dünya sözlük yazarlarının ruh hali

1 /
sabah "ulan yine uyandım" dedim ilk an. sonra pencereden bakıp, rahmeti " için teşekkür ettim yeri göğü yaradana". koşarak bindim trene. yok tren benim üzerime bindi sanırım. bir sürü yeni akraba edindikten sonra, yolcuğun ikinci adımı için yeniden yeni akrabalar kazanacağım metrobüs e bindim. indiğimde artık istanbul anadolu yakasında ikamet eden binlerce yeni akrabam olmuştu. yağan yağmura, ıslanan sigara ve çakmağıma, başımda dönüp duran migren ağrıma rağmen şükür ederek girdim ofisime.
öyle yorgunum ki cogito.

bazen yorulur insan. çoğu zaman yorulur insan.
mütemadiyen yorulur insan.
bildiğin gibi değil.

zürafalar gözetlememe kulesidir mesela*
istanbul taze bir nefese / bir sigarayla başlar. bir kalem bir defter üzerinde yorulur. bir pelikan benden daha güzeldir bu gün.
bir şehri titreten sloganlar biliyorum. bir babayı üzebilecek içli bakışlarım var. annem bir sabah öperek uğurlar beni. ben kapı kapanır kapanmaz üşüyorum.

zürafalar gözetlememe kulesidir mesela*
yelkovan akrebin naz ile usandırdığı,
elleri bir kadının, en gösterişli yeridir.
bazen yoruluyor insan.
bildiğin gibi değil.


*
sabah pencereyi açıp baktım ve dedim ki " bu ne lan? dünün aynısı. . " *
evden çıktım ve akbilim bitmişti.
(bkz: akbillerin hep yağmurlu günlerde bitmesi)*
neyse bi yerde akbil dolum yeri buldum doldurdum, tramvaya doğru yürürken bi araba yanımdan geçip benim bayan oluşumdan ders çıkarmış olacak ki, "kadınlar çiçektir, sulamalı " edasıyla sol yanımı sırılsıklam etti. yılmadım bindim tramvaya.
kimin eli kimin cebinde diye düşünürken indim ve metrobüse bindim. kalabalık veya sıkışık kelimesi orayı nitelemeye yetmiyodu.
anadolu yakasına ulaştığımda 1.blok çoktan kaçmış, 2.blok başlamak üzereydi. öyle bi ruh hali bu işte.

(bkz: her gün kıta değiştirmek)
(bkz: halimi kim anlar cogi)
farz namazına kade-i ahirede yetişmiş bir adam gibiyim. geriye dönmekle ileri gitmek arasında kalmışım. bir tereddütte kaçırıyorum tüm abdesti.