cem sultan

the borgias dizisinin birinci sezonunda kendisini canlandıran arap genci avrupalıların türklere bakış açısı bakımından önemlidir.
devamını gör...
on beşyıla yakın süren sürgün hayatı boyunca, asla islam ve osmanlı karşıtı bir eylem içine girmemiş, kendisine bir haçlı ordusunun desteği ile osmanlı tahtını ele geçirmesi teklif edildiğinde reddetmiştir.
devamını gör...
1991 doğumlu galatasaray alt yapısından yetişme futbolcu. 2011-2012 sezonu ara transfer döneminde kayserispor'a gitmiştir.
devamını gör...
1474'de karaman valiliği'ne getirilmiş ve babasının ölümüne kadar bu görevde kalmıştır. fatih'in ölümüyle atik davranıp tahta geçen ağabeyi 2.bayezid'e savaş açtı. bursa'ya giderek padişahlığını ilan etti. taht kavgasını sona erdirmek amacıyla ağabeyine anadolu'nun kendinde kalması şartıyla imparatorluğu bölüşmeyi teklif ettiyse de 2.bayezid anlaşmaya yanaşmadı.
ikinci çarpışmada yenik düşen cem sultan suriye'ye ardından mısır'a sığındı. ankara'ya yaptığı başarısız bir sefer sonrası malta şövalyeleri'ne ve ölümüne dek önce fransa sonra roma'da sürgün hayatı yaşadı. fransa kralı 13.charles tarafından serbest bırakılmak üzere iken hastalanarak öldü.

edit: imla.
devamını gör...
hafiften şaşıymış. bu şaşılığın nedeni olaraksa, daha doğduğu gün babası tarafından yere fırlatılması söylenir. söylenir derken, bu söylentidir. nakleden devrin hasodabaşısıdır. fatih bu küçük oğlu doğduğunda, "tahtta hak iddia edebilecek bir oğul daha" diyerek pek sevinmemiştir, anlattıklarına göre. neyse... cem sultan'ın şanssızlığı babası vefat ettiğinde, kendisini istanbul'a davet etmek için yola koyulan habercilerden birinin, saraydaki beyazıt kliği tarafından yolda yakalanması, diğer habercinin ise beyazıt'ın tarafına geçmesidir. yine o dönemde, osmanlının güçlü komutanı gedik ahmet paşa'nın italya'da olması da, cem'in şanssızlığı olmuştur. gedik ahmet, cem sultan'ın destekçisiydi çünkü. bu şanssızlıklara, konya'dan yola kendisi ile çıkan beylerin ve askerlerin, beyazıt kuvvetleri ile karşılaşınca cem'i terk etmesinin eklenmesiyle, çile dolu ömrü başlamıştır.

ölümü şaibelidir. ama genel kabul, cinayete kurban gittiğidir. roma'dan yola çıktığında sağlıklıdır. ne olduysa traş olduktan sonra olmuştur. saçlarını kazıtmak istemiş, istanbul'dan gelmiş olan berber, zehirli usturayla saçlarını kazımış ve açtığı ufak bir yara ile onu zehirlemiştir. ölümü sürecinde bütün vücudu şişmiş, tanınmayacak hale gelmiştir.

