biz büyüdük ve kirlendi dünya

bu dizeyi çocukken dinlediğimde, büyümekten korkardım.dünyanın kirlenmesini gök yüzünü kaplayan gri bulutlar olarak tahayyül ederdim sadece.
keşke sadece gökyüzü gri bulutlarla kaplansaymış,
biz büyüdük ve kirlendi kalpler..
devamını gör...
-alıntı-

kirlenmek meseli



“sabun kirlenirse yıkarsınız
ya su kirlenirse!”
ya da kendimiz sözgelimi
çürük elma kokusundaki dilimiz
temmuz çardağı altındaki evimiz
kırılsın ellerimiz, tuz buz olsun!
üstelik tepeden tırnağa ve güpegündüz
üstelik kirlenerek hamam böceği şeklinde
iyi günler dileyerekten
kedilerle ve ıslıklarla…

şöyle: bütün yolların uzağında (karanlık çukurlarda!)
bütün köprülerin tuzağında (kafeslerde!)
iyi ki “allah’ın eli şâirlerin kalbi üzerinde!”
bir de hepimiz kirleniyoruz, bu çok kesin!
“şu baldıran tası dünyada”

şöyle: tutkuyla sarıldığımız bir bıçak (nöbet anlarında!)
çocukluğumuzdan bu yana taşıdığımız tozpembe düşler..
oysa, uzanıp kalıyoruz öyle, eşiklere bilmece gibi
bir kukla gibi atılıyoruz sahnelere ya da kör kuyulara…

şöyle: çünkü dizlerime kapanıp ağlamak ister gün boyu
uçurtması tellere takılmış çocuklar gibi.

şöyle: aşk insanı çıldırtır ve çıldırtırmış!
labirentlerden geçer gibi geçerken ateşlerden…

şöyle: ey ağır eczalarla ağırlaşan kalbimiz!
ölmek için geldiğimiz bu şehr-i stanbul’da
seni biz hangi âyinlerle?...

-adem turan-
devamını gör...
aynı zamanda dünyanın bu hale gelme sebebi biziz anlamı da taşır. yani okuyucunun/dinleyicinin dünya üzerinde sadece bir böcek görevi gördüğünü belirtir. çocukken her yer toz pembeydi, büyümek çok kötü, keşke hep altımızı ıslatsak, keşke hep bisiklet üzerinde kısa şortlar ve ağzımızda lolipoplarla dünyayı turlasak romantizmine fazla kapılmaya gerek yok doğal olarak.

bu dünyayı sen kirletiyorsun ağlak romantik, anlatabiliyor muyum? sen küçük kalsaydın dünya daha temiz bir yer olarak kalacaktı.
devamını gör...
dünya kirlenmedi; ufkumuz sislerle kaplandı. büyüdükçe ortalığa sis perdesi çekildi. her şey muğlaklaştı, güvenilecek bir tepe, sığınılacak bir liman kalmadı.

büyüdükçe idealler küçüldü. küçülen idealler sisi büyüttü. sis genişledikçe ortalık kirli gözükmeye başladı. kirlilikten ötürü herkes hanesine gizlendi, dışarıyı göremedi, yedi tabaka arşın içinde gezinmekten korktu.
devamını gör...
nostalji hastalığına yakalanmış ben ve benim gibilerin çocukluklarını hatırlatan yeni türkü'nün telli turna şarkısında geçen tümce.

80'lerin sonu 90'ların başında çocukluğunu geçirenler için son derece uygun bir sözdür zira adı geçen şarkı tam da bizim çocukluğumuzda piyasaya sürülmüştür.

Kara önlükler, yerli malı haftaları, plastik toplar, tüm arkadaşlarla toplanıp bisikletler üstünde pikniğe gitmeler...

(bkz: çok dertliyim be sözlük)
devamını gör...
biz buyudugumuz icin mi kirlendi yoksa kirlendigi icin mi buyuduk..

--- alinti---

Olum gelir, olum duygusuna karsi saygisiz
Ve zeka babacan tavriyla tiksinti verir
Soz yavan, kardeslik sarkilari gayetle tikiz
Oc alinmazsa cocuklar bile birden buyuyebilir

--- alinti ---

dizelerini aklina getiren sozdur..

devamını gör...
çocukluğun masumiyeti ile büyüklüğün alengirli kurt sofralarını aynı anda betimlemeye çalışan şarkı sözü. aklıma hep attila ilhanın şu dizelerini getirir.

--- alıntı ---

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

--- alıntı ---

devamını gör...
geçenlerde çocukluğumda sıkça dinlediğim bir şarkının nağmelerini duyduğumda epey hüzünlenmiş ve elim kurşun kalemime yönelmişti. nedendir bilmem uçurtmalar hakkında yazmaya başladım. yazdıkça yazdım. kimi zaman gözyaşlarım beyaz kağıt üzerinde küçük gölcükler oluşturdu ama elim durmak bilmedi. sonra kendimi yollara vurdum. sanki kağıda bütün kirini dökmüştüm yaşadığımız dünyanın ve dışarıya çıktığımda çocukluğumun o masum devrine yeniden kavuşacaktım. o hevesle bir kaç ara sokak arşınladım. ara sokaklar işlek caddelere nazaran daha çok umud saçar gönlüme diye belki de... ansızın bir kırtasiye çıktı karşıma. vitrinde ise rengarenk uçurtma malzemeleri... oracıkta çöküverdim kaldırıma. artık ara sokaklarda bile defterlerimizin temiz sayfalarından yaptığımız,yine beyaz kağıttan kestiğimiz kuyruklarını özenle erkalarına tutuşturduğumuz kağıttan uçurtmalar yoktu. biz yok olmuştuk çünkü. biz yani o zamanın çocuklarından artık eser yoktu. biz büyüdük ve uçurmalar rengarenk oldu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.