fareler ve insanlar

1 /
John steinbeck tarafından yazılan, pulitzer ve nobel ödüllü müthiş bir novella. çok ince olmasına rağmen dolu doludur. okurken insanın yüreğine dokunur, gözyaşların bağımsızlığını ilan eder.

Birbirine tamamen zıt karakterde olan iki insanın dostluğunu anlatır. George ve lennie ırgatlık yapan, evsiz, zavallı iki gezgin. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi yazar, işçileri farelere benzetiyor. Çünkü tıpkı onlar gibi bir hedefleri, amaçları olmadan, karın tokluğuna kan ter içinde çalışıyor, insan olduklarının bilincinde dahi değilmişcesine iğrenç yataklarda uyuyor, berbat yemekler yiyorlar. İşin kötü tarafı bunu kabul ediyor, değiştirmek için bir çaba sarfetmiyorlar.

Ama onların hayata tutunmalarına sebep hayalleri vardır. Dışlanıp horlanmayacakları bir ev.

Yahya Kemal Beyatlı' nın bir sözü vardır; " İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar." Evet, bu söze kitapta fazlasıyla şahit oluyorsunuz.

"Mutsuz bir ruh, mikroptan daha çabuk öldürür."

"Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister." İnler gibi devam etti. "Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldımı, hastalanır."

“İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!”

"İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
Zaten bu ikisi pek birlikte olmuyor gibi."
bir john steinbeck romanıdır.

--- alıntı ---

“Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından. Yanındakine dönüp ‘Gördün mü sen de?’ diye soramaz ki. Bilemez ne gördüğünü. Soracak kimsesi yoktur ki. Ben de burada bir şeyler gördüm.”
syf.88

--- alıntı ---
lisede ve üniversitede farklı zamanlarda iki kez okuduğum kitap. iki okumamın sonunda da ağlamıştım. üniversitede tahmin edeceğiniz üzere ödev için okumuştum. bu romanın tahlili aşağıdaki gibi yapılabilir. gerçi bunu kağıda geçirirken değişiklikler yapmıştım ama yine de dursun bu ham hali buralarda.

JOHN STEiNBECK’İN FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMANINDA YAPI

“Fareler ve insanların en sıkı tasarıları dahi
Sıklıkla ters gider”
Robert BURNS

1902 yılında Kaliforniya’nın Salinas kasabasında doğan John Steinbeck, romanlarının çoğunda Kaliforniya’nın Salinas Vadisi’ndeki çiftliklerde çalışan tarım işçilerinin kötü çalışma koşullarını, zengin tarla sahipleri tarafından sömürülmelerini; her türlü olumsuzluğa rağmen yaşama sevinçlerini, umutlarını kaybetmeyen, yaşama tutunmaya çalışan insanları anlatır. Ezilen, sömürülen tarım işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için bir edebiyatçı olarak elinden geleni yapar. Çocukluk ve gençlik yıllarında kendisi de bu çiftliklerde çalıştığı için buradaki işçilerin durumunu yakından gözlemleme imkanı bulmuş, bunları eserlerine etkili bir biçimde yansıtmıştır.
John Steinbeck, Gazap Üzümleri (The Grapes of Wrath, 1939) adlı romanıyla 1940’da Pulitzer Ödülü’nü, 1962 yılında ise edebiyata olan katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştır. 1968 yılında ölmüştür.

İçinde pek çok farklı temayı barındıran ve hangi tema düzleminde okunursa ona göre parçaların yerine oturduğu bir roman. Bu temalardan biri arkadaşlık. Kimi görüşlere göre Lennie ve George arasında muhteşem bir arkadaşlık vardır. Birbirlerini tamamlarlar. Ancak kimi görüşlere göre de aralarındaki bir çıkar ilişkisinden ibarettir.

