bosna hersek

1.
yapısıyla ve kültürüyle türkiye'ye aşırı derecede benzediğini düşündüğüm doğu avrupa ülkesi..işsizlik %40lar civarındadır..halk geçimini genel olarak turizmden ve avrupa birliğinden/birleşmiş milletlerden aldığı maddi yardımlardan sağlar..savaşın üzerinden 16 sene geçmiş olmasına rağmen, hırvatlar/sırplar/birleşmiş milletlerin kendilerine çektirdiği acıların unutulmasını istemedikleri için özellikle boşnakların ağırlıklı olduğu bölgelerde simge niteliğindeki bazı binalar halen onarılmamış ya da yıkılmamış, savaşta duvarlarında açılan yaralar aynı şekilde bırakılmıştır..bunlardan en can alıcısı saraybosna'daki holiday inn otelidir..otel savaştan sonra onarılıp tekrar hizmete açıldıysa da otelin en üst bir kaç katı onarılmadan bırakılmıştır..saraybosna'daki old town olarak tabir edilen başçarşı bölgesinde geleneksel/osmanlı/avrupa mimarisi göze çarparken şehrin yeni kısımları olan ilidza bölgelerinde soğuk sovyet mimarisi ben burdayım der..camileri aşırı derecede sadedir* bildiğin dört duvarlar beyaz boyalıdır bizdeki gibi herhangi bir çini/süsleme/mermer benzeri öge yoktur,cuma hutbeleri aşırı derecede uzun sürer,hele bir de benim gibi boşnakça olduğu için hutbede söylenenleri anlamıyorsanız yarım saat-kırk dakika civarındaki bu süre çok sıkıcı geçebilir..özellikle saraybosnada şehrin her tarafında bulunan mezarlıklardaki mezar taşlarının büyük çoğunluğunda "i ne recite za one koji su na Allahovom putu poginuli " mrtvi su!" ne, oni su zvi ali vi to ne osjecate" yazar ki ben bunu ilk zamanlarda bizdeki ruhuna fatiha tarzı birşey sanıyordum, daha sonra orada tanıştığım arkadaşlardan öğrendim ki bu cümle al-i imran suresinin 169-170inci ayetleriymiş..

allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. bilakis onlar diridirler

şehrin her tarafında mezarlıklar olduğunu ve bu mezarlıklardaki hemen her mezar taşında bunun yazdığını göz önüne alarak ne kadar çok şehit verdiklerini idrak edebilirsiniz..

ulaşım az sayıda otobüsle,tramvayla ve ticari taksilerle sağlanır ki taksiler aşırı derecede ucuzdur..tramvayla 3 km**'e gidebileceğiniz yere taksiyle 6-7 km'e gidebilirsiniz..tramvay ve otobüslere her kapıdan binilir duraklarda turnike filan da yoktur yani dilediğiniz gibi biletsiz binebilirsiniz ama zaman zaman görevliler tramvaya binip bilet kontrolü yaparlar , bilet basmadığınız anlaşıldığında bilet parasının 30 katı gibi bir ceza kesilir,

mahallelerde cenaze panoları vardır, o mahalleden vefat eden bir kişi olduğunda isminin resminin ve cenaze programının yazdığı ilanlar asılır,insanların birbirinden haberdar olması sağlanır..

mostar'da hırvatlarla sırpların baskılarından dolayı sadece bir tane cami ibadete açıktır,camilerde ezan okunmaz..amela*** isminde mostar'lı boşnak müslüman bir hanımdan öğrendiğimiz kadarıyla neretva nehri'nin hırvatların yoğun olduğu kısımındaki camilere günümüzde dahi hırvatlarca ufak tefek de olsa münferit saldırılar düzenleniyormuş,onlar inatla camileri tahrip ediyorlar biz de inatla tamir ediyoruz diyordu..mostar dondurması müthiştir, 2 liraya bi külaha yarım kilo dondurma dolduruyorlar yemesine doyum olmuyor..dağ çileği aromalı olanı tavsiye edilir..neretva nehri'nin suyu aşırı derecede soğuk,5 dakika ayağımı soktuktan sonra suyun soğuğundan saatlerce ayaklarımın sızladığını hatırlıyorum..bir de boşnak kızlarının erkeklerinden aşklarının ispatı için o suya 24 metre yükseklikteki köprüden atlama şartı koşmaları var ki evlenme tekliflerini kabul etsinler, eziyeti siz düşünün..gerçi o kızlar için de atlanır doğruya doğru*..

