dünyaitiraf.com

1 /
evde kadayıf vardı, şimdi onu yemek istiyorum ama kaymakla. keşke gündüz aklıma gelseydi de kaymak alsaydım diye hayıflanıyorum içimden.
Durum tahmin ettiğimden çok daha vahimmiş sözlük. 15 günde tam 9 kilo kaybetmişim. Gören herkesin yüzüme bakarken zombi görmüş gibi tepki vermesi içimi acıttı. Oğlum sana ne oldu, hasta mısın, bir sorunun mu var? Gibi sorulara maruz kalmak ise beni kahrediyor. Ne diyeceğim şimdi ben bu insanlara? Sevdiklerime o kadar fazla değer veriyorum ki beni çok fazla etkiliyorlar. Onlar mutlu ise ve beni mutlu ediyorlarsa sanki cennet bahçelerinde geziyormuş gibi hissediyor, onlar mutsuz ise ve beni mutsuz ediyorlarsa dünyada cehennemi yaşıyorum. Üstelik 2 hafta sonra yeniden maviliklere açılacağım. Yani kendimi toparlamak için sadece 2 haftam var. Neyseki leziz yemekler kilo almama fayda sağlayacaktır. Tatlım nerede benim, böreği böyle al, o dondurmaya söyle birazdan hesaplaşacağız! Erik ve çilek mi yesek acaba...
Bu süreçte en azından her koşulda yanımda olan sevdiklerime sarılarak kendimi toparlamaya çalışacağım. Sözlüğe biraz ara versem hepimiz için iyi olacak sanırım. Yine buralardayım ara sıra uğrarım. Sadece biraz molaya ihtiyacım var. Sağlıcakla kalın. *
Duştayken aklıma sözlükte yazmam gereken tanımlar geliyor duştan çıkınca unutuyorum.
Aynı şekilde yemek yerken, şarjım bitmişken, gözlerime uyku oturmuşken... Yani ne zaman tanım yazamayacaksam yazasım tutuyor. Ne zaman da boşta kalsam yazacak bir şey bulamıyorum.
Güllü dinliyorum ben. Oradan bergen’e atlıyorum. Sonra coşkun sabah açıp kendimi akışa bırakıyorum.
Suç mu Hakan taşıyan dinlemek sözlük söyle bana suç mu?
Cengiz Kurtoğlu dinlemiyorum ama onunla bi miktar kırgınız.

Biteviye hıçkırıklarımıza ne de güzel yakışıyorlar..

Temelime bu underrated eserleri atan başta aileme, akrabalarıma, kuzenlerime falan sonsuz teşekkürler.
Sözlükte kendimi öve öve dokunabildiğim insanların arasında da kendimi, sevdiklerimi övmeye başladığımı fark ettim. Tabi belki de yaşla, zamanla alakalıdır ama bence sözlüğün bir payı var. (bkz: nature vs nurture)

Mütevazilik bir oyundur ve ustaca bir oyun sergilediğinizde mütevazi olduğunuzu değil, gerçekten niteliksiz olduğunuzu düşünürler.
Bu kadar oyun yeter, hayatımızı yaşayalım.
Bu aralar içime resmen kara bir bulut çöktü. Hayattan, yaptığım hiçbir şeyden zevk alamıyorum. 10 günde tam 4 kitap bitiren ben 1 hafradır elimde olan ve bitmesine 90 sayfa kalan kitabı eveleyip geveliyorum. İçimden okumak gelmiyor. Aslında hiçbir şey yapmak gelmiyor. Ne oldu bana, neden böyle oldum bilmiyorum. Halbuki her türlü kötü durumda bile kendimi keyiflendirecek, mutlu etmeyi bilecek bir şeyler mutlaka bulurdum. Bu kara bulutları biran önce dağıtmam gerektiğini biliyorum ama yapamıyorum. İçim sızlıyor, yüreğim acıyor. Aslında bu durumumu sözlüğe yansıtıp melankonik takılmak istemediğim için girmemeyi bile düşünüyorum ama burada yazmak bana çok iyi geliyor. Şu an eve gidiyor olmamdan dolayı çok mutlu olmam gerekirken bile içim buruk hissediyorum. Hayatımda bir eksik var, ne olduğunu biliyor ama o eksiği hayatıma nasıl dahil edeceğimi ve hayatımda nasıl tutacağımı bilmiyorum. Çaresizlik içinde beklemekten başka elimden bir şey gelmiyor ve ben elimden bir şey gelmeyince çok mutsuz oluyorum. Sürekli yapabileceğim bir şeyler olmalı diye düşünmekten beynim kazana döndü. Çok bilinmeyenli denklemler arasında hayata tutunmaya çalışıyorum. Neyse çok kafa şişirdim sanırım hakkınızı helal edin...
daha önceden sürekli eleştirdiğim bir müzik türünü az önce açıp dinlediğimi fark ettim. memur bey, ben suçsuzum her şey kendiliğinden gerçekleşti. belki de hayat beni buna zorlamıştır..