Yine romanda ele alınan önemli unsurlardan biri hayal motifidir. İnsan bir şeyi ne kadar çok hayal ederse onu yaşayacağına da o denli inanır. Onun için çaba harcar ve bir yaşam amacı edinir. Gerçekleşmeyeceğini bilse dahi…
Romanda ele alınan bir başka tema emeğe yabancılaşmadır. “Çark işçinin efendileri tarafından sömürülmesi üzerine kurulmuştur ve kafesteki farelerden farksız olan işçiler fasit dairenin içinde dönmeyi sürdürdükleri sürece sömürü devam edecektir.” (Pürselim 2014)
Romanın yazarı John Steinbeck kendisinin de bir dönem işçilik yaptığını, romanını da o zamanki deneyimlerinden hareketle yazdığını ifade git ği bir röportajda “’Ben de uzun bir süre öykünün geçtiği yerlerde gezici işçi olarak çalıştım. Karakterler çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. Lennie gerçek biriydi. Şu anda akıl hastanesinde. Onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. Gerçek Lennie bir kızı değil, ustabaşını öldürdü. Çünkü patron arkadaşını işten çıkarttığı için kızgındı. Lennie de dirgeni karnına arka arkaya defalarca saplayıverdi,” demiştir. Aslında bu röportaj bile kitabı yazdıran asıl itkinin işsizlikle kaybedilen umutlar belki de sadece umutlar değil tümden yitirilen hayatlar olduğunu anlatır bizlere.”(Pürselim 2014:)

John Steinbeck insanın yaşamına dair konularıyla hepimizi bir yolculuğa davet eder. Hayaller, yalnızlık, güçsüzlük, yoksulluk, toplumdan dışlanmak, yaşamın acımasızlığının bir panoramasını çizer. Yoksulluklarından dolayı geleceğe güvenle bakamayan insanların romanıdır “Fareler ve İnsanlar”. Steinbeck bu romanında insan doğasının sert yanını göz önüne serer. Hemen hemen tüm karakterler George, Lennie, Candy, Crooks ve Curley’nin eşi, hayatlarının bir döneminde çok yoğun bir yalnızlık ve toplumdan dışlanmış olma durumu yaşadıklarını itiraf ederler.(Asal 2014)


1-İsim-İçerik İlişkisi

Eser, ismini Robert Burns’ün “To a Mouse (Bir Fareye)” isimli şiirinden esinle alır. “John Steinbeck 1937 yılında Fareler ve İnsanlar”ı yazmaya başladığında romanı için, Türkçe’ye Bir Şey Oldu diye çevirebileceğimiz Something Happened başlığını düşünür. Daha sonra Robert Burns’ün “To a Mouse”(Bir Fareye) şiirinden “Fareler ve insanların en büyük planları/Çoğu kez ters gider” dizelerinden ilhamla nihai başlığını oluşturur.”(Bezci 2014: 63)

Eser isminin içerikle olan ilişkisi ise şöyledir; eserde bulunan Lennie isimli karakterin yumuşak şeylere dokunmaya karşı zaafı vardır. Bu nedenle cebinde ölü fareler taşır. Farenin somut olarak bu şekilde metinde bulunduğu görülür. Bunun yanında genetik olarak fare ve insanın benzerliği aşikardır. Bu sebepten bilimsel araştırmalarda, deneylerde kullanıldıkları görülür. “Bilimsel kayıtlarda ilk deney hayvanı kullanımına M.Ö. 400 yıllarında yazılan Corpus Hippocraticum kitabında rastlıyoruz.”(Altuğ 2009: 53) Bir hayli eski bir eylem olmasının yanında “19. yüzyılda Claude Bernard fizyolojik deneyler için hayvan kullanımının gerektiğini kesin bir dille anlatmıştır.”(Altuğ 2009: 53) Yazar fareler ve insanlar arasındaki genetik benzerliğe atıfta bulunmuş olabilir. Yalnız biyolojik değil, yaşamlarımızın somut ve soyut anlamdaki benzerliği üzerinde de durmuştur bu ismi seçerek. Nihayetinde birçok insan ve fare yapmayı düşlediği şeyleri gerçekleştiremez. Romanda da bu durumlardan biri ele alınmıştır. Karakterlerin her insan gibi hayalleri vardır ve onlara kavuşamazlar.