köprü kenarındaki bir restoranda yemek yerken köprünün tepesinde büyük bi kalabalığın toplanmasına ve bir delikanlının kendisini o çivi gibi suya salışına şahit olmuş idik, sanırım bir evlenme teklifi hadisesi vardı..gerçi sonradan öğrendiğim kadarıyla onun da sektörü oluşmuş turistler için para karşılığı gösteri atlayışları yapılıyormuş,eğer doğru ise ne yazıkki o aşkın da samimiyeti kalmamış..

osmanlı zamanında biz türkler tarafından Allah'ın 99 ismine atfen 99 basamaklı olarak inşa edilen köprünün yıkılmasından sonra yine biz türkler tarafından 93 basamak olarak inşa edilmiştir..orjinaline uygun olarak inşa edilmesi talimatı verilmiş olmasına rağmen türk müteahhitler savaşın başladığı ve köprünün yıkıldığı 93 senesine atfen 93 basamak yapmayı teklif etmişler boşnaklarca hemen kabul edilmiş..eski köprünün taşlarından 2 tanesine don't forget '93 yazılarak köprünün iki girişine yerleştirilmiş..

boşnak halkı çok sıcak kanlıdır, özellikle kızları,turist olduğunuzu anladıkları takdirde olur olmadık yerlerde gelip boşnakça birşeyler söyleyebilir,bi fotoğrafımı çeksene diyebilir hatta siz fotoğraf çektirirken gelip kolunuza girip sizle fotoğraf çekilebilirler..

her tarafta eczaneler ve fırınlar vardır,bosnadan hatırladığım tek dükkan eczane ve fırınlardır,eczanelerinin bizimkilerden farkı hem eczane hem aktar olmalarıdır,misal sarajevo'da gezerken arkadaşımın mide ağrısından ötürü eczaneye gittiğimizde hap filan beklerken ot önerilmişti..marketlerinde hep tavuk etinden yapılan ürünler satılır, salam sosis jambon ne ararsan tavuktandır..peynirleri çok çirkindir genellikle acı en azından benim yediklerim öyleydi,ekmekleri inanılmazdır,fırınlarından yayılan kokular tek başına insanı çıldırtmaya yetebilir..fırına girip çeşit çeşit ekmek alıp kuru ekmek yemek en büyük zevklerinizden biri haline gelebilir..şişe su aşırı pahalıdır,yarım litrelik coca cola'nın 0,75 km olduğu yerde yarım litrelik su 1 km'dir ama zaten adım başı çeşmeler hayratlar olduğundan pek ihtiyaç duymazsınız..halkın en çok tükettiği içecek soda'dır her yerde kisela voda yazıları,şişeleri,dolapları görebilirsiniz sudan çok kisela voda tüketiyorlar sanırım,gerçi haksız da sayılmazlar şişe suları çok kötü bi tada sahipken bu kisela voda'lar çok lezzetlidir..

kantonlardan oluşur ve yönetim yanlış hatırlamıyorsam 6 ayda bir el değiştirir,devleti bi 6 ay boşnaklar bi 6 ay hırvatlar bi 6 ay sırplar yönetir..

türkiyeden giden orta halli bir kişinin inanılmaz güzel bir tatil yapabileceği kadar ucuz bir ülkedir..örnek vermek gerekirse, saraybosna'da geceliği 15 euro'ya başçarşı'nın göbeğinde çok güzel bir hostelde kalmıştık..mostar'da ise daha güzel bir pansiyonda geceliği 10 euro'ya konaklamıştık..5 km'e yani yaklaşık 2.5 euro'ya tıkabasa çevapi* yiyebilirsiniz hem de neretva nehrinin kıyısında mostar manzaralı şekilde..

