Dindarlar yüzünden dinden soğumak

1 /
mantık dışıdır.

konu din ve inancımız İslam ise, dindar kişinin tutum ve davranışları, yaşayışı bilakis kişiyi heveslendirmelidir. bununla beraber, bu da dine dönük duruşta ana kriter olamaz.

sistemler kendileri ile iştigal eden bireylerle yargılanamazlar.

bu düsturla bakılsa, ben Müslümanım, hatta müminim, a-acayibim diyen kişilerin yedikleri herzelerin çok küçük bir yüzdesini yazsak şuraya, ki eskiden yazıyorduk; en önde gelen ateist ben olurdum.

inanç, islam enstrümanı vasıtası ile yaratıcı ile kul arasında bir olgudur. ampirik çıkarımlarla olumlanamaz, ya da yanlışlanamaz. tümevarıma da tabi değildir. bu konuda, verilen delillerin de pek çoğunu tartışılabilir bulduğumu söylemeliyim.

gene, günümüz islam strüktürünün pek çok yönünün de keza tartışılabilir olduğu açıktır. fakat, bu had yeterli bilgisi ve uzmanlığı, bir de temiz ruhu olan kişilerin harcıdır, bizim gibi klavye mükemmellerinin değil.
din ile para dindarlıkla zenginliğin karşılaştırıştırılarak yapılan her türlü yorum, değerlendirme ve eleştirinin yanlış olduğu durumdur. Bu ayrı bir açıklama gerektirir ancak gerçektir. Çünkü ortalama insan CHP'lilere bakarak CHP hakkında, Ankaralılalara bakarak Ankaralılar hakkında, Ruslara bakarak Ruslar hakkında hüküm verip genellemeler yaparak yaşar. Soğumak zaten duygusal bir bir tepkidir. Sempati duymak veya soğumanın akılla mantıkla alakası yoktur.
Duygusal çöküntü içindeki bireyin vesveselere düçar olmasıyla birlikte kapıldığı fikir. Aslına bakılırsa dindarlar yüzünden değil dindar geçinenlerin hataları yüzünden dinden soğumak dense daha yerinde olur. Çünkü mütedeyyin birisi peygamber ahlakıyla ahlaklanmaya uğraş veren kişidir.eğer mütedeyyin birisini görüp dinden soğuyorsanız ileriki aşamada peygamberden soğumanız olasıdır.bir ileri versiyonu dini inkar etmektir.

Duygusal çöküntü kişinin manen bağışıklığının zayıflamasına sebep git ından gelen vesveseler virüs gibidir.vücud gerekli savunma mekanizmasını sağlayamazsa kişi hasta olur,sonra da iyileşemezse ölür.savunma mekanizmasını “kötü virüs,pis şey” veya “bu insanlar hasta olmasaydı ben de hasta olmazdım.onların yüzünden ben böyleyim” diyerek sağlayamazsınız.virüs pis ise ve insanlar kötü ise virüse maruz kaldığınız o zehirli ortamdan manen ve bedenen uzaklaşmanız git yapabilmek için nefs dediğimiz şeyin terbiye edilmesi gerekmektedir ve nefsi terbiye etmenin yegane şartı iradenin yönetilebilmesidir.

