya büyüttüler. halbuki eline peçete, kalem alıp bir şeyler satsa ticaret yapmış olacaklar, dilencilik değil. gerçi çoğu da senden benden zengin kişiler zaten. bu iş onlar için meslek olmuş artık.
Dilenciliğin mobil hali. Şuradan geldim, şöyle şöyle durumlarım var gibi ifadeler kullanıyorlar. En azından ben denk geldiklerim. Bazıları oldukça sosyal, pardon beyefendi biraz zamanınızı alabilir miyim? Gibi ifadelerde duydum. Fakat 1 defa tam dinledim sanırım nedir diye, bundan epey zaman önceydi. Bunun dışında yaklaşmaya çalışanlara teşekkür ederek kendi yoluma baktım.
Bunun WhatsApplıları da vardır.
-naber kanka nasılsın
+Şükür sen
-şükür işler nasil
+Şükür senin ?
-şükür... Ya biraz nakitin var mi? Ben sana sonra şeyapayım.

İçses: sen zaten beni sürekli şeyapıyosun.
elinde bir recete ya da saglik raporu gibi bisiyle, fakat kesinlikle tam olarak ne oldugunu veya ne yazdığını bilemediğiniz bişey, ilaç alamadığını, su kadar lirasının eksik kaldığını söyler. genelde başörtülü bi hanımdır. üstü başı da fena olmaz hani normal yurdum insanıdır. kalabalıklar içinden seçildiğimizde her defasında gerçekten bişey soracağına inanır, durup dinleriz. bir sekilde savusturduktan sonra da cık cık cık diyerek yolumuza devam ederiz.
aslında icad edileli epey zaman oldu. yeni bir şey değil. yolda yürürken, gayet normal giyimli biri yaklaşır ve "abi pardon bir şey soracaktım? der. siz onay verdikten sonra başlar hikayeyi anlatmaya. "abi yanlış anlama, dilenci değilim. çalışmaya geldik, adam batmış. biz de işsiz kaldık. cebimizde hiç para da kalmadı. bi çorba parası..." vs. vs. bu en baştaki "abi yanlış anlama, dilenci değilim..." kısmı işin en can alıcı yeridir.

bi ara akşam karanlığında, elinde elektrikli testere ile dolaşan iki adam durdurup aynı muhabbeti yaptılar. tırsıyor insan haliyle. dedim ben de yemeğe gidiyorum, buyurun beraber gidelim. işi sonra memlekete dönmek için yol parasına çevirdiler. dedim az ilerde otobüs yazıhanesi size bilet alayım. onu da kabul etmediler. adam baltasını, pardon testeresini omuzuna koydu, "baba istediğimiz bi 20 kağıt be" dedi. dedim vermiyorum. karşılıklı sövüştük biraz ama dalmaya cesaret edemediler...