duygu yoğunluğu

1 /
zihinde kişinin kontrolü dışında var olan gürültüyü; bastıramaması, tahammül edememesi ve onu adeta fiziksel bir yük gibi hissetmesi hali.

insana kendini bir kafesin içinde hissettirir. dışarı çıkmak istesen çıkamazsın, içeride kalmak istesen duvarlar üstüne üstüne gelir. kimi ağlar, kimi etrafına öfke saçar, kimi kendine yahut çevresine zarar verme boyutuna vardırır.

odak noktasını değiştirebildiği kadar değiştirmeli insan, bambaşka şeyler düşünmeli, bambaşka şeyler yapmalı, yoğunlaştıramayacak kadar darmaduman etmeli ortalığı ki tekrar güç bulamasın...
Nasıl bir his olduğunu hep merak etmişimdir. Bugüne kadar dışarı salınan tek şey öfke duygusu oldu. Artık o bile kalmadı neredeyse. Duvarlar üstüne üstüne gelince ezilmek yerine duvarı kırmayı tercih etmek lazım. Sonuçta her duvar yıkılır yeter ki zayıf noktasını bulun. Ha olmadı yanınıza birini alın o da yardım etsin.
vücut tarafından dışarı atılmaya zorlanır. gözyaşı mesela, hem üzgün olduğumuzda hem mutlu olduğumuzda hem sinirli olduğumuzda, kısaca duygu yoğunluğu yaşadığımız zamanlarda oluşur ve dökülür. çünkü yoğun duygu aktarılmalıdır. insan daha çok tabi acı duyguları atmakta zorlandığı için, hele ki konuşarak anlatarak vs. dışa aktarmıyorsa vücut bir şekilde bunu atmaya çalışıyor. işte karnın ağrır, hastalıkların çıkar, gece dişlerini sıkarsın vs. çok ciddi hastalıklara kadar gider ancak yine de bu duygu yoğunluğunun boşaltımı pek ciddiye alınmaz. anlatmanın etkisi, ifade etmenin etkisi küçümsenir.

sanat da duygu yoğunluğunu azaltmaya yarayan en önemli araçlardan biridir. çünkü sanat insanın kendi duygularının dışa vurumu şekliyle olur. bu yüzden sanatla ilgilenmek hem ruh sağlığı hem de beden sağlığı için çok önemlidir.
Üst seviyeye varınca zihni durduran eziyet.

Sanki bütün gözeneklerin tıkanırmışçasına veya her bir noktandan binler hissiyat fışkırırmışçasına mala bağlamak.

Geldi mi de ordu gibi geliyor bi tarafını silktiğim. Anlatacakların vardır. Her bir şey bir yerde başı buyruk şekilde tepiniyordur. Hizaya getiremezsin. Toplayamazsın. Aktaramazsın. Lanet.

Şöyle elle tutulan durdurulan bir şey olsa da az biraz çekip tutsa insan.

Bi dur lanet olası bi ara ver bi mola ver konuşayım dersin yok. Boğaza dizen düğümlerine başladığım.....
nefret ediyorum senden. Geber git artık tamamiyle terk et beni.
İnsanoğlunun doğasında var olan duygular, hiçbir zaman durağan olmayıp devamlı hareket halinde olmuştur. Bir varlığa karşı hissedilen bir duygu; bazen düşük seviyede, bazen dipte olup bazen de tavan yapabilir.


Kişi bu duygu yoğunluğunu yaşadığı zamanlarda çeşitli davranışlar sergiler. Sakin bir kişi futbol maçında küfürlü bir tezahürat yapabilirken, bir mitingde yasaklı sloganlar atabilir. Ya da ikili ilişkilerinde o duygu yoğunluğunda karşı tarafa farklı bir söz, farklı bir davranış sergileyebilir ya da o duygu yoğunluğuyla anlamsız çıkışlar yapabilir.

Kişi bu duygu yoğunluğunda yaptığı davranışları o an normal hatta olumlu karşılarken biraz zaman geçip de yoğunluktan sıyrıldığında yaptığı hareketin gereksiz olduğunu düşünebilir. Geçmişe dönüp baktığınızda bu durumla birçok defa karşılaşmışsınızdır.

Böyle durumlarda yapılacak en iyi iş: bilinçaltımızdaki film şeridini biraz ileriye sarmak olacaktır. Böyle bir davranışı sergilemeye kalkmadan önce bilinçaltınızdaki filmi hızlıca oynatıp duygu yoğunluğundan sıyrıldığınızda bu hareketin gereksiz olduğunu fark edeceksinizdir.

Film şeridini ileri sarmak istemeyip önemli olanın o duyguyu yaşamak olduğunu düşünenlerdenseniz bu da sizin bileceğiniz bir durumdur.