onun şanssızlığını çocukları ve torunları tevarüs etmiştir. yıllar sonra, yavuz'un eline geçen çocuğu ve torunu, tahtta hak iddia etme potansiyelleri olduğu için boğdurulmuştur. cem'in evlatlarının hıristiyanlığı seçmesi ve hıristiyanlar gibi giyinmesi, onların düştüğü bu hayat, osmanlı'ya karşı koz olarak, rehin hayatı yaşamış olmaları yavuz'u üzmüştür. ama yine de idam edilmişlerdir.
devamını gör...
zehirlenerek öldüğü söyleniyor beyazıt yerine gelseydi daha büyük işler yapabilirdi.
devamını gör...
papa'nın kankası falan da olan zat, katedrallerde ettikleri sohbetlerin kayıtları hala vatikan müzesinde saklanıyor, sonra papa yamuk yaptı o ayrı.
devamını gör...
asla papanın kankası olmayan, hakkında bilgimiz yokken fikrimizin de olmaması gereken şehzadedir.
osmanlı padişahları ve şehzadeleri içerisinde hac görevini ifa eden tek kişidir.
sultan beyazid han ın kayınpederinin cem sultana giden haberciyi engellemesi neticesinde taht çağrısını geç almıştır. isyan ve bursa zaferi neticesinde devletin büyük parçasını abisine anadolu tarafını da kendisine veren bir anlaşma sunmuştur. (iyi midir ? değildir! ) daha sonra ordularının mağlup olması ile önce memlüklülere sonra tapınak (rodos) şövalyelerine sığınmıştır (aslında hep bir anlaşma ile gitmiştir. ama tapınak şövalyeleri ona esir muamelesi yapmıştırlar) tapınak şövalyelerinin onu papaya satması neticesinde daha da sıkıntılı geçecek günleri başlamıştır. osmanla onun papanın elinde bulunması dolayısıyla bir çok seferini iptal etmiş, üstelik papaya da ayda 40,000 altın bakım masrafı ödemiştir. fransa osmanlının ricası ile onu papanın elinden kurtarırken daha önce zehirlenmesi sebebiyle yolda vefat etmiştir. papanın ''sana ordu verelim ,ya da hristiyan ol'' tekliflerini asla kabul etmemiştir.
vefatı sultan beyazid'i çok üzmüş tüm devlette 3 gün yas ilan edilmiştir.
cenazesi 4 yıl sonra bursa'ya getirilmiş en büyük abisi mustafa'nın da bulunduğu türbeye defnedilmiştir.

bu olaydan sonra taht ve saltanat soyutlaşmış devletin bekası daha da önemli hale gelmiş ve kardeş katlinin önü açılmıştır (devletin sağlığı için)

Allah rahmet eylesin.
devamını gör...
galatasaray paf takımında oynayan, gelecek vaat eden genç santrafor.
devamını gör...
2. murat dönemi batılı tarihçilerin "milli romantizm" adını verdikleri prematüre ulusalcılık çağı olduğu için adı o dönem türklerin töresi kabul edilen cem ayinlerinden alınmıştır ayrıca oğuzhan adında bir oğlu vardır.

cem ayini deyince kendisinin ne anladığını idrak edebilmek için yine kendisinin yazdığı "oğuznamelerin kritiği" diye vasıflandırılabilecek cam-ı cem ayin adlı esere bakmak gerekir.

"ben süleyman şah neslindenim en önce o geldi."*

devamını gör...
osmanlı tarihinin en acıklı hayat hikayesine sahip kişisidir zannımca. ismini duyunca bile içimi bir durgunluk ve hüzün kaplar.
devamını gör...
ağabeyi 2.beyazıt'ın kanayan yarasıdır..babaları fatih sultan mehmet han'ın vefatından sonra girilen taht kavgasında,
amasya'da bulunan 2.beyazıt,konya'da bulunan cem sultan'dan daha erken davranıp,tahta çıkar..kardeşine güzellikle taht davasından vazgeçmesini söylerse de başarılı olamaz..yanına ailesinide alarak kahire'ye oradan hac görevi için hicaz'a gider..
tekrar döndüğünde rodos şovalyelerinden pierre d'aubusson rodos'a davet eder...anlaşma gereği istediği zaman rodos'tan ayrılacaktı ama gavur gavurluğunu yapar;adadan fransa'ya gönderilir...esaret hayatı başlar..13 yıllık esir hayatından sonra zehirlenerek son nefesini verir..
ağabeyi sultan 2.beyazıt,cem sultan'ın masrafları için yılda 40.000 altın ödeme yapıyordu..bu olay üzerine üç günlük yas ilan edildi..naaşını almak için çok uğraştı..ancak 4 yıl sonra payitahta getirildi..bursa'da kardeşi şehzade mustafa'nın yanında defnedildi..
devamını gör...
fransa kralının roma'ya yürümesi üzerine papa tarafından fransızlara teslim edilen osmanlı şahzedesi.ikinci bayezid dokuz günde beraberindeki 4000 kişiyle amasya'dan istanbul'a ulaşarak cem sultan'dan önce tahtı almıştır.cem sultan konya-tarsus-rodos-roma istikametinde bir yola çıkar ve en sonda fransızlara teslim edilirken,papa tarafından zehirlenerek öldürülür.papayla cem sultan'ın konuşma tutanaklarının vatikan'da saklandığı söylenmektedir.şuan da bursa'da bulunan cem sultan'ın naaşının olduğu yerin(muradiye türbesi) bakımsız durumda olduğu gidenler tarafından dile getirilmektedir.
devamını gör...
1951 yapımı, siyah beyaz türk filmi. yönetmen münir hayri egeli, senaryo melih başar, oyuncu kadrosu bülent ufuk, silia de gandi, ef palm, suzan yakar, zeynep sırmalı, ali korkut, vedat örfi bengü, berrin aydan, nana aslanoğlu, pola morelli, ali küçük bulunmakta.

