cin

"tüm insanlar, kendilerine hizmet edebilen cin'lerle kuşatılmıştır. gül haç'çılar cinleri aynalara, yüzüklere ya da taşların içine hapsedebilirler ve gerektiği zaman hizmet etmek üzere özgür bırakırlar. gül-haç'çıların bu özelliği, binbir gece masalları ile folklorize edilmiş olan arap gizemciliği ile paralellik gösterir."

arkon daraul, secret societies
devamını gör...
haklarında anlatılan hikayeler nedeniyle bugüne dek çok korktuk, ödümüz sıttı yani. ama ne hikmetse herkes "bir yakınımdan duydum" diyor. göreni görmedik.
bu konuda çok kesin de konuşmak istemiyorum ama diyorum ki hani bilimle, fenle, mantıksal işlerle uğraşılmadığında bir toplumu böyle olayların abartılmış halleri mi sarıyor acaba?
yani bir cin gören bir insan buna nasıl dayanabilir? eziyet biri bir şey. insan kendine gelemez uzun süre. bunun ilahi açıdan adil bir yanı var mıdır sorusu ayrı bir mesele.

neyse bunları yazmak biel korkuttu beni. brrr.
devamını gör...
insanların neden korktuğunu algılayamadığım yaratıklar...
oysa ki cinler insanlardan korkar aslen. gariptir! karşılıklı bir korku söz konusu.

şahsi kanaatimce, bi yaratık bişey felan olsa ben korkudan paçalarıma doldurabilirim...
fakat, cin felan. felak inmiş, nas inmiş ayet-el kürsi var... daha nice şeyler var. ohoo ooo
bi okurum nas'ı var ya gözlerine şaşı baktırtırım Allah'ın izniyle...
devamını gör...
müfessir hakkı yılmaz'a göre arkaik arapçada 'yabancı' anlamında kullanılmış. sonradan anlam değişimine uğrayıp diğer gaybi varlıkara teşmil edilerek hasredilmiştir.
yabancı
devamını gör...
algı ötesi, duyulara kapalı, irtibat için 'özel izne' tabi varlıklar.

genellikle görünmeyen varlıklar olarak çevrilir. vardır ama biz gör(e)meyiz. belli bir frekansın altındaki/üstündeki titreşimleri duyamadığımız gibi. tam olarak böyle midir? bilmiyoruz.

muhammed esed'in bu terime/kavrama ilişkin açıklaması için http://tinyurl.com/c65vzv2
devamını gör...
küçük bir evimiz vardı eskiden... her şeyin siyah ve beyaz olduğu dönemler. ev iki oda ve bir mutfaktan ibaretti. küçüktü. biz de küçüktük. karanlıklar içinde bir oda vardı. orada uyurdum. odanın bir köşesinden her daim sesler duyardım. arı vızıltısı. evet evet. kulak zarını patlatan bir arı vızıltısı. sonra ses biraz dinerdi, gözlerim mahmurlaşıp kapanınca seste kesilirdi. o ses benimle uyuyup benimle uyanıyordu. bir gece mutfağın ışığını yaktım su içmek için kalktıktan sonra. bardak ve sürahiyi masanın üstünde buldum. tahta masanın üstünde su damlacıkları. biri ve hatta birileri vardı. hissediyordum. korku ile terbiye edilmemiş olan benliğimi sadece merak kuşatmıştı. söz oldu herkesin dilinde ve dillendirildi. ev ahalisi şahit olduğu her bir olayı eteğinden taş dökercesine anlatmaya başladı ve bu taşlardan ev ortaya çıktı. biz bir cin ailesiyle birlikte oturuyorduk. işin ilginç yanı, ev ahalisinin suretlerine bürünüyorlardı. ve işin daha ilginç yanı, zarar vermelerini bir yana... evimizde müthiş bir bereket vardı. bir ay içerisinde bitmesi gereken -matematik, fizik ve kimya kuralınca- çay, pirinç, bulgur, meyve ve sebze bitmek bilmiyordu.

arı vızıltısı. önceki vefat etmiş ev sahibesinin sureti de evde geziyordu. çünkü bizden önce onunla aynı evi paylaşıyorlardı.
devamını gör...
manevi savaşın bir bayrağını da müslüman olanları üstlenmekte. metafizik olayların sebebidirler bazen. ahir zamana doğru insanların aralarına daha çok karışacaklarını söyleyip mutağınızı temiz tutmanızı salık veririm.
devamını gör...
kimi insanların varlığından haberdar olduğu ama hurafe olarak düşündüğü;kimi insanların varlığından hiç haberdar olmadığı hatta alaaddin'in lambasından çıkan varlık olarak gördüğü ve kimi insanların da kuran'ın ayetleriyle sabit olan * bu varlıkların insanlar gibi yaşadıklarına ama görünmediklerine inandığı mahluktur.*

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.