Erdoğan'ın zam yağmurlarını şirketlerin üzerine atması

1 /
kuralları ve denetim kurullarıyla birlikte, serbest piyasa ekonomisinin olmamasından ötürüdür. fiyatların sürekli artıyor olmasının sebebi iktidar mıdır? evet. ama iktidarın artışların önüne geçemiyor olması, "türk tipi ticareti", serbest piyasa gibi yutturmaya çalışan, ticaret ehlini de masum göstermez.

bir örnek vereyim geçeyim. pandemiden önce 7 tl olan, 50'li latex eldiven 30 tl olamaz. işte bunun adı fırsatçılıktır. tamam fiyatlar artmaktadır, ama o eldivenin ne hammaddesi, ne o hammaddenin fiyat ölçütü olan usd, yüzde 320 artış göstermedi. "efenim pandemiden ötürü kauçuk ve bütadiene talep arttı, talep artınca şey olur..." aynı malzemeden yapılan prezervatifte yüzde 300 artış olmadı. içeriğinde bütadien aşısı bulunan plastik malzemelerde de böyle bir artış olmadı. demek ki, pandemiden istifade edip, gündemle alakalı mallarda fiyatları yukarıda tutan bir ticari güç var. bu ticari güce dur diyemeyen bir de siyasi güç var.

tek kalem üzerinden örnek verdim; ama dezenfektan ve ilgili kozmetik dallarında, bundan daha ötesi de var. pandeminin ilk günlerinde, kolonya bulamadık. o dönem dünyada çin kaynaklı ciddi bir alkol krizi de vardı. çinli şirketlerin yüksek kontratları, dünya alkol piyasasından çin'e yüksek bir alkol ticaretine neden olmuştu. elbette sonrasında, arz-talep yeniden dengeyi buldu, çin'in alımları normalleşti, ama bizim piyasada kolonya fiyatı aynı kaldı. hemen hemen, bütün temizlik kimyasallarında durum böyle.

özetle, pandemiyle başlayan süreçte, kur-hammadde-ithalat saikli artışlarda iktidarın yetersiz kaldığı fikrine katılıyorum. ancak piyasanın başrol aktörlerinin, "ne yapalım girdiler yükseldi" bahanesi, onların ticareti açısından bir kılıf oldu. şirketlerin amacı karlarını maksimize etmekse, devletin amacı da kamu yararını gözetmektir. devlet kamu yararı adına, kurumlarını yetkilendirirse, şirketlerin sonsuz kar etme güdüsü törpülenir.
bu yönü ile tam bir politikacıdır erdoğan. genellikle iki kesim oluşturur ve mağdurun yanında imiş gibi gözükür.
şu an fakir ve zengin denen kesim var. fakirler ise çoğunlukta. zengin kesimin karşısında ve fakirin yanında imiş duruşu sergileniyor. tabi yenirse bu. birilerini halkın önüne atar. yıllar önce öğretmenlerin aldığı maaşa, 15 saat derse giriyorlar vb. söylemi oldu. o zaman da velileri ve bilumum işsiz vb. kişileri öğretmene karşı bir çeşit ön yargı ve kışkırtma olmuştu.
bu tarz bir siyaset bakalım daha ne kadar götürecek. ekonomi iyi giderken hükümet politikası başarılı, kötü giderken burjuva zenginleri suçlu. keşke şu beş market olayını beş müteahhit falan da deseydi. ev fiyatları malum. uçuştu. konacak yeri de yok.
Suçlu kim tartışmalarından öte şunu anlamakta faide var.

Durum
Şirketlerin ana amacı kar realizasyonudur. Yani senin kara kaşına gözüne bakmaz. Bulduğu her fırsatı değerlendirir. Gerekirse stokçuluk yapar, gerekirse bel altı vurur, gider oligark yapılar ile ortaklık yapar, rusya ile konuşur hatta mason olur pazar payını genişletir.

Kaide

Regülasyon nedir, neden yapılır, kime işler, kime işletir sorusu bu ülkede rafa kaldırılmış, neredeyse 1880'li yıllardan beri unutulmuş bir deryadır.

Nasıl bir çocuk bir ev içinde kendi bildiklerini dikte etmek, yaptırmak için her türlü hinliği, cinliği, şımarıklığı yapar işte şirketlerde böyledir. Sen ne kadar kırmızı çizgi çizersen o da kendisini ona göre şekillendirir.

Suçlu Erdoğan mı? Evet kesinlikle peki bundan ekmek yiyor mu? 1 gram inanmıyorum, sıkıntı bu şirketlere göz yuman bakanlarına, bürokratlarına at koşturma izni vermesidir. Hukukun üstünlüğünü arkadaş, milletvekili, benim müsiadım, tüsiadım denmesidir. Sen monopoly'e izin verirsen, 4 senede hal yasasını engellersen, ağzı açık bakanların icraatlarına kelle almazsan sonuç budur. X'in talimatıyla denetime başladık diyen bakanlar, yöneticiler fermuarları açık kalsa donları dışarı sarksa talimat bekleyecekler.

O yüzden suçlu a101, bim, şok ve nicesi değil onların karinesi, karakteri belli sen devlet karakterini ortaya koy, son ana kadar bekleme bak bakalım et fiyatı, süt fiyatı ne oluyor.

Toptancıların, aracıların kim olduğuna bakılırsa suçlu zaten bulunur. benim korkum, o nokta geldiğinde ikinci Bir ne istediniz de vermedim cümlesini yeniden duymak olur.

Sağ kesimde yer aldım hayat boyu bu değişmeyecek lakin doğruları söylediğim için çok kızan da oldu bizim cenahtan ama bir dost tavsiyesi..

Salon, banyo, balkon, koridor seni bir yerden etmez ama mutfak iktidar devirir.

For your info!

pek de haksız olmayan yıkma. faturaları elimizden geçiyor. ismini vermeyeyim mavi tabelalı büyük marketlerden biri 15 tl'ye üreticiden aldığı ürünü 40 tl'ye satıyor.
pandeminin türkiyeye maliyeti 50 milyar dolar.

sadece beleş dağıtılan aşılar bile 5-6 milyar dolar tutuyor.

ee ne olacağıdı.

bu ülkede zam olması gayet normal.

kimse reise yüklenmesin boşuna.

ayıp ediyorsunuz haa..

Özelleştirmeyi ve tekelleştirmeyi ülkenin gelişmesi olarak gösteren Erdoğan'ın haklı bahanelerindendir.

Buradaki asıl dümenci, düzen yanlısı muhalif medya ve siyasilerdir.

Enerji patronun elinde, üretim patronun elinde, ticaret patronun elinde. Devlet sermayenin elinde oyuncak olmuş; ama muhalefet patronlara değil iktidara bahane buluyor. Bu da gösteriyor ki, Erdoğan sonrası Türkiye' de aynı sorunları yaşayacak ve çoğu zaman düzen eski basiretsizlerini aratacak.