değer verenin değersizleşmesi

1 /
Rahmetlik Abdul hadi hoca vardı. Dedem sayılır. Bunda eyi ilim vardı.

Niye kimseye öğretmiyor sunuz? Sorusuna

"Çerçi yükünü alıcısına indirir" derdi.

Onun için abee değer ver; ama değer bekleme ki üzülmeyesin. Değeri vermek Allah'ın emri, nankörlük ise şeytanın, işin adamlık kalıbına uygun olanı bu. Ama değer vermeyene kimse değer vermek zorunda değil.
Sıklıkla karşılaşılan bir hadisedir ya da en azından benim için öyle diyelim. İnsanlara olan sevgi, saygı, iyi niyet gibi göstergelerinizin dozunu ayarlayamamanızın sonucunda beklediğinden çok daha fazla değer gören kişinin bu durumu yadırgaması sonucu gerçekleşir. Sizi artık kapana kısılmış bir av olarak gördüğünden ve ondan vazgeçemeyecek oluşunuza olan inancından dolayı kendisinde herşeyi yapabilme lüksü görür ve sizi değersizleştirir. Bu durum yüzünden çok fazla sıkıntı çekmiş olmama rağmen maalesef kendimi değiştirmedim. Maalesef diyorum çünkü çok acı veren bir durum. Bazen keşke duygularımı bu kadar yoğun yaşamayıp, belli etmesem dediğim oluyor aslında.
Değeri verip verip -normal bir değer verme değil bir de, en tutkulusundan- hiç beklemediği anda bıçak gibi kesen şahsımın hiiiç tınlamadığı umursamadığı değersizleşme. *

Bu huyum öyle tehlikeli ki gazabından/celalinden ben bile bazen korkuyorum ve şaşırıyorum.

“Eyvah, değersizleşeceğim! değersizleşmemeliyim değersizleşmemeliyim..” kaygısıyla yaşamak da ne bileyim.. ver verebildiğin kadar hazinenden, zira eksilmiyor senden.
karşı taraf yolun sonunda senin içindeki kendisine dair güzellikleri tüketince cami avlusuna bırakılmışçasına açıkta kalıyor zaten. O ceza da ona yetiyor da artıyor. *