devamını gör...
gavurla işbirliği yaparak kendini rezil rüsva etmiştir şehzadedir. ibretlik bir yaşamı olmuştur.

bayezid velã® ile taht kavgasına girişen cem sultan ona yenilince rodos şövalyelerine güvenir ve anlaşır. bu anlaşmadan hemen sonra sövalyelerin üstad-ı azamı bayezidle pazarlığa oturur ve ondan nezarette tutmak karşılığında yıllık 45000 duka altını ister ve alır.
şövalyeler bununla da yetinmez cem sultanın karısından da serbest bırakılması karşılığında 20000 altın alır ama serbest bırakmaz. ve papa bu mübarek insanları kardinal yapmıştır neyse.
şövalyeler daha sonra bu cem sultanı papaya satarlar. madeni bulmuşlar tabi. daha sonra papa osmanlıya gönderdiği elçi ile fransa kralının cem sultan da gözü olduğunu, romaya saldırıp onu eli geçirdikten sonra osmanlıya karşı kullanacağını bu yüzden kendisine askeri yardım etmesini istemekte yada 300000 altın karşılığında öldürtmeyi önermektedir.
fransa ve almanyanın gerçekten de bir hesabı vardır bu konuda. avrupalı devletler batıdan girecekler ve cem sultan da mısır ve suriye üzerinden doğudan girip osmanlıyı ele geçirecektir. bu yüzden alman imparatoru papaya gidip macaristan ve lehistanın osmanlı ile barış yapmaması için aracı olmasını da istemiştir.
bu arada cem sultanı taliplilerine mısır sultanı da eklenmiştir. aklı sıra o da osmanlıyı söğüşleyecekti. ama fransa kralı erken davranmış italyaya girip papadan cem sultanı kiralamıştır. koskoca şehzade gavura kiralanmıştır. gerçi düşünce biçimimiz öyle değişmiş olmalı ki bunun benzerlerini yaşıyoruz ama kimse farketmiyor. neyse fazla sosyal mesaj veripte sıkmayalım. papa cem sultan ı kiraya vermiş ama fransa kralı emeline ulaşamadan papanın etkisini yavaş gösteren zehriyle cem sultan zehirlenmiş ve ölmüş.

cem sultanın cenazesi bile pazarlık konusu olmuştur. cem sultan vasiyetinde muradının anadoluya gömülmek olduğunu yazmış böylece birileri cem sultan diye ortaya çıkmayacaktı. osmanlı elcisi napoliye cenazeyi almaya geldiğinde fransızlar 50000 altın istemişlerdi ama elçi eli boş döndü. daha sonra fransızlar napoliden çıkarılınca oranın kralı 5000 altına bırakırım demiş. hatta papa da cenazeyi satın almak istemiş fakat alamamış.
en son sultan bayezid italya kıyılarını işgal etme tehdidiyle cem sultanın cenazesi alınabilmiş ve muradiye'ye gömülmüştür.

heralde bugün kalksa bize vereceği ilk öğüt "gavura asla güvenmeyin" olurdu.
devamını gör...
acâib şehr imiş bu şehr-i nitse
ki kalur yanına her kim ne itse

bu beyiti fransa'nın nice kentinde bir süre kaldıktan sonra yazmış olan, fatih'in şehzadesi.
devamını gör...
victor hugo'nun legends of centuries (la lã©gende des siã©cles) eserinin konusudur. avrupalı'ların zizim'idir.
devamını gör...

