duble

sanki nadir sarıbacak oynasın diye oluşturulmuş karakter.
o kadar iyi rol yapıyor ki, bu adamda gerçek hayatta da bir dublelik var herhalde diyesim geliyor bazen.
devamını gör...
5. bölümde şubat ve saltuk'un ibrahim'in tayfasıyla yaptığı kavga sahnesinin sonunda şubat'ın kafasına silah dayadığı anda polislerin yaklaşmasıyla yine iki kişiliğini konuşturması kanımca efsaneydi.
devamını gör...
öldüğü sahneyi her izlediğimde içime öküz oturtan şubat karakteri. deli sermet ve duble nadir kardeş olmak için yaratılmış sanki. sermet yeşil olağanüstü bir yetenek sergilemiş o bölümde. rol gibi durmuyor. Allahım güzel şeyler neden kısa sürer?

"allahım bana zamanı geri getirmek için bir çare bul! Allahım bana zamanı geri ver! bana kardeşimi geri ver! Allahım bana bir çare bul! Allahım!...."

bu adamların çektiği acıları sevmemek mümkün değil.
devamını gör...
şubat dizi karakterlerinden. en sevdiğim hemi de..
babası gibi kuvvetli olmak istiyor. annesi ikaz ediyor.. kuvvetinde adil olmazsan zalimlerden olursun..
devamını gör...
şubat dizisinin sağlam karakteri. en sahici karakteri belki de. monologlarıyla ünlüdür. vicdan ile ilgili dizide geçen bir konuşması:

çok kötü şeyler yaptım. istemeden ! yalan söylüyorum gibi mi geliyo sana ? bana da. aziz bey anlatmıştı. bir idam mahkumu ölümünden biraz önce şöyle düşünmüş;
yüksek ve sarp bi kayalıkta yalnız iki ayağının sığabileceği dar bi basamakta, dört bir tarafım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz yalnızlık ve hiç bitmicek bi fırtınayla sarılmış durumda olsam ve benim ömrümce hatta bin yıl boyunca ve hatta sonsuza kadar bu bir karış toprakta yaşamam gerekse işte bu durumum, biraz sonra yarım saat içinde ölücek olmamdan daha iyidir !

yaşamayı çok mu seviyosun birader ? öyleyse bunun cezasına hazır olmalısın. çünki yaşamayı çok sevmek suçtur ! peki suç dediğin ne ? birinin gerçekten suçlu olduğunu nasıl anlıyosun ? suçu gördüğün de suçluya ceza kesme kudretini nerden buluyosun ? o cezayı keserken suçlu olmayı nası göze alıyosun ? vicadanından dolayı mı ? peki senin vicdanın var mı ?

benim vardı ! çünki doğru nedir yanlış nedir karar vermeye çalışıyodum. vicdanımı dinliyodum. ama sonra, kafam karıştı. çünki yaşadığım doğru hayatı korumak için o yanlışın doğru olduğuna kendini bi kere inandırdın mı artık vicdanla ilgili bi sorunun kalmaz. çünki dersin ki ''yaşıyorum işte bundan iyi ne var ? '' bazen yaşamı başkalarının hayatına kastedecek kadar çok sevdiğini fark edersin. sana hiç oldu mu ? bana oldu !

işte o an yani bir başkasının atan kalbine gözünü diktiğin an aslında senin son nefesini verdiğin andır. sen yaşadığın sürece bunu bilirsin. yaşadığın her saniye o anı düşünmen, pişman olman, vicdan azabı çekmen gerekir. fakat çekemezsin çünki artık bir vicdanın yoktur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.