2-Olay Örgüsü

Fareler ve İnsanlar adlı roman Lennie ve George isimli iki işçinin hayata birlikte tutunma çabasının anlatımıdır. Bu birliktelikte George iktidar sahibi, küçük cüssesiyle büyük bir bireyken Lennie heybetli dış görünüşünün yanında ruhsal olarak küçük bir çocuktan farksızdır.
Yazar eseri 6 bölüme ayırır. Ancak eserdeki olaylar 2 bölümde incelenebilir:
1. Bölüm
-Lennie ve George’un çalışmak üzere Solebad’daki bir çiftliğe gelmeleri
-Lennie George ve Candy’nin sahip olmayı düşledikleri eve ulaşma planı yapmaları

2. Bölüm
-Lennie’nin Curley’nin karısını kazara öldürüp kaçması
-George’un onu fundalıklarda bularak öldürmesi


3-Bakış Açısı ve Anlatıcı
Fareler ve İnsanlar romanı tanık bakış açısıyla kurgulanır. Olayları tanık bakış açısıyla anlatan üçüncü tekil şahıs anlatıcı karakterlerin iç dünyalarını bilmez, duygu durumlarına dair yalnız hal ve hareketlerinden yorumlarda bulunur.
“George gözlerini suya dikmiş öylece oturuyordu, suratından düşen bin parçaydı. Güneşten kamaşan gözlerinin kenarları kızarmıştı. Öfkeli bir sesle, “Şu şoför bozuntusu öyle ukalalık etmeseydi çiftliğe kadar otobüsle giderdik,” diye söylendi.”
(S.10)

“Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar romanındaki anlatıcı tercihi, roman türünün en sık kullandığı üçüncü tekil şahıs anlatıcıdır. Ancak, Steinbeck bu tür anlatıcının Tanrısal özelliklerinden vazgeçip, nesnel bir anlatı tarzı geliştirdiğinde, ortaya benzersiz bir roman çıkmıştır. Fareler ve İnsanlar, kendine has özelliklerinin çoğunu, Steinbeck’in geleneksel üçüncü tekil şahıs anlatıcıya yaptığı müdahaleye borçludur. Anlatıcı yorum yapmayıp sadece anlattığında, okur ve metin arasındaki mesafe kısalmaktadır. Böylece okur daha etkili bir okuma yapıp, metni tamamen kendi başına çözmek zorunda kalmaktadır.”(Bezci 2014: 66)

Anlatıcı karakterlerin fiziksel özelliklerini vermekle yetinir. Onlara dair ruhsal çözümlemelere ve tahlillere yine diğer karakterlerin konuşurken verdikleri bilgilerden ulaşırız.
“O sırada yatakhaneye genç bir adam girdi; esmer yüzlü, kahverengi gözlü, gür kıvırcık saçlı zayıf bir delikanlıydı. Sağ eline bir iş eldiveni giymişti, tıpkı patron gibi onun ayaklarında da yüksek ökçeli çizmeler vardı.”
(s. 32)
“Temizlikçi bir süre düşündü. ‘Bak sana ne diyeceğim… Curley de çoğu ufak tefek adam gibidir. İrikıyım adam görmeye dayanamaz. Kendinden iri adamlara sataşmadan edemez. Kendisi ufak tefe olduğu için onlardan nefret ediyor herhalde. Onun gibi ufak adamlar görmüşsündür mutlaka, değil mi? Habire hır çıkarırlar.’”
(s. 34)
“’Lennie iyi bir adam,’ dedi Slim. ‘İnsanın iyi olması için akıllı olması gerekmez. Hatta bazen tam tersi iyi gibi geliyor bana. Akıllı adamların çoğu içten pazarlıklı oluyor.’”
(S. 50)


3-Zaman

Eser John Steinbeck tarafından 1937 yılında yayımlanır. Romanda olayların geçtiği net bir tarih verilmese de yazıldığı dönem ve Crooks adlı karakterin okumaktan eskittiği “1905 Kaliforniya medeni kanununun paçavraya dönmüş bir nüshası”ndan söz edilmesi romandaki sosyal zamanın 1905 sonrası olduğunu netleştirir.

