esir şehrin insanları

1 /
işgalci ingiliz subaylarıyla düşüp kalkan konaklı bir zengin kızı kokteyle gider. kokteyl salonu ingiliz ve fransız subaylarıyla doludur. istanbullu işadamları -savaş vurguncuları- da oradadır. salonda bir de rum kökenli sosyetik bir fahişe vardır ki işbu fahişe yataklarına girdiği işgalci subaylardan birtakım belgeleri söğüşleyerek ankara'ya göndermektedir. salon züppesinden başka bir şey olmayan zengin kızı ile o fahişe kokteylde karşılaşırlar. zengin kız şöyle der:
- sen pis bir fahişesin.
fahişenin cevabı:
- evet ben orospunun tekiyim. ama sadece bedenimi satıyorum. vatanımı değil.
*

kemal tahir romanı. dizisi de iyiydi.

--- alıntı ---

''çöküntü devirlerinde iki çeşit insan meydana çıkıyor. namussuzlarla namuslular… iki tarafta da, boğuşma büyük bir şiddetle, açıktan yürüyor. hele, önce "vatandaş” sonra “insan” olunması gereken dehşetli sıralarda faziletle, alçaklığın boğuşması kadar korkunç muharebe yok. muharebede düşman karşıdadır. üniformalıdır. az da olsa, çok olsa da bir zaman sonra önemi kalmaz. kaçarsın, kovalarsın… anında ölenler, yaralananlar olur. ama hep ileriye bakmanın bir rahatlığı vardır. oysa esir bir şehirde dost kim, düşman kim, bilinmez!''

--- alıntı ---
türkiye tarihinde yok sayılan istanbul işgalinin romanı. şöyle iddia vardır; "tek sömürülmeyen islam ülkesi türkiye'dir." bu iddia ilk duyuşta mantıklı gelse dahi, ve islam ülkelerine göre hakikaten türkiye az sömürülmüş olsa dahi, gene de istanbul işgal edilmiştir. romanda işgal sırasında özellikle zengin tayfanın nasıl milletine sırt çevirdiği iyi işlenmiş. bu hep böyle olmuştur zaten, zenginler için önemli olan sermayeleridir; hayatta onlar için başka değerli bir şey yoktur. esas kendini tehlikeye atanlar, fedakarlık yapanlar da her zaman yoksul kesimler olmuştur. akıcı bir dile sahip olan roman, yer yer taraflı gibi gözükse dahi, bir bütün olarak bakıldığında, ideolojik tarafçılığın değil, işgal dönemi durumunun gerçekçi olarak yansıtılması biçiminde görünmektedir. kemal tahir, kimsenin hatırlamak istemeyeceği dönemi ölümsüzleştirmiştir.
kemal tahir romanı. esir şehrin insanları, esir şehrin mahpusu ve yol ayrımı üçlemesinin ilk kitabı. kamil bey işgal altındaki istanbul'da bağımsızlığı ve kuvayı milliyeyi destekleyen basın yayın işlerine girişir ve tutuklanır. bir insanın sosyal ve ekonomik hayatındaki düşüşle bir şehrin düşüşünü birlikte işlemiştir kemal tahir.
bu kitapta beni en fazla etkileyen baş karakter kamil beyin sorguya çekildiği bölümlerdir. yalan söyleyebilmek için yalan istidadının olmasına gerek olmadığını, hiç söylememiş birinin bile mahirce ve kusursuzca yalan söyleyebileceğini görürsün.