dorian gray'in portresi

1 /
oscar wilde 'nin mükemmel romanı ve ayrıca benim için artık buruk kalmış bir hayattan parçadır.

--! spoiler !--

Dorian Gray’in kitaptaki tek karakter sanki. Diğerleri sadece onun id, süperego ve egosunun birer temsili.
Dorian Gray’in güzelliğinin kalıcılığı için dileği adeta laneti oluyor. Özünün somutlaşmış hali olan tablosuna karşı duyduğu hayranlık nergis çiçeğinin hikayesine benziyor. Başlardaki saf güzelliğine duyduğu hayranlık Lord Henry’nin hedonist telkinleri ile kirlenmeye başlıyor. Basil bu kirlenmeye engel olamıyor. Dorian’ın vahşi isteklerini körükleyen Lord Henry “haza yaklaş acıdan uzaklaş” felsefesi ile güzelliğine ve hedonist yaşama bir nevi tapıyor.
Dorian’ın özü kirlenmeye devam ettikçe tablo önce acı duyuyor sonra yaşlanıp çirkinleşiyor. İçinin bir yansımasını somut olarak görmek bütün insanlar için dayanılmaz bir şey olurdu şüphesiz. Haliyle Dorian da tablodan çekiniyor, korkuyor bir yandan da fiziki olarak gençliğini muhafaza ettiği için tabloya karşı bir zafer elde ettiğini düşünüyor. Öylece karşısına geçip böbürleniyor. Adamlar’ın dediği gibi “dışarıya baksan kat kat cila içeriyi kemiren tahta kuruları”
Dorian Gray gibi biz de kendimizi bir tablo halinde izleme talihsizliğine düşseydik önce onu bir çatı katına kaldırır en sonunda yok etmeye çalışırdık. Gözümüzün önünde öylece durması, değişiminden yalnızca bizim haberdar olmamız ve vicdan muhasarası altında kalmamız ne kadar ağır olurdu kim bilir.
Dorian Gray ve tablosu içerisinde birçok trajedinin bulunduğu harika bir kitap. Oscar Wilde olay örgüsünde fazlaca romantik olmuş olsa bile alt metinde metafizik bir doyuma eriştirmiş eserini. Hedonizm, idealizm, materyalizme karşı salvolar okumak çok keyifliydi. Oscar Wilde’ın bir başka kitabını daha okumak için iştahlandırıyor şüphesiz.

--! spoiler !--
oscar wilde'ın muhteşem eseri.
dorian gray kusursuz güzelliği temsil ediyor. dorian gray o kadar yakışıklı o kadar güzel ki dorian gray'in kendisi dahi kendini kıskanıyor.

kitabı ilk okumaya başladığımda bir miktar itici geldi. bunun iki nedeni var.
birincisi ressam basil hallward'ın dorian'ı aşık olmuş gibi beğenmesi.**
ikincisi ise ressamın dostu* lord henry wotton'ın çok ukala bir tip olması.
asıl hikaye 116ıncı sayfada başlıyor diyebilirim. hikaye genel olarak çok akıcı ve heycanlı.

lord henry için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. henry ağzı iyi laf yapan, her sözü toplum normlarına aykırı olan, her şeye muhalif biri. bana çoğu zaman itici geldi. böyle tipler toplumda herkesi etkliler ama bana çoğu zaman gereksiz laf ebeliği yapan biri gibi geldi. diğer taraftan onu dinlemek oldukça eğlenceli. her sözü ayrı bir alıntı olabilir. birkaç tanesini yazayım.

