evlilik

1 /
hastalıklı bir beyne sahip olmayan insanlar, nefsi müdafaa gibi sebepleri yoksa, eylemlerinde mutluluğu amaçlarlar. bu şahsi mutluluk da olabilir, bir başkasının veya başkalarının mutluluğu da.

evlilik müessesesini de bu eylemlerden biri olarak düşünmemiz lazım. burada problem yok. ama mutluluğun niteliği devreye giriyor. evlenirken ne tür bir mutluluk arıyor insanlar? sıralamaya çalışalım: baba-evinden özgürlüğe kaçış, sevilen kişiyle yan yana gelme, aile kurma, nesli devam ettirme, dilendiği gibi sevişebilme... bunlar artırılabilir.

bunlar öyle türden mutluluklar ki hiçbiri tek başına bir evliliği yürütmeye yetmiyor. özgürlüğe kaçış amacı, eşe karşı sorumlulukları sekteye uğratıyor. sevilen kişiyle yan yana gelme amacı, örtük olarak aileleri dışarda bırakma isteği taşısa da bu mümkün değil. sırf aile kurup nesli devam ettirmek için evlenmek, anne/baba olduktan sonra eşler arasındaki ilişkinin nasıl yürüyeceğine dair soru işaretleri barındırıyor. dilediği gibi sevişmek isteyen insan sırf bunun için evleniyorsa bunun sebebi de ya dini veya toplumsal etkenler ya da cinsel açlık.

evlilikle amaçlanan mutlulukta bunlardan biri diğerine baskın çıktığında, evliliğin ilk sonucu olan aile birliği ölü doğmuş oluyor. suni teneffüs vesaire sadece birkaç yıllık soluk sağlayabilir veya eşler sakat, huzursuz bir müessesenin içinde ömür çürütebilir.

yani iyi düşünmek lazım. eş seçimi, insanın kendisinin hazır olup olmadığı, maddi yükümlülükler gibi onlarca konu var. "tek sevgimiz olsun da" tarzında iyimser söylemler istisna. öyle çiftleri gördüğümüzde aklımız almıyor zaten nasıl mutlu olduklarını. gıpta edelim ama "demek ki sevgi olursa her şey hallolur" diye kendimizi kandırmayalım. yoksa yine mutluluk amaçlanarak, başlığın zıttı olan eyleme geçiliyor.
bazıları için zor olan hayat paylaşımı.

zor aga. kimisine kolay tabi. insan bulursan kolay.
geçen gördüm gelin 10 bilezik sözü almadan arabadan inmiyordu. al işte.
gel de arabayla beraber uçurumdan fırlatma o gelini.
Sözlüğün altın başlığıdır bu ve türevleri. Müşterisi hiç bitmez, azalmaz bile. Nitekim yine gündemi süslüyordu dün.

Öyle ki evlilikten pek de hazzetmeyen yazarlara da bulaştırırlar bu müşteriler. En son hafiften evlilik güzelleyen 2-3 tanım girmişim fark etmedim, şimdi hemen kötülemeliyim ki dengeye gelsin. *

Benim gibi Bihter fıtratlılar için uygun bir müessese değildir. Ama işte gelmişsin dünyaya ve bazı ödevler var yapmazsan dışlanmış hissedeceksin el mecbur. Böyle olmasa bu dünyada lügatıma dahi bu kelimeyi alır mıydım acaba? Ömrümü Hoyrat ve hırpalayıcı bir aşkın kıskacında, kalbimi her daim hayatta ve yaşıyor hissederek geçirmeyi tercih ederdim belki de.
Zaten olur da cennete gidersem asla düşünmüyorum bu olayı. Her çiçekten bal almak varken-höhh yavaş gel- pardon da ne evliliği?!?! Oraya kadar varabilen herkesin hakkıdır bu. * yasak değil, günah değil, ayıp hiç değil. Şaka şaka o kadar da değil.