“Hem yazılış tarihinden hem de anlatılanlardan yola çıkarak Fareler ve İnsanlar’ın bir Büyük Buhran anlatısı olduğunu anlayabiliyoruz. 1930’lardan 1940’ların sonuna değin uzanan buhran, 20’nci yüzyılın en büyük ekonomik krizi olarak bilinir. Amerika’da işsizlik yüzde yirmi beşlere yükselirken, tarımsal üretim ise yüzde altmış oranına düşer. Kriz sırasında, borsanın çökmesiyle, borsada parası bulunanlar ve borsaya yatırım yapan bankalar birer birer iflas etmiştir. Zaten zor durumda olan çiftçiler de bunalımdan paylarını aldıkları için, hem şehirdekiler hem de kırsal kesim ciddi sıkıntılar yaşamışlardır. Öyle ki borçlarının altında ezilen insanların intihar etmesi gündelik olayların arasına girmiştir. Dolayısıyla düzenli bir iş bulmak ve ailelerinin geçimini temin etmek büyük çoğunluk için neredeyse bir rüyadır.
Romanın ana karakterleri George ve Lennie, işte böylesi bir dönemde hayatlarını kazanmaya çalışmak ve para biriktirmek için çiftlik çiftlik dolaşan iki genç adamdır. Buhran döneminde yaşamı sürdürmek başlı başına zorlu bir iştir; bu iş Lennie’nin özel durumu yüzünden daha da zorlaşmaktadır.”(Bezci 2014: 63)
Romandaki öyküleme zamanı yaklaşık olarak 3 gündür. Perşembe gecesi çalışacakları çiftliğin yakınına gelen iki işçi Lennie ve George geceyi orada geçirerek çiftliğe Cuma günü gider. Lennie’nin Curley’nin karısını kazara öldürmesi Pazar günü gerçekleşir.
“Whit güldü. ‘Cuma geldiniz de ondan. Pazara kadar iki gün çalışacaksınız.’”
(s.59)
“Pazar günü öğleden sonraydı. Dinlenmeye çekilen atlar yemliklerinin dibindeki saman kalıntılarını yiyor, eşiniyor, yemliklerin tahtalarını ısırıyor, zincirlerini şakırdatıyorlardı.”
(s.97)

Romandaki öykü zamanı karakterlerin çocukluklarından başlar. Yaşları verilmediğinden bu zaman belirsizdir.
“Sonunda George, ‘Birlikte dolaşmamız hiç de garip değil,’ dedi. ‘İkimiz de Auburn’de doğmuşuz. Teyzesi Clara’yı tanırdım. Lennie’yi daha bebekken evlatlık olarak alıp büyüttü. Clara teyze ölünce Lennie de benimle beraber çiftliklerde çalışmaya başladı. Zamanla birbirimize alıştık.”
(s.49)