boşnak mutfağına gelince hepimizin malumu boşnak börekleri meşhur..yanlış hatırlamıyor isem 2 euroya tıkabasa börek yiyip yanında cappy meyvesuyu içebiliyorduk..ki zaten 7 günün kahvaltısı da böyle geçti hem aşırı derecede güzel hem de ucuz olunca vazgeçilmeziniz oluyor..bosanski kafa diye geçen kahveleri de bi hayli meşhur, bizim türk kahvesinden pek farkı yok ama yine de çok güzel özellikle sunum konusunda çok iyiler kendinizi çok önemli hissedebilirsiniz o manzara karşısında..

ve gideceklere çok önemli bir tavsiye..mutlak surette herhangi bir markete girip kinder delice alın..gerçi avrupa'da diğer ülkelerde de varmış ama türkiye'de ne yazıkki satılmıyor bu kekimsi çikolatamsı şey..zaten gelse browni intense çılgınlığını yerle bir edebileceğinden zerre şüphem yok..kardeşim her gelişinde halen üçer beşer tane getirir bana hediye olarak*, bu yazıyı okuyup bosnaya giden olursa da rica ediyorum beni unutmayın az da olsa kinder delice'nizi esirgemeyin şu kardeşinizden*..

saraybosna'dan mostar'a gidecekseniz ve tek kişi değilseniz otobüs kullanmayın zira bir kişilik bilet 15 km, ama 25 km'e araba kiralayabiliyorsunuz ve yol üstünde durmak isteyeceğiniz inanılmaz güzel yerler var, mostar'da da gezeceğinizi göz önüne alınca 2 kişiden fazla iseniz araba kiralayarak gezmek çok mantıklı bir hal alıyor hem ucuz hem rahat oluyor..

mostar'a gidince merkeze 12 km mesafedeki blagaj'a giderek nakşibendi tarikatine ait olan yakın zamana kadar dergah olarak kullanılan ama yakın zamanda müze haline getirilen blagaj tekkesini mutlaka görmelisiniz..mostardan yarım saatte bir otobüs gidiyor 2.5 km kişi başı ücretler ama dönüşte otobüs ciddi anlamda sorun çünkü otobüsün gelirken kullandığı yolla dönüşte kullandığı yol farklı, 5 kişi 2bucuk saat otobüs bekleyip 2bucuk saatin sonunda taksiye binip 10 km'e mostara dönmüştük.. evet otobüse verdiğimiz para taksiye verdiğimizden daha fazlaydı bölgeyi bilmemenin korkusuyla dünyanın yolunu geldik taksi çok tutar bide taksici bizi kazıklar diyerek 2bucuk saat boyunca esnafın taksi çağıralım şeklindeki çağrılarına karşı çıkıp mal gibi otobüs beklemiştik biz ettik siz etmeyin..

saraybosna'da başçarşı'nın hemen üst kısımlarında bir şehitlik var, merhum bilge kral aliya izzetbegoviç'in kabri de bu şehitlikte bulunuyor, gidip görme şansınız olursa sadece kabri dahi kendisinin neden bilge kral olduğunu size anlatmaya yetecektir..bu şehitliğin üst kısımlarında bir tepe var yürüyerek sokaklarda dolaşarak 10-15 dakika gibi bir sürede tırmanabilirsiniz evlerin arasından, ne yapın edin tırmanın çünkü o tepe saray ova'yı ayaklarınızın altına serecek..bütün şehrin manzarasını görebilme imkanı veriyor size harika keyifli saatlerce oturabilirsiniz..