Ben sadece kendime dürüstüm. Eskiden mutlu sonlu senaryoları ben de yazardım, bu konuyla alakalı kaç kitap okudum kaç program dinledim sayısını unuttum. Gözünde Fazla büyütenler için söylüyorum ki bunun sonu sükut-u hayaldir demedi demeyin. SiZ aynı evde sürekli yaşayınca o ilişki başındaki tatlı heyecanların hep devam edeceğini Falan mı zannediyorsunuz? Evlilik tüm o duyguların katili ister kabul edin ister etmeyin. Ha gemimi yüzdüreyim bana yeter kafasındaysanız biçilmiş bir kaftan olabilir. Sadece bilin ki her akşam alışveriş listesi gönderip birbirinizin dağınıklıklarını topladığınız, sürekli kendinize benzetmeye çalışıp kendisine benzetilmeye çalışıldığınız bir insana o duyguları o yoğunlukta asla hissedemezsiniz. Ha insan sadece o heyecanlara mı ihtiyaç duyar? Fıtrata göre değişir. Güven, merhamet belki huzur vs gibi meseleler de zor artık eskisi gibi değil. Sorun biraz da zamanla ilgili aslında. Kadınlar bozuldu. Erkekler bozuldu. Ahir zamanın tozu bulaştı bize.

Öyle bir zaman ki insanlar çok çabuk değişiyor Ve bir zamanlar tercih ettiği o kişiyle birbirlerine çok kısa süreçte yabancı kalıp ayrı düşebiliyor. İnsanlar hali hazırda zaten sağırken kendilerine; Duygular, hisler, arzular da bitmek bilmeyen değişim/dönüşüm sürecinde. İdeal olanı yaşamak mı yoksa mutlu hissetmek mi? Bu ikisi bazen öylesine iki ayrı uca gidiyor ki... O yüzden zor.

Bu hamur çok su götürür de, birisinin de bunları yazması gerekiyor ara ara. Kurban seçtim kendimi. Allah herkesin gönlüne göre versin.
Dilerim hiçkimse kendine eli düzgün, yüzü güzel bir ölüm beğenmez.

“bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa
‘Hadi böyle yaşa’ derken, kalbimize sormuş mu?”
Çok radikal bir karar ya da düşünce gibi gelebilir ama aile baskısı olmasa(baskı dediğim, üzülmeyeceklerini bilsem) ömrümce yaklaşmak istemediğim, tecrübe etmek istemeyeceğim şeydir.
Garip bir müessesedir.

Medenî hukukuna göre karı koca ilan edilmek mi desem, dine göre evlenmek mi desem. Sanki yavaş yavaş kritik bakmamaya çalışıyorum şu mevzuya. "Anne ben büyüdüm." Üzerine Böm böm bakıp , eşek kadar oldun bi zahmet deyişi.
bu onu hakkında okuduğum kitaptan iki alıntı yapmak istiyorum. kitap muhammed emin yıldırım hocanın "aile ahlakı" kitabı :

1) "aklı olan evlenir mi evlenmez mi bilemiyorum ama dini olan evlenir.çünkü evlilik meselesi, din meselesidir."

2)"gençlere neden evlenmediklerini sorduğumuzda kırk tane bahane sayıyorlar ancak o bahanelerin altında evlenecekleri hanımın cennetten bir huri olması beklentisi var.bu dünyada huri yok,başına iş açacağın bir imtihanın var.evleneceksin,belki evlendiğine bin pişman olacaksın ama yine de evleneceksin.çünkü evlilik;ibadet ve cihaddır;Allah'ın (cc emri ve Rasulullah'ın (sas) kavlidir.) o halde beklentimizi fazla üst düzeyde tutma hakkımız yok.bu ancak masallarda olur.evleneceksin daha üç ay geçmeden 'neden evlendim?' diye dizlerine vuracaksın ama sabah namazına nasıl aşk ve şevkle kalkıyorsan aynı şeyi evliliğini devam ettirme adına da gerçekleştirmelisin.Asr-ı saadet'in insanları bize bunu söyler."
bazen çok istiyorum. bazen de diyorum saçmala venusaur kendine bakamıyosun bir kızın günahına girme bari. bazen de diyorum rızkı veren allah'tır sen bu konuyu düşünme. inşallah bir üç dört ay sonra daha tek düşünceli olurum ama şu anlık işlerime odaklanmam lazım. bu konuları düşününce kafam daha allak bullak oluyor.
Doğru kişiyi bulduysan bir ömür boyu mutlu ve sevilerek yaşarsın,
Yanlış kişiyi bulduysan mutsuzluğa ve hayal kırıkları ile sabrın yetene kadar katlanırsın.