Bu konuda yazdıkça yazılır,uzun uzun tartışılır ancak amacım tartışmak değil.kendilerindeki veya çevresindeki kusurları dinin gereklerini olması gerektiği gibi yaşamayan kişilere indeksleyen zihinlerin akılcı olmayan yaklaşımlarını akılcıymış gibi lanse etmeleri gerçekten gülünç.hiç bir metodu kabul etmeden yanlış akıl yürütmelerle akılcılık oynamak, aklı olması gereken konumundan farklı bir konuma taşımak olacağından hem akla hem de nefse zulümdür.her işin bir usulü vardır.nasıl ki Dört işlem öğrenmeden integral çözülemeyecekse,hüküm vermek ve belli çıkarımlara erişmek için de usul bilmek git bilmeyen kişi imamesi kopan tespih taneleri gibi herbir tarafa dağılır.ilmi kaideleri bir arada tutan ve çıkarımların doğruluğunu tasdik eden yegane şey usulün doğruluğgit sebeple diyoruz ki bülbül güle karga çöplüğe götürür.
dindarların yaptıkları hataları, dine atfetmektir. altta yatan din karşıtlığından öte bir şey değil. zira, dine saygısı olan ya da önyargısız yaklaşan kişi, mensubunu değil aslını örnek alır. en güzel ahlakın temsili olan peygamberimiz hz Muhammed (sav)'i kaç kişi örnek almıştır ki? işte size yegane örnek. sahi, kaç kişi iyi işler yapan dindarlardan övgüyle bahseder?
Etraftaki kötülüklere, mezhebinin ve tabii bulunduğun itikadın verdiği cevaba göre şekillenir.

Misalin, küçük esnaf ve sanakarsın. Bakıyorsun ki Zincir marketler, mağazalar ve avm'ler sana nefes aldırmıyor " haydaa, sizden başka kimse ticaret yapmayacak mı, üretim yapmayacak mı, ne yiyecek bu millet?" diye düşünmeye başlarsın. Sonra mevzuyu dininde sorgularsın. Biz şeriatçıyız ya, şeriat gelse her şey düzelecek ya! diye başlarsın fıkıh kitaplarını, İslam hukuku kitaplarını karıştırmaya, bakarsın ki sisteme bir şey diyemiyor ve iyice aklın karışır, bu böyle olmamalıydı diye " en iyisi ben bu mevzuyu falan şeyhe, falan mollaya, falan hocaya sorayım" dersin. Görürsün ki bu zatların kendi dinlerinden haberleri bile yok. Kurmuşlar tezgahı, vurup kaldırıyorlar. Adaleti sağlamayan, insanların açlığı ile ilgilenmeyen, zekat! kavramı ile fakiri zengine iyice bağımlı kılan ve bunu umursamayıp namaz kılmayanları öldürten, ahirette yüzüne bakmayan bir din vardır ortada. Bu Allah'ın dini olamaz, dersin. Önüne 2 yol çıkar. Ya Kur'an'ı araştır ya da başka bir you seç. Çünkü, beşeri sistemlerin bile insanın geçimini, başkasından istemeden onurlu bir hayat sürmesini daha çok düşündüğünü görürsün.

Kur'an okumayı da yine mezhep ehli ile yaparsan, dönüp dolaşıp aynı yere gelirsin, bu kez dinden çıkarsın. Bu okuma, Düz kur'an okuyucularıyla yapılmalıdır. Hadisten, sunnetten ve nuzuldan etkilenmeyen kişiler yardımıyla. Zaten o okuma esnasında gerçek hadisler ortaya çıkar.

akıl, vicdan, kitap ve gerçek hayat konulunca her şey ortaya çıkacaktır.
hacının, çarşaflının, sakallının yaptığı olumsuz şeyleri görüp ulan insanı dinden, imandan soğutur bunlar diye çıkışan müslüman kişinin söz ve davranışlarıdır. tamam da krdşm onun yaptığından sana ne? öt tarafta beraber mi hesap vereceksiniz Mevla'ya? sen kendi işine, gücüne, ameline bak bırak elalemi. Zaten iyi müslüman olduğunu düşünüyorsan onun yaptığını açığa çıkarıp söylenmezsin.
ba-ha-ne-dir. şımarık zenginlere bakarak zenginlikten, yalan-dolan peşindeki siyasetçilere bakarak siyasetten, arabayı kötü kullanan şoförlere bakarak arabadan soğumayan tiplerin ikiyüzlülüğünü gizlemek için uydurdukları kılıftır. dinden soğuyormuş tip. ahirette de sana öteki insanların ne yaptıklarını soracaklar zaten değil mi?