çin

1 /
Sevan Nişanyan Etimolojik Sözlüğü'ne göre Türkçedeki "Çin" kelimesi, Farsça Çīn (چین) kelimesinden Türkçeye girmiştir; bunun kökeniyse Soğdcada aynı anlama gelen Çīn kelimesidir.[9] Bazı diğer kaynaklarsa Farsça kelimenin kökeninin Sanskrit Cīna (चीन) kelimesine kadar dayandığını ileri sürmektedir.[10] Sanskrit Cīna kelimesinin Çin'e atfen kullanımı MS 150'ye dayanır.[11] Hint yazarların MÖ 1. yüzyıldan önce Çin'in varoluşundan hiç haberdar olmama olasılığına[12] rağmen Cīna kelimesi, Mahabharata ve Manusmriti metinlerinde de mevcuttur.[13] 1655'te Martino Martini, Çin adının Qin ("Çin") Hanedanı (MÖ 221-206)'nın isminden türetildiğini ileri sürdü.[14] Bu öneri, birçok araştırmacıdan kabul görmüştür,[15][16][17] ancak birçok alternatif fikir de mevcuttur.[13][18]

Modern devletin resmî adı "Çin Halk Cumhuriyeti" (Çince: 中华人民共和国; pinyin: Zhōnghuá Rénmín Gònghéguó), daha sık kullanılan kısa adıysa "Çin" Zhōngguó (中国); bu, zhōng ("orta" veya "merkez") ve guó ("devlet", "ulus-devlet") sözcüklerinden oluşur.[19][c] Çince Zhōngguó terimi, Zhou Hanedanı altında kendi krallık demesnesine atfen kullanılan bir terim olarak gelişti.[d] Sonradan Doğu Zhou dönemi sırasında Luoyi (günümüz Luoyang) civarındaki alanını, sonradan da Çin Merkez Ovası'nı, sonradan da Çing Hanedanı yönetimi altındaki devleti tanımlamak için kullanıldı.[21] Huaxia kabilelerini "barbar" olarak algılanan halklardan ayırt etmek için sık kullanılan kültürel bir kavram olarak işlev gösterdi,[21] ve Çin hakkındaki yabancı dil kaynaklarındaki eş anlamlı "Orta Krallık" teriminin kökenidir.[23][24][e] Zhōnghuá (中华) terimiyse, "Çin uygarlığının toprakları" imasını taşıyan daha edebi veya kapsayıcı bir addır.[25] Wei ile Jin hanedanları sırasında "Huaxia'nın merkez devleti" ifadesinin kısaltması olarak ortaya çıktı.[21] Çin HC'nin kuruluşu öncesinde 15 Haziran 1949 tarihinde düzenlenen ilk Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı'nda ülkenin önerilen ismi Çin Demokratik Halk Cumhuriyeti (Basitleştirilmiş Çince: 中华人民民主共和国; Geleneksel Çince: 中華人民民主共和國; pinyin: Zhōnghuá Rénmín Mínzhǔ Gònghéguó) idi.[26][27] 1950'lerde ve 1960'larda Kuomintang'ın Çin İç Savaşı'nı kaybetmesinin ardından, "Milliyetçi Çin" veya "Özgür Çin"den farklı olarak "Komünist Çin" veya "Kızıl Çin" olarak da nitelendirilirdi.
Yakın tarihte yepyeni bir kimlik kazandığı aşikâr olan, eski kültürlerinden zor da olsa kopmaya başlamış bir kavim. Nicel gücün kısmi nitel güç ile donatıldığında neler yapılabileceğinin de en bariz örneği bir ülke aynı zamanda. Tamam, çalıştırdıkları işçi sınıfı ve alt tabakaya uygulanan baskı unsurunu görmezden gelemeyiz. Fakat sonuca odaklanan bir sistemde dünya standartları üzerinde bir emek-sonuç döngüsü sağladı bu ülke. Sosyal medyalarını örnek verelim. Mesela bu adamların dışa kapalılık sebebi ile kendilerine tahsis ettiği weibo * ve qzone * gibi oldukça geniş sosyal ağları mevcut.
git

Sadece bu istatistik bile, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kendi içinde ne kadar kuvvetli olabildiğinin göstergesi aslında. Lakin ne hikmettir ki; istese tüm dünyayı çekik gözlü hale çevirebilecek bir gene sahip olan bu millet, Her ne kadar tek parti rejimiyle yönetilen üniter bir devlet yapısıyla tanınsa da, aslında çağımızın derebeylikleri diyebileceğimiz şirketokrasi üzerinden yönetilen devletler politikasından çok güzel nasipleniyor. Bu minvalde bizler sanayi devriminde tarihe gömüldüğünü düşündüğümüz feodalizmin aslında şirketokrasi bazında karşımıza çıktığını görebiliyoruz. Hâl böyle iken ufukta görülen rise of asia süreci, bana öyle geliyor ki perdeler siyasetinin sadece dekoru değişmiş güncel bir sahnesi olarak karşımıza çıkacak. Zira görünen şey sadece gücün kıta değiştirmesi, el değiştirmesi... İnsanlık adına bir yüceliş söz konusu değil. Çin bunun öncüsü olamayacak kadar insani değerlerden uzak bir ülke.
vatandaşlarının kendi isimleri dışında batıda kullanmak üzere bir de "western" isme sahip olduğu ülke. kimliklerine yazıyorlar mı, herkes yapıyor mu bilmem. sadece o kadar nadir görülen bir şey olmadığını biliyorum.

adamlar şu anda güçlüler. silah yapma vs. yi bir kenara bıraksak dahi, batının ucuz diye üretimi çin'e yığmasıyla önemli bir yaptırım gücüne sahipler. bunu nasıl ve ne kadar kullanabilme yetisine sahipler bilemiyorum ama batı bu gücün baya farkında.
ben batı zulmüne ve barbarlığına karşı tek bir söylem geliştirdiklerini dahi duymadım. abd'den daha fazla silahı olması gibi konulardan bahsetmiyorum. o zaten ekonomik güç olmasının getirdiği zorunlu bir netice. bunun kime ne faydası var?

ben medeniyet derken tarihiyle beraber 4000 yıllık bir medeniyetten bahsediyorum. bu medeniyet insanlığa şu an ne mesajı vermiş mesela? ülkedeki nüfusu azaltmak için dünyanın her yerine çinli yollayıp o kişiler vasıtası ile çin mallarını satmaktan başka ne yapmış mesela? insanlık adına , dünyayı güzelleştirme adına kime ne faydası olmuş? abd gibi dünyanın anasını ağlatmayı vaat etmiyor belki ama merkantalizmden başka da bir halt yedikleri yok. "hep bana hep bana" dan başka dünya'ya ne faydaları olmuş mesela?
çok büyük ekonomik güç olması neyi değiştirdi ki dünyada? hangi kanayan yaraya merhem olmuşlar? batı karşısında süt dökmüş minnoş bir ev kedisi gibiler. hiç bir karşı söylemi dahi yok. hatta batı karşısında kendi kimlik ve kişiliklerini bile kaybetmişler. sığ bir medeniyet hatta sığlığın dibi bir medeniyet.