cinuçen tanrıkorur

1 /
talebelerinden birisinin talebesi olmakla kendimi şanslı hissettiğim büyük udî.
Yalnızca besteleriyle değil klasik Türk müziği hakkındaki düşünceleri ve onları ortaya koyuş biçimi ile bizlere büyük bir kültürel miras bırakmıştır.
Beyefendinin çaldığı enstrümanlar ve besteleri mi daha naif yoksa sesindeki o tını mı bilemiyorum. Bir eserinde bir söz vardır, udundaki notalar ve o cümle arasındaki sağlam geçiş hiç hatrımdan çıkmaz. Şöyle diyor o kıymetli sesi ile: “kalbim seni bir yaz kuşu dinler gibi dinler... “
1938 yılında İstanbul'da dünyaya geldiğinde babası Zaferşan bey oğluna öyle bir isim koymak ister ki başka kimsede bulunmasın. kendi isminin karşılığı olan cinuçen'i sözlüklerden arar tarar ve çocuğuna verir. hakikaten de o döneme kadar ilk defa verilmiş bir isimdir. babası küçük yaştan itibaren oğluna Mehmet akif'ten şiirler okumaya başlar annesi de ud çalmaktadır. küçük yaştan itibaren müziğe ilgi duysa da annesinin vefatına yakın gönlünü hoş etmek için ilk defa eline udu alır ve bir daha da bırakmaz. her ne kadar udu eline alışı 18 yaşına denk gelse de ilk bestesini yaptığında henüz 14 yaşındadır.

Udiliğinin yanı sıra aynı zamanda Bestekar, hoca, yazar gibi yönleri de olan cinuçen tanrıkorur için bir de dönüm noktası vardır. bir Paris konseri öncesinde uçağa bineceği zAman udu kırılır. Udunun tamiri için uçağını ertesi güne ayarlar. Paris'e vardığı vakit Bir gün önceki uçağın Paris yakınlarında düştüğünü öğrenir ve bu olaydan çok etkilenerek ilk defa bir Mevlevi ayini besteler.

Eşi barihüda hanım sonradan Müslüman olmuş Amerikalı Bir heykel ve sanat hocasıdır. 2000 yılında Cinuçen Bey'in vefatına kadar başından hiç ayrılmamış ve ona her anında desteklemiştir. Arkasında sayısız beste, talebe bırakan cinuçen tanrıkorur aynı zamanda "ud metodu" isminde ile bir de kitap yazmıştır ancak kitap basılmamış ve konservatuarlarda fotokopisi üzerinden eğitim verilmiştir. Öyle ki daha sonra Bu kitap bir efsane haline dönüşmüştür.

Benim için en özel bestesi ise köyde sabah. Buyrun beraber dinleyelim:

">git
türkçe'nin en şahane atışmalarından birini, hem sazlı sözlü, kâni karaca bey ile icra eden büyük türk musıkişinası. udi olarak bilinse de sesi de pek latiftir. aka gündüz kutbay'ın yönettiği atışma şöyle gerçekleşecektir, bir mısra kani karaca bey okuyup ud ile cinuçen bey kendisine mukabele edecektir. bu düzende dört mısra okunacaktır. bol kahkahalı epey neşeli bir kayıttır efendim, ilgilisine ilanen:

--! spoiler !--
cinuçen t: bir dafa eee sesle hiçbir sazın...

meclisten: yalvarmak yok

(gülüşmeler)

cinuçen t: bir dakkika bir dakika ya
git ğuşamayacağını naçizane takdir edebilenlerdenim. arkadaşlarımız biraz neş'e olsun diye gülüşülsün filan diye. bunu anlamışsındır tabii. yoksa benim ne böyle bir iddiam olabilir.

meclisten: kâni beyciğim hiç merhamet etme hiç.

meclisten: gözünün yaşına bakma, merhamet yok.

aka gündüz: yarışmanın şekli gazel ve taksim şeklinde karşılıklı konuşma. bir mısra okuycek ondan sonra taksim, bir mısra daha okuycek taksim, bir mısra daha okuycek taksim dört mısrada bitecek. tamam mı kâni?

kâni karaca: evet hocam

aka gündüz: böyle bir güfte ayarla kendine. makam: uşşak.
--! spoiler !--

devamı için bkz:
">git
büyük musikişinas. geçen hafta bir ud taksimine rastladım, günümüzde yaşayan udilerin taksimlerinde böyle bir duygu yoğunluğu ve kısa cümlelerle derdini anlatabilme kabiliyeti yok. şimdikilerin yaptığı gibi bir ajiliteden de eser yok.

eski bir trt kaydı. spikerin anonsundan hemen sonra başlıyor.

">git