düğüne gitmek

1 /
Düğünleri pek sevmem . Ama küçükken gittiğim düğünleri özlemeye başladım.

Sadece birkaç tane ışık balonlarla süslenmiş olan alan. Basit 3-4 katlı bir pasta. Gelinle damadın herkesin aynı şarkıyla dans etmesi...

Daha akustik müzikler. Klarnete fussbağlanmaması, doğusundan batısına hiçbir yerde saçma sapan keyboard seslerinin, olmamasıhoparlörün sesinin aşırı açık olmaması...

Eğer kızıma düğün yaptırırsam. Hoparlörsüz yaptıracağım. Müziği bu kadar seven ben düğünlerdeki müzikten nefret ediyorum.
aşırı büyük bir külfet olan olay.

hele ki gelinin kız kardeşi modunda katıldıysanız düğün sonunda ayağı bilek hizasında kesip kurtulmanız daha hayırlıdır, hayır teyzem ben en az yirmi sene daha okumayı planlıyorum. *
aşırı yüksek sese maruz kalmayla son bulan aktivite.
insanlar bangır bangır ses olmadan oynayamıyorlar mı?
illa kulaklarımızın zarı patlaması mı gerekiyor.

aaaa az daha unutuyordum ya.
en son gittiğim düğün, düğün değil de bi nikahtı.
bando gibi bişey tutmuşlar, çok eğlenceli olmuş.
çok tuttum bu fikri.
Arka arkaya iki düğüne gittim. Biri kuzenimin, diğeri de kuzenimin arkadaşının. Döktüm kurtlarımı, oh mis. Bi de uzak akraba gelinlerinden biri bana kısmet bulmuş. Değmeyin keyfime.* hayir ben aynı ben, sadece kıyafetim özenli olunca mı fark ediliyor? Degisik kafalar. Halbuki kafam da hep güzeldir, her zaman kendim olmayı tercih ederim ama makbulü bu değilmiş demek. Daha da bu sene düğüne falan gitmem, yeter bu kadar. He ama sözlükten birileri evlenir, o zaman başka. Çağırın gelirim.

Tanım: sıkıcı eylem, sıkıntıdan çenem düşüp çok konuşuyorum.
Pazar arkadaşımın düğününe gidecektim ama pazara gidince düğüne gitmeyi unuttum. Akşam saat 10 gib "anaaa düğün vardı lan" dedim kendi kendime. O son fasulyeyi almayacaktım. İnsan pazara gidip düğünü unutur mu ya? Gidesim mi yoktu ne?
garibanların düğününe mutlaka gitmeye çalışırım.
bilirim az kişi gelecek yalnız kalmasınlar, yaknız hissetmesinler diye elimden geleni yaparım.
yalnız beni gibi naif adamların elinden pek bi boh gelmez o da ayrı mevzu.
Aşağıda Dostoyevski de düğüne gidince hissettiği duygularını belirtmiş.

"kendini ait hissetmediğin, bir yerde bulunma zorunluluğu" diyor dostoyevski, bu cümle bazı anlarda insanın kalbine saplanıp kalan hissi tanımlıyor. “Dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğu.”