--- alıntı ---
viens! le ciel s'offre, avec ses ã©toiles sans nombre,
en frã©missant de joie, ã  l'ã©vadã© de l'ombre!
viens! tu fus bon un jour, sois ã  jamais heureux.
entre, transfigurã©; tes crimes tã©nã©breux,
o roi, derriã¨re toi s'effacent dans les gloires;
tourne la tãªte, et vois blanchir tes ailes noires.
--- alıntı ---

la lã‰gende des sıãˆcles (bkz: victor hugo)
devamını gör...
fatih sultan mehmed'in oglu, ıı.beyazit'in kardesi,tarih kitaplarinda pek bahsedilmese de padisah olmadigina en cok uzulunen veliahttir,hatta bir rivayete gore fatih sultan mehmed tahti ona birakmis ancak beyazit daha hizli davranip tahti kapmistir.ayrica osmanli devletinin padisahi olabilse idi,osmanli'nin ikinci bir fatih donemini gorebilecegi iddia edilmektedir.

daha sonra hayati surgunlerde gecmis,zamanin papasi tarafindan zehirlenerek oldurulmus daha sonra osmanli imparatorlugundan cenazesi karsiliginda cokca altin alinmistir.

trajik bir hikayenin basi dik kahramanidir.

devamını gör...
cem sultan. (ö. 900/1495)

osmanlı şehzadesi.

fâtih sultan mehmed’in üçüncü oğlu olup 27 safer 864’te (23 aralık 1459) edirne’de doğdu. iki lalası ile birlikte henüz on yaşında iken 1469’da kastamonu’ya sancak beyi olarak gönderildi. burada kısa bir süre kaldıktan sonra önce istanbul’a, oradan da rumeli’ye gitmesi emredildi. babasının 1473’te otlukbeli’de akkoyunlular’la mücadelesi sırasında mağlûp olduğu yolundaki söylentiler üzerine lalaları nasuh ve kara süleyman kendisine biat ettiler. ancak bunu duyan fâtih oğlunu azarladığı gibi lalalarını da öldürttü.

ağabeyi şehzade mustafa’nın konya’da ölümü üzerine 1474’te sancak beyi olarak oraya gönderildi. bu görevi sırasında karamanoğulları ile iyi geçindi ve bu sayede onların gizli emellerini engelleyebildi. burada etrafına topladığı âlim ve sanatkârlarla mümtaz bir kültür çevresi meydana getiren cem, babasının ölümü ve bayezid’in tahta geçmesiyle hak iddiacısı olarak ortaya çıktı. babasının taht için kendisini seçtiğini, bayezid’in haksız olarak başa geçtiğini ileri sürerek ordu topladı ve bursa’ya gitti. on sekiz gün kadar şehirde kaldı, bu sırada adına para bastırdı, hutbe okuttu ve kendisini padişah ilân etti. ancak 1481 haziranında yenişehir’de ağır bir yenilgiye uğradı; çekildiği konya’da da yeterince destek bulamayınca tarsus’a, mısır sultanından aldığı davet üzerine de kahire’ye gitti. kahire’de büyük bir ilgi gördü ve orada kaldığı süre içinde mekke’ye giderek hac vazifesini yerine getirdi. anadolu’dan gelen haberler onu taht yolu için tekrar ümitlendirdi. fakat ankara sancak beyi mehmed bey’in ısrarı ile giriştiği harekât bir sonuç vermedi. 1482’de karamanoğlu kasım ileanlaşıp konya’yı almaya kalkıştıysa da geri püskürtüldü, taraftarları dağıtıldı. artık anadolu’da kalma imkânı ortadan kalkan cem otuz kadar adamı ile rodos’a gitti. bundan sonra bir daha vatanına dönemedi ve böylece maceralı avrupa hayatı başlamış oldu.

29 temmuz 1482’de rodos’a varan cem sultan, rodos şövalyelerinin isbitâriyye reisi pierre d’aubusson tarafından büyük bir törenle karşılandı. cem sultan şövalyelerin yardımı ile rumeli tarafına geçmeyi umarken şövalyeler onu osmanlı devleti’ne karşı bir koz olarak kullanmayı düşünüyorlardı. p. d’aubusson papaya, macaristan ve napoli krallarına mektup yazarak durumu izah etti ve nasıl bir yol takip edileceğini sordu. iltica haberini öğrenen ıı. bayezid ise rodos şövalyeleriyle anlaşma yolunu seçti. cem’e yardım edilmemesi için venedik’le de anlaşan ve onlara vergi muafiyeti bahşeden ıı. bayezid, şövalyelere 40.000 altın vermeyi kabul etti. şövalyeler cem’in rumeli’ye gitme isteğini geri çevirdikleri gibi kontrollerini daha da arttırdılar ve kendisini gizlice fransa’ya gönderdiler.

