cem yılmaz

1 /
Her yeni çektiği filmin promosyonu için katıldığı programlarda spontane konuşmaları arasında o kadar zeka dolu anekdotlar, bilgiler veeiyor ve espriler yapıyor ki. Bazen Cem Yılmaz'ın sadece masa başında beceriksiz olduğuna kanaat getiriyorum.

Bu öngörümü ispatlayacak, kendi hayatından bir örnek verebilirim. Bazen iş amacıyla yaptığım sunumlarda sunuma metne bağlı kaldığımda bildiğin lise öğrencisi gibi gözüküyorum. Ama masadan kalkıp konuşmaya başladığımda, ve tamamen içten anlatmaya başladığımda fikirlerim Derya Deniz oluyor.

Cem Yılmaz masa başında üretimde yetersiz bir sanatçı... Bence kendini rahat bırakmalı.
Bence kendi zekasına kendisi de yetişemiyor.

Neyse asıl söylemek istediklerimi aktarayim kaba tabirle parayı bulduktan sonra asıl yapmak istediklerini deniyor. Yani bir mizahcı olarak piyasaya ilk olarak son dönemde yaptığı islerle cıksaydi nal toplardı. Ismini, cismini yaptı şimdi sadece eğleniyor. Dikkat edilirse görülecek sinema kumaşı var bunu her şey çok güzel olacak ve hokkabaz da görüyoruz ama o ne yapıyor bir panayır kurmuş kendine ve hayallerinin peşinden gidiyor çünkü bunu yapmasını sağlayacak konforu var. Cem yılmaz cem yilmaz'ın ekmeğini yiyor.
artık komik değil, şeklinde çok eleştirilen komedyen, sinemacı, aktör.

ben bu eleştirilere çok katılmıyorum; evet eskisi gibi komik değil. doğal sınırlarına ulaştı, alışıldık oldu; anlayış evrildi, pop ürünleri tüketen hakim kuşak değişti.

bunlar çok normal şeyler.

ayrıca eleman köşeyi 100 kere dönmüş; bize uymak zorunda değil ki. imkanı var, istediğini yapar, ister izle, ister izleme.

karakomik filmler de çok yerildi misal. ben beğendim.

tüm filmlerinde senaryo ve diyalog problemleri vardır; burada da devam ediyor. benim de eleştirim bu yönde; ama o gene bodos.

sanırım cem yılmazın zamanında verdiği keyfi arıyoruz, ülkede gülecek neşelenecek o kadar az şey kaldı ki, o kıymeti arıyoruz.
1999 filandı sanırım. ali kırca'nın siyaset meydanı programına, "türkiye'yi güldüren adamlar" olarak, yılmaz erdoğan ve beyazıt öztürk ile birlikte katılmıştı. o dönem, beyaz ile araları limoniydi. karikatürist olduğu dönemde de, beyaz'a çattığı çalışmaları olurdu. bu programda, yılmaz erdoğan ikisi arasında bir denge unsuru gibi pozisyon aldı. ikisi arasında polemik çıkarabilecek bütün konularda araya girip, konuyu kapattı. buna rağmen gerek beyaz, gerek cem birbirlerine fırsat buldukça laf soktular. mesela, cem yılmaz bir çığır açtım diyip, hak ettiği kadar ilgi görmediğinden bahsederken, beyaz aksini söyleyip, "senin çığırın benim çığırımın altında kalmış" diyip; ömrünüz boyunca stand up yapacak mısınız sorusuna, bunun bir iş olduğunu, zamanı geldiğinde bırakacağını söylerken, cem yılmaz, bunun öyle bir "iş" olmadığını, bir tarz olduğunu, yetmiş yaşında bile yapmak istediğini, amerikalı benzer örneklerle anlatarak, beyaz da stand upçı mı pozlarına giriyordu. cem yılmaz'ın bu cevabını duyduğumda, aklımdan geçen, "anlatacaksın da ne anlatacaksın?" olmuştu. geçmişten anlattıkları benim için hala eğlenceli, günümüz ile ilgili tespitleri de, pencerelerimiz benzer olduğu için eğlenceli geliyor bana. ama 20 yaşındaki yeğenim hiç gülmüyor. bence cem yılmaz'ın en iyi işi olan, bir tat bir doku'nun yine bence en komik olan bölümlerini izletiyorum, yarım ağız güler gibi yapıyor, o da benim çabama saygıdan.

