cemil meriç

1 /
mağaradakiler isimli eserinde şöyle diyor. Gerçekten bizi çok güzel ve nokta atışı özetlemiyor mu:

" din problemi, şer problemi, avrupalılaşma problemi... Bizim de gevelediğimiz mefhumlar. Ama kimsenin bu problemler üzerinde kafa yorduğu yok. Sağ, kovuğuna çekilmiş, münzevi, mazlum, mustarip. Sol, eline tutuşturulan reçeteyi kekeliyor, manasını anlamadığı reçeteyi. Tek ortak duygu: düşmanlık. Diyalog yok. Tanzimattan beri hazır elbiseye meraklıyız. Hazır elbiseye ve hazır medeniyete... Tefekkür kılıçla fethedilmez. Bir parça kendi kafanızla düşünmek ne kadar güç"
“ İnsanlık bir merdiven basamaklarından çıkar gibi yükselmez. Zıplamalar, hep aynı istikamete yönelmiş değildir. Zar atar insanlık, kâh kazanır, kâh kaybeder. ”
pesimist... Dünyayı kundaklaması için bir fırsat versen düşünceyi katık edip kül edermiş gezegeni. Jurnalleri yavan güneşin altında içilen sigara tadında. Düşünmüş, çok düşünmüş. Şükür ki kaderi kediciklerin babasına benzemeden kapatmış gözlerini. Yine de türk intelijansı tanımını yaparken güzelce kendini betimlemeyi ihmal etmemiş.

Gençliğini verdiği batı düşünceleri, onu maddi manevi hezeyana uğrattığı için derin bir kin bulaşmış zihnine. Bu garabeti topak topak yankılanmış tüm cümlelerinde. Rasyonel bir intikam için sıvamış kolları, düşmüş şarkın peşine. Orada da yalnızca gözlerini ama eden zehirlerin türevlerini görmüş. Üstad, işte tam bu noktada "aydın"lanmış. Lakin dünyası çoktan kararmış.

Üstad; Gerçek bir düşünce adamı.
Kızı Ümit Meriç'in hakkında yazmış olduğu "babam Cemil Meriç" kitabının kesinlikle okunması gereken ilim yolcusu.

Mezkur kitapta;

İlim aşkıyla dolar taşar, ışığa yakın olmak için çıktığı masanın üzerindeki sandalyenin kenarına ilişir, onun gördüğü o kocaman dünyayı görmek istersiniz.

İstanbul'u semt semt gezer, bugün isimlerini sıkça duyduğumuz önde gelen hocalarla selamlaşır bir kez daha bıraktığı eserlerin kitaplardan ibaret olmadığını anlarsınız.

Evinin ilim yuvasına, adeta bir tahsil ocağına dönmesine imkan veren müşfik eşine hürmet eder, aynı minneti duyarsınız.

Şifa bulmak için doktor kapılarını, yabancı ülkelerin sınırlarını aşındırır ama içinize çökmüş kocaman çaresizlikle geri dönersiniz.

Görme yetisinin yitirilişine tanıklık eder, karanlıkla baş başa kaldığı o ilk günde o cami avlusunda siz de onunla ağlarsınız.

İlim yolculuğu için güzel bir durak olan, içinizde uzun süre taşıyacağınızdan emin olduğum bu kıyıya mutlaka yaklaşın, kana kana bu pınardan için derim.

Hem üstada hem kızı ümit hocaya selam ile.
"insanlar kıyıcıdır, kitaplara sığındım" cümlesi ile hayat mottomu oluşturan yazar. kitaplar hep güvenilir liman olmuştur bu nedenle. fani hayatımız için değerli ılık mutlu dostluklardır.