enginar

1 /
enginar ile ilgili ilk anım okul kitaplarında atatürk'ün vefatından evvel enginar istediği ancak o tarihte hiçbir yerde bulunamadığı idi, hem üzülmüş hem şaşırmıştım heralde bir insan niye kendi iradesiyle enginar ister diye çocuk aklı tabi.

en akılda kalıcı anımsa yıllar sonra bir minibüsçünün yolda giderken durup pazarın kurulu olduğu sokaktaki seyyar satıcıdan 3-4 tane alıp çiğ olarak yemesi ve akabinde yolculara - yani bizlere- "çok faydalı" diyerek -belki de satıcının yıkaması vs 1-2 dk beklediğimiz için- savunmasıdır, niyeyse enginar deyince o adam aklıma gelir. o gün bugün üzerinden belki 15 sene geçti hep deneyeyim diyorum hiç elim gitmiyor.

bu iki olayı şuraya bağlayacağım, karaciğere faydalı olduğu yönünde yaygın bir inanış mevcut ve gittiğim doktor da yiyebilirsin dedi. öyle birkaç kere çatalla didikleme tecrübem var artık o tarihte ama şifa niyetine peki dedik zaten ufakta olsa bir sempatim var anlattığım ilk hadiseden, zeytinyağlı ve bezelyeli olanından haftada 6-7 tane yiyorum. ilk defa da bilinçli yediğim için tadı da hoşuma gitti demek, epey yedim. sonra doktora tekrar gittik laf arasında konuşurken "zeytinyağlı da yiyebilirsin yarım porsiyonu geçmeyecek şekilde" demesiyle doktorun çiğ yenmesini kastettiğini anlamış bulundum, hoş yine yemedim.

anılar turunun ardından, istanbulda genellikle çanak şeklinde satılırken özellikle ege de bunu bitkisiyle birlikte satarlar ayıklamazlar. "çanağını çıkarabilir misin" (evet doğru tabir bu) diye sorulunca da gıcıklanırlar. yine istanbulda artık nerenin mamulüyse çanağı ortalama avuç içi büyüklüğünde iken egede çok daha ufak olur - veya ben hep öyle denk geldim bilemiyorum -

bir başka ilginç detay ise fiyatı, tanesi mevsimine göre 3-4-5-6 olarak değişiyor ucuzladığında 50li 100lü olarak alıp buzluğa atmak gerek. mesela tam şu an pahalı zamanı yanılmıyorsam -hiç almadık daha bu sene de- sonra biraz ucuzlayacak ve bitecek. aynı fiyat durumu avakoda da mevcut, ufacık olmamışlarının tanesine 7-8 lira verip 1 aya yakın yemek için beklediğimiz olmuştu.
İlk tadıldığında şaşkınlık, ürkeklik ve sıkıla sıkıla yeme isteği oluşturan, sonrasında bu ne kadar lezzetliymiş dedirten sebze.

Portakal veya mandalina suyuyla pişirilmiş hali nefistir.

Alemanlar bu muhteşem lezzetli olabilecek sebze, çiçeye artischocke der ve bunun muhteşem bir yağlı turşusunu kurarlar, küçücük bir kabanozuda inanılmaz pahalıya satmaktadırlar. git bana göre pahalı yanii.
küçükken Mine Alpay Gün bizim ziyaretcimiz oldu, bu ayda idi yine, doğum günüme denk geldi. canım, doğum günüm olduğunu öğrenmiş annemden ve bana çikolatadan paskalya yumurtası ve tavşanı almıştı.. işte misafirimiz olduğu o gün ilk kez bu turşudan denemiştim. tadı damağımda hala.
- Yunanca anginára "enginar, cynara scolymus" anlamında bir sözcük.
- Eski Yunancada ise kinára veya kynára "yaban enginarı, cynara cardunculus" anlamında.
- Farsça ve Orta Farsçada kangar sözcüğü ile eş kökenlidir. farsçada enginar, kangar farangi olarak isimlendirilmiş.

kaliforniya kendini enginar başkenti sayıyormuş ve hatta 1948 yılında Marilyn Monroe 1. enginar kraliçesi seçilmiş.

git
Harikulade bir zeytinyağlı yemek hammaddesi.
Ananas gibi duran bitkisini değil, çanağını kast ediyorum elbette.
Efendim bunu pişirirken üzerine azıcık toz şeker serpip suyuna da bir portakalı sıkıp ekleyeceksiniz ki işte o zaman şahane bir tat çıkıyor.
Portakalı unutmayın lütfen, o detay önemli .