ilidza'da* vrelo bosne* isimli bir milli park var ki insana cennetten bir köşeye düştüm hissi veriyor inanılmaz güzel bir doğası var,ilidza'da tramvaydan indikten sonra yarım saatlik bir yürüyüşle vrelo bosne'ye giden yola ulaşabilirsiniz,taksiye de binebilirsiniz ama binmeyin yürüyün çünkü çok güzel bi bölge..vrelo bosne'ye giden yolun girişine geldiğinizde sağı solu ağaçlarla ve yer yer villalarla kaplı ucunı göremediğiniz dümdüz bir yolla karşılaşacaksınız,hemen yanınızda faytonlar göreceksiniz..20km'e sizi götürebileceklerini söylüyorlar vrelo bosne'ye, 4kilometrelik bir yoldan bahsediyoruz zira,biz yürümeyi tercih etmiştik tabi 4 km olduğunu bilmiyorduk yolun 15 dakika diye söylenmişti bize,biz de gideriz yorulursak dönüşte faytona bineriz demiştik..ama o iş öyle olmuyormuş,fayton sadece yolun başında var vrelo bosne'den dönerken fayton kullanmak istiyorsanız ya baştan faytoncuyla anlaşıp hacı 2saat sonra 3 saat sonra gel beni al diyeceksiniz ya da vrelo bosne'nin orada birilerinin faytona binerek gelmesini bekleyeceksiniz ki ölümlerden ölüm beğenmek gibi birşey bu..hasılı o gün ilidza tramvay durağından vrelo bosne'nin girişine ve oradan vrelo bosne'ye gidip aynı yolu dönüşte de yürüyerek sırtımda devasa çantayla 15 km civarı yürümüştüm..ama herşeye değer güzellikte bir yola sahip vrelo bosne,kendisi zaten güzel,yine olsun yine yürürüm..

hasılı doğası güzeldir,tarihi güzeldir,acısı tazedir gidilmeli gezilmeli halkıyla görüşülmeli hatta mümkünse amaçsızca sadece oradan biri olmak için orada yaşanmalıdır en azından birkaç ay..
devamını gör...
3.
savaş sonrası* kurulan 3 lü yapıdan oluşan bir yönetim biçimi vardır. boşnaklar-hırvatlar* ve sırpların* temsil edildiği bu üçlü yapı dayton anlaşmasına dayanmaktadır.

ülke "bosna hersek federasyonu", "sırp cumhuriyeti" ve "brcko tarafsız bölgesi" olmak üzere üç kısımdan oluşur.

bosna hersek federasyonu ülkenin %51 ini, sırp cumhuriyeti ise %49 unu teşkil eder. brcko tarafsız bölgesi ise çok küçük bir alanı kapsamaktadır.


ülkedeki bu üçlü yapı sebebiyle hala tartışmalar sürmektedir. nufüs olarak %49 rakama ulaşmamasına rağmen toprak olarak bu orana sahip olan sırp cumhuriyeti, bosna-hersek federasyonu tarafından hoş görülmemektedir. ayrıca dayton anlaşmasında, sırp bölgesinin "republika srpska" şeklinde isimlendirilmesi de sorunlara sebep olmuştur.

bunun yanı sıra bosna-hersek federasyonu ise boşnaklar ve hırvatlar arasında bir dağılım göstermektedir. bu bölge kend içinde 10 kanton*dan oluşmaktadır.

tarihi ve toplumsal sürece bakıldığında boşnak halkı hep katolik hırvatlar ile ortodoks sırplar arasında kalan, müslüman olma sıfatının boşnak sıfatından daha ağır bastığı bir millettir. komunist yugoslavya döneminde yapılan bir referandumda "kendinizi hangi millet olarak tanımlıyorsunuz" sorununda, sırp, hırvat, müslüman seçeneklerinin olması durumu daha da açık izah etmektedir.

bosna hersek devlet olarak hırvatistan ve sırbistanın arasındadır. aynı zamanda bosna hersek kendi toprakları içinde de "bosnalı hırvatlar" ve "bosnalı sırplar" olarak üçlü bir demografik yapı oluşturmaktadır. zaten bu durum, yugoslavyanın dağılması döneminde savaşın çıkmasındaki en büyük etkenlerden birisidir. hırvatistanın desteklediği bosnalı hırvatlar ve sırbistanın desteklediği bosnalı sırplar. bu durum ülkedeki dengelerin ne kadar hassas olduğunu göstermektedir.

