Dünya sözlük yazarlarının emeklilik hayalleri

1 /
Beş vakit camiye gidip namaz çıkışı caminin bahçesinde mahallenin ihtiyarlarıyla oturup hatıralardan bahsederim herhalde. Köye yerleşip iki de inek alıp babamın tarlalarını ekip biçerek içimdeki çocukluk özlemini gidermeyi de isterim ama köy kalmadı ki. Köy de oldu sana şehir. Yakında zaten bütün köylere bim, a101 açılır, tarım falan hikaye olur.
fiji'den diyorum, ıssız bir ada alayım. orta halli bir pist, planörüm için. deniz uçağı da olabilir, daha model araştırmasına girmedim.

5-10 tane dolgun maaşlı, farklı milletlerden mürebbiye tutayım. torunları yetiştirsinler bol lisanlı, bol kültürlü.

zıpkın avcılığı şart, çift kamaralı bir motoryat işimi bir hayli görür.

adanın bir köşesine okyanus hareketi ile çalışan hidroelektrik santrali tarzı bir kaynak; arkasına da bir bilgisayar bağlarım, al sana deli gibi coin madenciliği yapacak free ortam. yap yap bozdur. dünya ekonomisi ne olduğunu şaşırsın, anlamasın da. dev güçler galeyana gelsin; ıssız adanın birinden dolara müdahale!

bu kıvrak hareketlerim neticesinde parti kur oy verelim diye çırpınan dünya halkı. kırmayayım tabi; sözde değil özde dünya başkanı olayım.

evet, emekliliğimi dünya başkanı olarak geçirme hayalim var. ölene kadar çalışmak zorunda olanların ülkesinde emeklilik hayali de çalışma hayali ile kuruluyor, yapacak bir şey yok.
kalabalık bir sokakta önümde bir masa, masada bir satranç takımı. satranç oynak isteyenleri tokatlayıp tokatlayıp evlerine yollamak istiyorum. satranç oynamayı bilmiyorum çünkü.
Babamın köyüne yerleşmek, onun dizinin dibinde, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışarak son nefesi vermeyi beklemek. Bu sadece emeklilik hayalim değil, bu bütün ömür sermayemin vazgeçilmez hayali.
emeklilikle ilgili ilk hayalim emekli olmak.
ikinci hayalim ise bağ-bahçe ile uğraşmak ve evin küçük bir köşesindeki atölyemde vakit geçirmek.
çünkü neden olmasın?
emeklilik dönemim için kafam çok karışık. iki seçenekten birini seçmek zorunda olmadığımı düşünsemde sanki tercih etmek zorunda olduğumu hissediyorum. neyse iç çatışmalarımı sonra şey yaparım. biri şöyle canlı renkleri olan bol bol suyu akan bir çok çeşit bitkiyi bünyesinde barındıran manzarası olan ve şiddetli olmayan yağmurlar yağan bir dağ'da gerçekten güzel bir mimariyle yapılmış tahta evde kur'an, meal,tefsir,kitap,şiir okumak(şiir yazmakta olabilir) ee tabi bir de müzik dinlemek. çayımı içerken küçük ve şirin penceresinden baktığım o manzarayı gözlerinin yansıması kabul ettiğim sevdiceğimle bazen derin bazen kahkahalı bazen özlem bazen umut dolu sohbetler etmek isterdim. neyse takılacağım işte. Diğeri ise arkadaşların yakın çevremin dostlarımın olduğu genelde sıcak iklimlerin hakim olduğu denizli bir coğrafyada bolca bir araya gelmek hasret gidermek gezmek eğlenmek paylaşımlarda bulunmak ve geçmişi yad etmek. çoluk çocuk torun filan yazmadım ama onlarda var ikinci hayalde*
Emeklilik hayali hiç kurmamışım. Yani işte huzurlu dingin bir hayat dışında spesifik bir şey yok. Şimdi düşündüm de 3-5 gazetecilik ödülü , güncellenmiş, çağın gerisinde kalmamış bir clelia ve mavi bir manzara yeterli.