içinde yetiştiği döneme de, koşullara da, eleştirdiği yönleri ile bile bağlı. bunlardan uzak davrandığını, konuştuğunu zannettiğinde bile, bunlarla yürüyor. kendi kitlesini kaybetmeden, yeni nesile de ulaşmak için başkalaşmadan değişmesi gerekiyor ki, bu da kolay değil. sonuç ne isa, ne musa olabilir...
her on senede bir trendlerin değiştiği bir ülkede x kuşağı'na mensup bir sanatçının üretim sürecini devam ettirse bile yeni nesille aynı dili konuşabilmesi beklenemez. cem yılmaz asla bir kaşı çatık, memnuniyetsiz bir boomer olmaz. yapısında bu yok. ama belli ki bir cendere içerisinde hissediyor. eğer kırk sene sonra da aynı şeyleri söylemene değer verildiği bir mecrada at koşturmuyorsan çaren yok demode kalacaksın. başka bir entryde daha bahsetmiştim adam, çocuklarının iyi bir eğitim almasının yolunun daha ileri avrupa medeniyetine ait bir lisanı öğrenmekten geçtiğine inanan orta sınıf şehirli bir türk ailesinden geliyor. aile de tatil köyünde ''hadi git şu turistlerle konuş'' diye 12 yaşındaki cem'i sıkıştırıyor. cem yılmaz'dan 1 yaş bile küçük olmayan ben, buna anıra anıra gülebilirim çünkü bu hadisenin aynısını kolejli arkadaşlarıyla yaşayan x kuşağı mensuplarından birisiyim. 9. sınıftaki furkan bu mevzuyu dinlese, cep telefonlarında google translate yok muymuş amunaoyim der.

ekşi sözlük'te yazarın birisi nostaljik günler diye barış akarsu'nun dizisine atıfta bulunuyor. benim için bu adam daha dün öldü. tek şarkısını da bilmem. 2014'te liseye gidenler neredeyse mufassal roma tarihi gibi kendi jenerasyonlarının bağımsızlığını ilan edip, old laik days diye tabirlerle bulunuyorlar.

çare biraz sense of humor sahibi olmaktan geçiyor galiba. bizler ortadoğulular olarak hazımsızız. the beatles'ın kurucu üyesi paul mccartney geçen sene londra'da tanınmadığı için bir gece kulübüne alınmadı. ustanın olaya tepkisi ''acilen yeni bir hit çıkarmamız lazım. '' olmuş. işte sense of humour budur. türk olsaydı ulan pop müziği ben yarattım. bu gün popüler batı müziğinde bütün janrların kaynağı bizim yaptığımız müziktir. en çok beni alacaksınız bu gece kulübüne derdi. son gösterime giren performansında da galiba cem yılmaz kendisiyle bu hesaplaşma ve kabullenme sürecine girmiş.
Artık efsane değil. 2010-2011 gibi kariyerinin zirvesindeydi heryere çıkmıyordu çıktığı programlar mesela var mısın yok musun reyting rekorları kırıyordu. Ancak şu anda yüzü eskidi neredeyse her reklamda heryerde onu görüyoruz ve eskisi kadar gülünmüyor. Bunda insanların antipatisini uyandıran hayat tarzının da etkisi var tabi.
Demirtaş'a hiç suçu yok demiş.
Bu demirtaş canlı yayına çıkıp insanları özerklik için sokağa çağırdı mı? Çağırdı. Onun bu çağrısından sonra insanlar sokağa çıkıp, ortalığı yakıp yıkıp ateşe verdi mi? Verdi.
Hendek olayları bu çağrıdan sonra başladı mı? Evet başladı.
Orada 250 kişiye yakın asker, polis, korucu hayatını kaybetti mi? Evet kaybetti.
Bu çağrıdan sonra 5000 taneye yakın terörist devlete baş kaldırdı mı? Evet kaldırdı. Peki devlet ne yaptı? Hepsinin başını kesti.

Şimdi sen bir çağrı yapıyorsun, oraya 7-8 bin teröristi yığıyorsun, sıkıyorsa devlet gelsin diyorsun, devlet gelip ananı bellediğinde çıkıp "ben ne yaptım ki" diyorsun. Demirtaş azılı bir teröristtir ve gezi Olaylarının tam merkezindedir. 250 tane güvenlik görevlimizin şehit olmasının da baş sorumlusudur.

Kendi kendilerine devlet kurmaya çalışan bu ihanet grubu, 50 kişilik azılı teröristler bir binanın altında kıstırılınca, onlara canlı siper olmaya çalışmışlardı. Ama devlet zerre acımadı ve hepsini orada yok etti.
Şu anda cem yılmaz denen sanatçı müsvettesinin " amanın ne yapmış ki" diye masumlaştırdığı o şerefsiz demirtaş eğer hendek olaylarında başarılı olsaydı, şimdi güneydoğu'da özerk bir kürt devletimiz vardı. Başkenti diyarbakır, suriye, ırak ve türkiye'den topraklar almış, ermeni güdümlü bir kürt devleti ile komşuyduk şu an.
Böyle bir teröriste masum demek en hafif tabiri ile şerefsizliğin arşa çıkarılmasıdır.

Edit: şunu da eklemek istiyorum.
Hendek olaylarında taraflar kimlermiş vikipedia yazmış.
Böylece cem yılmaz'ın hangi tarafta olduğunu da açık açık görmüş oluyoruz.

git
Terörist selo ve 15 Temmuz darbesinin planlayıcısı olduğu söylenen Osman Kavala için “Ne yaptığı bilinen bir insanın suçu varmış gibi gösterilmesini anlayamıyoruz” demiş ünlü.

git