"dorian bir budalalık yapmaktan kaçınmayacak kadar akıllıdır, azizim basil"
"kadınlar bizden çok daha pratiktir. bu gibi durumlarda bizler evlilikten söz açmayı çoğu zaman unuturuz da onlar hep aklımıza getirir...erkekler evlenme teklifi etmez. evlilik teklifi her zaman kadından gelir"
"bir erkek herhangi bir kadınla mutlu olabilir, yeter ki onu sevmesin"
"her skandalın dayanağı aklakdışı bir güvendir"
"kişi ancak iki yolla ulaşabilir uygarlığa. biri kültürlü olmak, öbürü de ahlaksız olmak"

neyse böyle işte.

ayrıca bu başlıktaki çoğu yazarın gömüldüğünü fark ettim. kim bilir belki de dorian gray'in kendisi buralarda bir yerlerde dolaşıyordur.*
ingilizce kısa versiyonunu okuduğum kitaplardan biri. sembolizme edilmiş çok fazla kavram vardı bu kitapta. hatta okuduktan sonra bu kitabın uzun versiyonunu okumalıyım demiştim. sonuna kadar da esrarengiz gelmişti ki, bir insanın kuytu köşedeki hislerini anlatış şekliyle hala da gizemli bir kitaptır benim için. fazla psikolojik.
"kişinin kendi kendini suçlaması doyum verici bir lükstür. kendimizi suçladığımız zaman başka hiç kimsenin bizi suçlamaya hakkı yokmuş gibi gelir."
isminin şahsımda çağrıştırdığı sığlıktan fersah fersah uzak olan, okuması zevk veren kitap.

--- alıntı ---

" Ve diğer insanların duygularını bilmek ne kadar da zevkliydi!Fikirlerini bilmekten daha çok zevk veriyordu git şinin kendi ruhu ve arkadaşlarının tutkularıgit ın büyüleyici yanı bunlardı işte."

"Güzellik, entelektüel ifadenin başladığı yerde sona git ıl aslında bir abartı durumudur ve her kimde olursa olsun onun yüzündeki ahengi tahrip git düşünmek için daha oturur oturmaz, bütünüyle bir burun ya da alın haline gelir veya çirkin başka bir şey olur."

"İnsanlar en çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar."

"Canım evladım, Basil içinde büyüleyici ne varsa onu eserlerine git sonucu olarak da ön yargılarından, ilkelerinden ve sağduyusundan başka hayata geçirebileceği hiçbir şey kalmıyor.Ömrüm boyunca tanıdığım ressamlardan kişilik bakımından hoş olanlar da sadece kötü ressamlar.

--- alıntı ---
Hem üslubu hem de hikayesi tadından yenmez olan nadir kitaplardandır. Güzellik kavramını baştan sona sorgulatır. Son sayfayı kapattığınızda aklınızda devam edecek, akılda soru işareti bırakan kitaplardandır.
günümüz devlet yapılanmalarının içinde bulunduğu durumu en iyi anlatan metafor bu olsa gerek.
dorian gray fiziken çok güzel bir insandır.
danimarka, isveç, amerika vs. çok güzel bir ülkedir.
dorian gray elit bir insandır.
x ülke en gelişmiş ülkelerdendir.
dorian gray işlediği günahların, sinsiliklerinin, zamanın çizgilerinin yüzüne yansımadığı bir efsuna bulanmıştır.
x ülkesi demokrasinin, adaletin, yüksek gelirin, yaşam endeksinin vs. en yüksek olduğu ülkedir.

bakıyoruz..
dorianın yüzünden bir genç kız intihar eder. temas ettiği tüm insanlar toplumdan soyutlanır. uzaklaştırılır. yanlışlarla dolu bir insandır. ama kendi güzelliğinden bir şey kaybetmez. ancak ressam dostu basil'in yaptığı portresi günden güne çirkinleşmekte, yaşlanmakta, günahların yükü boyalarda, fırça darbelerinde, gölgelerde kendine yer bulmaktadır.

bakıyoruz, x ülke sığınmacıların ziynet eşyalrına el koymayı yasal hale getiriyor, bir diğeri 2. dünya harbinde yahudilere aynı şeyi yapmış bugün iskandinavya diye rüyaları süsleyen bir ğlke olmasında soyduğu yahudilerin varlıklarının payı çok büyük, diğeri el altından her türlü teröristi destekleyip 10 bin km öteden gelip vurduğu zaman kimse ses edemiyor.

çürümüş ve kendi pisliği içine batmaya başlamış bir dolu dorian gray.
bravo oscar o gün sembolize etmişsin. bilmem farkına vardın mı yoksa bilmeden mi ettin bu güzelliği?