15 ekim 1482’de savoia dükasına bağlı villefranche’ye götürülen cem, veba salgını sebebiyle nice şehrine gönderildi. burada dört ay kaldı, bu süre içinde batı dünyasının sosyal yaşayışına şahit oldu, adı çeşitli söylentilere karıştı. 5 şubat 1483’te chambery’e götürüldü. orada iken macar kralına yolladığı adamlarının yakalanıp öldürüldüğünü haber aldı. bu arada ıı. bayezid de kardeşi ve avrupa’nın durumu hakkında bilgi almak için sürekli olarak casuslar gönderiyordu. cem’in avrupa’da bulunması ve ıı. bayezid’in faaliyetleri, venedik dahil olmak üzere macaristan kralı, papa, napoli kralı ve hatta memlük sultanının konu ile ilgilerini canlı tutmaktaydı. bütün bunları yakından takip eden ıı. bayezid, cem’in sağ olarak iadesi için çeşitli teşebbüslerde bulunuyor, öte yandan başta barak reis olmak üzere gizlice gönderdiği adamlarından onun hakkında bilgi almaya çalışıyordu. bu arada macar kralı cem’i kaçırma teşebbüsünde bulunduysa da başarılı olamadı. memlük sultanı 1487’de 20.000 filori karşılığında cem’in kendilerine verilmesi teklifinde bulundu. papa vııı. ınnocente bir haçlı seferi gerçekleştirmek için cem’den faydalanmayı umuyordu. pierre d’aubusson ile anlaşarak cem’i roma’ya getirtti (4 mart 1489). ıı. bayezid durumdan haberdar olunca cem’i muhafaza altında tutması için şövalyelere vereceği parayı papaya gönderdi. 30 kasım 1490’da roma’ya giden osmanlı elçisi mustafa bey, papaya üç yıl için 120.000 altın verdi. papa ınnocente’in ölümünden sonra fransa kralı vııı. charles, cem’in napoli’ye sevki için yeni papa vı. alessandro ile anlaştı. fransa kralı onu siyasî emelleri için bir koz olarak kullanmak istiyordu. ancak 27 ocak 1495’te roma’dan ayrılan cem, castel capuana denilen yerde 29 cemâziyelevvel 900 (25 şubat 1495) tarihinde öldü. onun, elindeki kıymetli rehineyi bırakmak zorunda kalan papa tarafından zehirlendiği rivayet edilmektedir.

cem’in ölümünü haber alan bayezid üç günlük yas ilân ettiği gibi gıyâbî cenaze namazını da kıldırtmıştır. tahnit edilmek suretiyle sadık adamları tarafından gaeta denilen yerde toprağa verilen cesedi 1499’da napoli kralı tarafından osmanlılar’a teslim edilerek bursa’da muradiye camii hazîresine defnedilmiştir.

hayatı oldukça maceralı geçen ve avrupalı devletlerin siyasî oyunlarına hedef olan cem sultan iyi bir şair olup farsça ve türkçe iki divanı vardır. ayrıca adına birçok eser yazılmıştır. doğu’da ve batı’da portreleri yapılmış olan cem sultan’ın hayatı sonraki dönemlerde çok ilgi çekmiş, hakkında çeşitli ilmî araştırma yapıldığı gibi roman, piyes ve çizgi romanlara da konu olmuştur. avrupa literatüründe isminin “zizim” şeklinde yazılması muhtemelen “cimcime”den kaynaklanmaktadır.

bibliyografya:

haydar bey, “vâkıât-ı sultan cem”, toem ilâvesi (nşr. m. ârif), istanbul 1330; marino sanudo, ı diarri, venezia 1879, ı, 21, 56, 94, 427, 437, 1007; ıı, 430, 436, 463, 596, 610, 660, 684, 697-698, 700, 714, 734, 1023, 1112; feridun bey, münşeât, ı, 290-294; hoca sâdeddin, tâcü’t-tevârîh, ı, 8-40; l. thuasne, djemsultan, ztude sur la question d’orient à la fin du xve siècle, paris 1892; m. koman, şikârî’nin karaman oğulları tarihi, konya 1946, s. 199-204; ismail hikmet ertaylan, sultan cem, istanbul 1951; j. lefort, topkapı sarayı arşivlerinin yunanca belgeleri, cem sultan’ın tarihine katkı (trc. h. gonnet), ankara 1981; g. e. careetto, un sultano prigioniero del papa, venezia 1989; a.mlf., gem sultan. pellegrino d’oriente, paese (treviso) 1991; h. heidenheimer, “die korrespondeuz sultan bajazet mit papst alexander vı”, zeitschrift für kirschengeschichte, v (1882), s. 511-573; i. hami danişmend, “vâkıât’a nisbetle gurbetnâme”, fatih ve istanbul, ıı/7-12, istanbul 1954, s. 211-270; ibrahim artuk, “fatih sultan mehmed ve onu müteakıb bayezid’le cem adına kesilen sikkeler”, a.e., s. 39; i. hakkı uzunçarşılı, “cem sultan’a dâir beş orijinal vesika”, ttk belleten, xxıv/95 (1960), s. 457-483; şerafettin turan, “barak reis’in şehzade cem meselesiyle ilgili olarak savoie’ye gönderilmesi”, a.e., xxvı/103 (1962), s. 539-555; m. izzeddin, “un prince turc en france et en ıtalie au xve siècle: djem sultan”, orient, nr. 30 (1964), s. 79-99; semavi eyice, “sultan cem’in portreleri hakkında”, ttk belleten, xxxvııı/145 (1973), s. 1-49; halil inalcık, “a case study in renaissance diplomacy, the agreement between ınnocent vııı and bajazıd on djem sultan”, jts, ııı (1979), s. 209-230; a.mlf., “djem”, eı² (ing.), ıı, 529-531; a. gallotta – g. bova, “venedik devlet arşivi’nde osmanlı şehzâdesi sultan cem ile ilgili belgeler” (trc. mahmut şakiroğlu), tt, v/30 (1986), s. 19-27; m. cavit baysun, “cem”, ia, ııı, 69-81.

mahmut h. şakiroğlu


edebî yönü. henüz küçük bir çocukken edirne sarayı’nda aldığı özel derslerle arapça ve farsça’yı öğrenmeye başlayan cem’in, 873 (1469) yılında devrin kültür merkezlerinden biri olan kastamonu sancak beyliğine tayin edildiği sırada on yaşlarında iken gazel yazdığı rivayet edilir. 1474’te şehzade mustafa’nın ölümü üzerine sancak beyi olarak gönderildiği konya’da tahsiline devam eden cem sultan, ilim ve kültür faaliyetlerinin yanı sıra silâhşörlük ve binicilikgibi askerî nitelikleri de kazanmıştı. konya’ya gider gitmez etrafında sa‘dî-i cem, haydar, sehâyî, la‘lî, kandî ve şâhidî gibi bazı şairler toplandı. bunların bir kısmı, daha sonra memleketinden ayrılmak zorunda kaldığında bile onu yalnız bırakmamışlar ve bu sebeple “cem şairleri” olarak anılmışlardır. 1481’de ağabeyi ıı. bayezid karşısında yenişehir ovasında kesin bir yenilgiye uğrayınca yurdunu terketmeye mecbur kalan cem, bundan sonra ölümüne kadar gurbette sıkıntılı, kederli ve hasret içinde bir hayat sürmüştür. bazı şiirlerinde bu ayrılıktan ne kadar üzüntü duyduğu açıkça belli olur. birinci bendi “felek” redifiyle başlayan terkibibendinde talihsizliğinden kinaye olarak felekten şikâyet etmekle birlikte kendisiyle de hesaplaştığı görülmektedir.

sehî, cem’in şiirlerinin hayal dolu, gazellerinin öğretici olduğunu söyler. latîfî onun şairliğini över. âlî de aynı görüşleri paylaşır. âşık çelebi, tezkiresinde onun musahiplerinden sa‘dî-i cem ile divanını ve “kerem” redifli kasidesini ıı. bayezid’e gönderdiğini bildirmektedir. affedilmesi umuduyla ağabeyine yolladığı yetmiş dört beyitlik kaside olumlu bir sonuç vermemiştir. yine aynı tezkireden, onun “râiyye kasidesi”nin daha o zamanlar bir hayli ünlü olduğu anlaşılmaktadır.