4-Mekan

Eserin başlangıcında karakterler Soledad yakınlarındaki Salinas nehrinin yanında tasvir edilir. Sözü edilen bu yerler Kaliforniya’da bulunur. Kaliforniya’daki çiftlik romandaki olayların geçtiği ana mekandır. Genel manasıyla kendi topraklarına sahip olmak isteyen işçilerin zorunluluktan bulunduğu, emeklerine yabancılaştıkları kapalı bir mekandır. Romanda işçilerin Büyük Bunalım’ın da etkisiyle içlerinde bulundukları karamsar ruh hali gelecekten ümitsizlik gibi durumların hakimiyeti sezilir. İçinde dış ve iç mekanlar bulunur. İşçilerin yatakhanesi, Crooks’un odası ve ahırlar kimi olaylara ev sahipliği yapar. Bu mekanlar somut anlamda kapalı olmasına rağmen işçilerin çalışmak dışında aktivitelerini gerçekleştirdiği yerler olarak açık varsayılabilir. Mekanların niteliği her karaktere göre farklılık arz eder. Örneğin Crooks’un odası yatakhanede bir arada kalmak zorunda olan işçiler için özel, açık bir mekan görünümündedir.
“Candy odaya girdi, çekingenliğini üzerinden atamamıştı. ‘Güzel bir yerin varmış,’ dedi. ‘İnsanın böyle kendine ait bir odası olması ne hoştur kim bilir.’”
(s.86)
Ancak kendi odasında yalnızlıktan sıkılan Crooks için bu oda kapalı ve dar bir mekandır.
“’Senin için George var. Geri geleceğini biliyorsun. Ya hiç kimsen olmasaydı. Ya zenci olduğun için seni yatakhaneye almasalardı, onlarla kağıt oynamana izin vermeselerdi. Hoşuna gider miydi? Ya burada oturup kitap okumaktan başka yapacak hiçbir şeyin olmasaydı. Hava kararana kadar at nalı oynayabilirsin tabii, ama hepsi o kadar. Sonra odana tıkıl, oku babam oku. Kitaplar neye yarar ki. İnsana insan gerek, bir can yoldaşı gerek.’ Sesi ağlamaklı çıkıyordu artık. ‘İnsan yalnızlıktan kafayı yer. Kim olduğu fark etmez, yeter ki biri olsun,’ diye haykırdı. ‘İnsan yalnızlıktan hasta olur be.’”
(s.84)
Çalışmak zorunda oldukları bahçe somut anlamda dış, açık mekan olmasına rağmen yaptıkları işten hoşnut olmadıkları için kapalı, dardır. İşçilerin at nalı oynadıkları dış mekan açıktır. İşçilerin sözünü ettiği Yaşlı Sussy’nin evi de iç mekan olmasına rağmen açıktır.
“Yaşlı Susy’nin oraya gideceğiz. İyi bir ev işletiyor. Yaşlı Susy adamı eğlendirmesini bilir, gülmekten kırıp geçirir herkesi.”
(s.61)

5-Kişi

Romanın baş kişisi Lennie Small’dur. “şekilsiz bir yüzü, ölgün bakışlı iri gözleri olan dev gibi bir adam”dır. Fiziksel özelliklerine tamamen zıt olan “küçük” anlamına gelen Small soyadına sahiptir. Sahip olduğu heybetli dış görünümün yanında zihinsel olarak küçük bir çocuktan farksızdır. Yumuşak şeylere dokunmaya karşı zaafı vardır. Bu zaafı nedeniyle George’la birlikte önceki çalıştıkları kasaba olan Weed’den kovulmuşlardır. Yine kendisinin sonunu bu zaafı getirir. Curley’in karısının yumuşak saçlarına dokunmak isterken boynunu kırarak ölümüne neden olur.
Lennie insanın en ilkel isteklerinin yattığı İd’i temsil eder. İstediği şeyleri sonucunu düşünmeksizin yapmak ister. George ise onu durduran sakinleştiren Süperego temsilidir.
“’Bizim gibiler, yani çiftliklerde çalışanlar, dünyanın en yalnız adamlarıdır. Aileleri yoktur. Yerleri yurtları yoktur. Bir çiftliğe gidip üç beş kuruş için gece gündüz çalışırlar, sonra şehre inip bütün paralarını çarçur ederler, ertesi gün bir bakmışsın yine bir çiftliğin yolunu tutmuşlar. Böylelerinin hayattan hiçbir beklentileri yoktur.’”
(s.20)
“’Ama biz onlar gibi değiliz. Bizim gelecek için planlarımız var. Bizim iki çift laf edecek, halimizden anlayan bir dostumuz var. Gidecek başka yeri olmayan, meyhane köşelerinde parasını çarçur eden adamlardan değiliz biz. Onlar kodese düşüp o delikte çürüseler bile kimsenin umurunda olmaz. Ama biz başkayız.’
Lennie atıldı. ‘Ama biz başkayız! Niye başkayız? Çünkü… Çünkü sen bana bakarsın, ben de sana bakarım da ondan.’”
(s.21)