devamını gör...
saraybosna yakınlarında fojnika kasabasında bir kilisenin duvarında ülkeyi feth eden fatih sultan mehmet'in fermanı uzun yıllar asılı kalmıştır." yeri göğü yaratan Allah'ın ve kuşandığım kılıcın hakkı için" sözleriyle başlayan ferman, bosnalı hristiyanları dinlerinde ve inançlarında serbest bıraktığını ilan ediyordu.*
devamını gör...
az önce bir kanalda denk gelip izlediğim babamın memleketi.. camide namaz kılınıyordu o sırada.. ve sadece cuma günleri değil her gün her vakit öyle dolu oluyormuş camileri.. çok hoşuma gitti.. o an bizim ülkemiz için de dua ettim böyle olması için.. bir de hatim yapılıyormuş her gün.. hemen camiden çıkmak yerine camide oturup kur'an okuyorlarmış.. ne güzel.. rabbim bizlere de nasip etsin..
devamını gör...
konya'da kampüse yakın tramvay duraklarından biri.
üniversiteye yakın olduğu için öğrencilerin ev tutmak için en fazla rağbet ettiği yerlerdendir.
devamını gör...
güzel, vakur ülke... nehrinin mavisi ne kadar da efsunlu...
lamusi'ye editleme teşekkürü: şehir yazmışım. o nehirler kadar efsunludur işte... he bir de size dino merlin eşlik ediyorsa...ülkeyi şehir yaparsınız.
devamını gör...
yıllar önce... bosna savaşının son günleri bir yılbaşı arifesinde saray bosna’nın susuz, yakıtsız, elektriksiz evlerinden birine sığınmış titremekteyim.
tepede sırp keskin nişancıları.
etrafta ölüm nefesi.
niyetim, haber yapmak.
savaş haberi değil, futbol haberi!..
ertesi sabah hedefime ulaşıyorum. birleşmiş milletler gücü’nün karargahı haline getirilmiş bosna stadı’nın yanındaki antrenman sahasındayım.
kale direkleri, hatta saha çizgileri duruyor ama yeşil sahanın tamamı mezarlık olmuş.
çünkü saray bosna’da savaş kayıplarını gömecek yer kalmamış, sıra futbol sahalarına gelmiş.
gençlerin top koşturduğu zeminde, bir taşın başındaki kadın elinde kırmızı karanfille kaybına ağıt yakıyor.
işte “savaş” böyle bir şey oluyor.
tezat ötesi.
trajedi sözü bile az.
daha sonra tekrar gittim bosna’ya ama o günlerin geride kaldığına dünkü haberle inandım:
“saray bosna dünya şampiyonası finallerinde”...
ilk hatırladığım, kabristan haline gelmiş futbol sahası...
artık sadece feci bir anı.
ne mutlu...
onlar kadar sevinç içindeyim.
tebrik ederim saray bosna milli takımı’nı ve halkını.
devamını gör...
şu anda bizim gezi olaylarına benzeyen olaylar yaşayan ülkedir. ama eğer yanlış görmediysem sözlükte kendisine yer bulamamış olaylardır.
olayın ciddiyetini anlatmak için şu bilgileri vereyim, belediye ve cumhurbaşkanlığı binalarına molotof kokteylli saldırılar düzenlenmiş. bunun dışında da daha bir çok olay var.

bilgilerin çoğunu şu anda bosna hersekte yaşayan bir yazarımızdan aldım, ama sözlüğe girip bunları anlatacak vakti yok muhtemelen. whatsapptan alabildiğim kadarıyla şimdilik haberler bu kadar.
devamını gör...
--- emine şeçeroviç ) ---

bugün tuzla'da eylemciler devlet binasını yaktı... sonrasında saraybosna, zenitsa, mostar'da da aynı şeyler yaşandı.
yakanların neredeyse hepsi yüzünde maske, elinde sopa, başında kapşonlarla eyleme gelmişlerdi.
#turkeybrothersbosnia hiç kimse bu şekilde hepimizin vatana zarar vererek hak arayamaz. binayı, arşivi, bayrağı yakmak da ne?

hatta yanan arşivler üç savaş boyunca korundu... bugün yakıldı.


--- emine şeçeroviç ) ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.