cem sultan, köklü bir kültüre sahip olması ve klasik edebiyatı çok iyi bilmesinin yanı sıra farsça’ya ve iran edebiyatına da derin vukufu sayesinde zengin hayallerle dolu şiirler yazmıştır. birinci sınıf bir şair olmamakla birlikte şiirlerinde klasik edebî mazmunları, kıssa, hikâye ve efsanelerle divan edebiyatının hayal dünyasına ait unsurları çok iyi kullanmıştır. cem’in şiirde örnek aldığı kişilerden biri bursalı ahmed paşa’dır. divanında onun bazı şiirlerine nazîreler yazdığı görülür. ayrıca şeyhî ve nizâmî’den de etkilenmiştir.

şiirlerinde devamlı olarak yalnızlıktan şikâyet eden cem sultan romantik bir ruh hali içinde görülmektedir. oğlu oğuz han’ın öldürülmesi üzerine yazdığı mersiyede kederli bir babanın acısını çok iyi yansıtmıştır. ismail hikmet ertaylan, cem’in farsça şiirlerinin türkçe şiirlerinden daha üstün olduğunu söylemektedir.

eserleri. 1. türkçe divan. âşık çelebi’nin kaydettiği, cem’in divanını musahibi sa‘dî aracılığı ile bayezid’e gönderdiği şeklindeki bilgiye dayanarak ve özellikle divanın içindeki bazı kaside ve gazellerden hareketle onun divanını gurbette iken tamamladığı sonucu çıkarılabilir. yine âşık çelebi’nin ifadesinden, divanını babası ıı. mehmed adına tertip ettiği anlaşılmaktadır. i. halil ersoylu’nun hazırladığı cem sultan’ın türkçe divanı (ankara 1989) adlı tenkitli yayınında iki tevhid, bir münâcât, iki na‘t, dört kaside, bir terkibibend, bir terciibend, 348 gazel, bir rubâî, kırk bir muamma ve on dokuz müfred bulunmaktadır. ersoylu’nun sadece beş nüshasından söz ettiği divanın bugün on bir nüshası bilinmektedir (süleymaniye ktp., lala ismâil, nr. 431, fâtih, nr. 3794; millet ktp., ali emîrî, manzum, nr. 81; iü ktp., ty, nr. 5474, 5547; bursa orhan-haraççı ktp., nr. e. 6; kayseri râşid efendi ktp., nr. 1262; istanbul belediyesi atatürk kitaplığı, muallim cevdet kitapları, nr. 416; tsmk, revan, nr. 739; bibliothèque nationale, suppl. 1163; münih devlet kütüphanesi, cod. or. 136). vatikan kütüphanesi’nde de sadece muammaları ihtiva eden bir nüsha mevcuttur (rossi, s. 105). 2. farsça divan. türkçe divan ile bir arada bursa orhan-haraçcı (nr. e. 6), topkapı sarayı müzesi (revan, nr. 739), süleymaniye (fâtih, nr. 3794) ve millet (ali emîrî, manzum, nr. 328) kütüphanelerinde olmak üzere toplam dört nüshası bilinmektedir. bursa nüshası, türkçe divan ile birlikte i. hikmet ertaylan’ın sultan cem (istanbul 1951) adlı eseri içinde tıpkıbasım olarak yayımlanmıştır. 3. cemşîd ü hurşîd (âyât-ı uşşâk). selmân-ı sâvecî’nin (ö. 778/1376) farsça mesnevisi önce ahmedî, daha sonra da cem tarafından türkçe’ye çevrilmiştir. sehî ve ismâil belîğ’in bahsettiği cem’in bu tercümesine uzun zaman rastlanmadığı için üzerinde durulmamıştır. cem şairlerinden şâhidî de kendi yazmış olduğu leylâ vü mecnûn mesnevisinde bu eserden söz ederek iki mesnevinin aynı tarihte bittiğini kaydeder. buna göre eserin telif tarihi 883’tür (1478). cemşîd ü hurşîd ilk defa münevver okur tarafından kütahya vâhid paşa il halk kütüphanesi’nde (nr. 1666) bulunarak 1958 yılında ilim dünyasına tanıtılmıştır. eserin ikinci nüshası cahit öztelli tarafından 1972’de ankara ilâhiyat fakültesi kütüphanesi’nde (nr. 18.464) bulunmuştur. bu nüshadaki, “dedim anın adın “âyât-ı uşşâk”/hesâb ederseniz ehl-i tevârîh/girü adı olur kendüye târîh” mısralarında hem eserin adı hem de telif tarihi (“âyât-ı uşşâk”=883) verilmektedir. ayrıca bir beyitte cemşîd ü hurşîd’in fâtih sultan mehmed için yazıldığı açıkça belirtilmektedir. çin padişahı fağfûr’un oğlu cemşîd ile rum kayserinin kızı hurşîd arasındaki aşk macerasının anlatıldığı eser 5000 beyitten fazladır. mesnevi üzerinde adnan ince tarafından bir doktora çalışması yapılmıştır (bkz: bibl.). 4. fâl-ı reyhân-ı cem sultân. kırk sekiz beyitlik bir mesnevi olup istanbul üniversitesi kütüphanesi’nde iki nüshası bulunmaktadır (nr. 5474, 5547). içinde cem’in adı geçmemekle birlikte eser cem’e ait iki divan nüshasında damevcuttur. ismail hikmet ertaylan tarafından yayımlanan fal-nâme (istanbul 1951) adlı eser içinde tıpkıbasımı verilmiştir.