Romanın norm karakteri George Milton’dır. Her anlamıyla Lennie’yi tamamlar. Küçük bir çocuğun saflığına sahip olan Lennie’nin dostu, ailesi hatta ebeveyni konumundadır. Lennie küçük çocukların kendilerine örnek aldıkları büyük insanları taklit etmeleri gibi George’u taklit eder.
“Bütün bu süre boyunca George’u izlemekte olan Lennie de onu taklit etti. Tıpkı onun gibi dizlerini göğsüne çekerek oturdu, kollarını dizlerine doladı, ardından aynı onun gibi yapıp yapmadığını görmek için dönüp George’a baktı. Sonra şapkasını biraz daha gözlerine doğru indirdi, George’unki öyleydi çünkü.”
(s.10)

Romandaki kart karakter Curley’dir. Sahip olduğu küçük, gösterişsiz cüsse nedeniyle kendinden gelişkin insanlara düşmandır. Lennie’ye de bu nedenle kötülük eder, karşısında olur. Lennie’nin karısını öldürmesi ardından karısının ölümüne üzülmez, nihayetinde Lennie’ye karşı olmak için güçlü bir neden bulduğu için memnun olur. Onu öldürmek üzere yola düşer.
Romandaki fon karakterler: patron, Carlson, Candy, Slim, Crooks, Whit ve Curley’in karısıdır.
Candy ve köpeği üzerinden eskiye verilen değer irdelenir. Candy ve köpeği yaşlıdır. İşçiler onu öldürür.
Crooks üzerinden ırkçılık eleştirisi verilir. Crooks zencidir.


Tavşan Sembolü
Ay ile olan bağlantıları nedeniyle tavşan Zaman ile özdeşleştirilir.
Alice'in kitabındaki beyaz tavşan da zaman takıntılı, saatine bakıp duran bir tavşandır.
Yaşam, iyileşme, açık görüşlülük, güven, vb konulara da atıfta bulunulur.
Her bahar olduğu gibi, hayatın yeniden doğum ile tekrar devam etmesi nedeni ile, tavşan yaşamın yenileneceğini ve hatta eskisinden de daha güzel olacağını sembolize eder. Bu haliyle (ölüm ve yeniden doğumu hatırlatması sonucu) Isis-Osiris, Dionysus, Tammuz-Inanna, Adonis-Afrodit, Attis-Kybele mitlerini de sembolize eder.
Tavşan doğurganlık sembolüdür.
Bazı genel sembolik anlamları şunlardır:Aşk Şans Utangaçlık Hız Büyüme Yeniden doğuş Yaratıcılık Armoni Aile Farkında olma Algı Bolluk Ezoterik Bilgi

Fare/sıçan: Hindu tanrısı Ganeşa binek hayvan olarak fareleri kullanır, hindulara göre fareler önsezi(bkz: gemiyi önce fareler terk eder) ve basiretin sembolüdür. Antik Mısır’da fareler bilgeliğin sembolüdür. Çin mitolojisi’nde ise fare ilk burçtur ve doğurganlığın sembolüdür. Beyaz fare Japon mitolojisi’nde refah tanrısı olan dDikoku’nun sembolüdür. kara ölüm (bkz: veba) sebebiyle fareler ölümle de ilişkilidir. Kötü haberlerin, ölümün işaretidir.


KAYNAKÇA
ALTUĞ, Tuncay (2009) Hayvan Deneyleri Etiği, Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık.
PÜRSELİM, Mehmet Fırat (2014) Bir alt metin olarak Fareler ve İnsanlar’daki emek sömürüsü
Lacivert (Öykü ve Şiir) Dergisi Fareler ve İnsanlar Dosyası, Mart-Nisan 2014 56. sayı
İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
Zaten bu ikisi pek birlikte olmuyor gibi
...

pek çok veczin geçtiği şahane kitap...

insan sevgisinin ölümcül olması ihtimali...

çabuk okunan, ama akıldan hiç çıkmayan roman.