bibliyografya:

cem sultan’ın türkçe divanı (nşr. halil ersoylu), istanbul 1981, ı-ııı; a.e., ankara 1989; haydar bey, vâkıât-ı sultân cem, toem ilâvesi (nşr. m. ârif), istanbul 1330; sehî, tezkire, s. 14-15; a.e. (kut), s. 101-102, 245; âşık çelebi, meşâirü’ş-şuarâ, vr. 67ª-68ª; latîfî, tezkire, s. 64-65, 188; âlî, künhü’l-ahbâr, iü ktp., ty, nr. 5959, vr. 136ª-138ª; belîğ, güldeste, s. 47-52; j. aumer, verzeichnis der orient, münih 1875; osmanlı müellifleri, ıı, 122; blochet, catalogue, ıı, 1933; suppl., s. 1163; ergun, türk şairleri, s. 960-963; tydk, ı, 40-42; ismail hikmet ertaylan, sultan cem, istanbul 1951; a.mlf., fal-nâme, istanbul 1951; e. rossi, elenco dei manoscritti turchi biblioteca vaticana, roma 1953, s. 105; karatay, türkçe yazmalar, ıı, 98-99; banarlı, rtet, ı, 450-451; adnan ince, cem sultan cemşîd ü hurşîd (doktora tezi, 1981), atatürk üniversitesi ed. fak.; a.mlf., “cemşîd ü hurşîd mesnevileri”, fırat üniversitesi dergisi (sosyal bilimler), ııı/2, elazığ 1989, s. 109-139; r. c. morris, jem, memoirs of an ottoman secret agent, london 1988, s. 330; münevver okur, “cem sultan, cemşid ü hurşid”, td, vıı/84 (1958), s. 612-614; a.mlf., “cem sultan’ın yeni bulunan fâl-ı reyhân-ı sultan cem adlı eseri”, tt, xvı/96 (1991), s. 24-27; xvıı/97 (1992), s. 64; cahit öztelli, “cem sultan’ın yeni bulunan cemşid ü hurşid mesnevisi”, td, xxvı/248 (1972), s. 124-128; halil ersoylu, “fal, falnâme ve fâl-ı reyhân-ı cem sultan”, isl. med., v/2 (1981), s. 69-81; m. cavit baysun, “cem”, ia, ııı, 80-81; ta, x, 140.

günay kut *
devamını gör...
yunanca ve farsça'yı çok iyi bildiği, fransızca ve italyanca'yı da oldukça iyi konuştuğu söylenir. farsça'dan çeviriler yapar, müzik, edebiyat ve felsefeyle de ilgilenirmiş. fatih'in kendisinden sonra tahta geçmesini vasiyet ettiği de söylenir.

böyle birinin 2.bayezid tarafından bir şekilde alt edildikten sonra, ısrarla taht davası gütmesi onun bunun elinde oyuncak olmasına kadar giden bir süreci başlatmıştır.

memlüklülerin yanındayken hacca gitmesiyle de hanedandan hacca giden ilk kişi olması durumu vardır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.