fransız kadının koç üniversitesi öğrencileri hakkındaki yorumu

1 /
elin fransızı derler ama hanımı kutluyorum çok iyi tespitte bulunmuş. koç ve benzeri üniversitelerde hatta çoğu vakıf üniversitelerinde bu durum var. parasıyla kendisini bişey sanan müsveddeler mevcut. sözüm ona bunlar taşra diye tabir ettikleri üniversitelerde okuyan gençleri yer gelir küçümser oysa bu kekoların o gençler kadar bilgisi bile yoktur. parayla eğitim alabilirsin belki ama gerçek anlamda ne kadar eğitimli olduğun tartışılır.

bu müsveddelerin sonu da az çok bellidir zaten. baba şirketi ya da dayı şirketinde yönetici koltuğunda otururlar, kendileri gibi zengin, "iyi okullarda okumuş eğitimli" kadın/erkek ile evlenirler. bildiğin kısır döngü.
koç üniversitesi kurucusu için de geçerli deyiş. sonuçta sırf parası var diye şikeci bir kulübe başkan seçilen , 230 bin metrekare ormanı katlederek üniversite kuran görgüsüz bir yalı çocuğunun kurduğu üniversiteden bahsediyoruz. kime ne hayır gelir ki burada okuyandan? paralı koca arayan kızlardan başkasına gram hayrı olmaz .
hem bizim zenginlerin burjuva olamamasından hem de gelir eşitsizliğinin giderek artmasından kaynaklanan durum. "diğerlerinden çok daha fazla zengin olan bir kesim var." evet avrupa ülkelerine göre türkiye'de bu uçurum daha büyük ve hissedilir. hala da zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olmaya devam ettikçe görgüsüzlüğün artması kaçınılmaz.
çok doğru bir tespitte bulunmuş kişi. kendisi burada insanların maaşlarının birkaç katını verip iphone aldıklarını duysa ne tepki verirdi merak ettim.
kadının yorumundaki tesbitler için avrupa görmek gerekmiyor, avrupa'dan birinin söylemesi de gerekmiyor aslında.
genel olarak dışarı çıktığında üzerine aşırı özen gösterme var bizim toplumda.
bir de işin kötü tarafı, toplum seni de buna zorluyor çünkü gittiğin yerde adam yerine konulmuyorsun, saygısız tavırlara maruz kalıyorsun, öyle olunca da insan tahammül edemiyor, bu sefer bir çok girip çıktığı yerle kavga edesi geliyor insanın.
asya halkları, ortadoğu halklarında da giysiye aşırı düşkünlük yok, çok özel bir yere gitmiyorsa. tabi yok dediysem tamamen yok değil, araplar da bakar kıyafete. ama yine de böyle aşırı bir özen yoktur günlük kıyafette.
aslında dış görünüşe, şekle ve güzelliğe (topluca materyalist olan) batı önem verir ve felsefe edinmişken, neden tam tersine işlemiş oluyor bu durum, biz neden böyleyiz, bilmiyorum. aslında biraz biliyorum ama şimdi konumuz bu değil.

Maalesef ki haklı bir beyan.

Ülkemize gelen kadın turistlere bakın mesela. Çoğunluğu sıradan, rahat kıyafetler giyinip gezerler. Bizim hanımlar ise yaz sıcağında bir ton makyajla süslenip püslenip gezerler. Sebebi belli, aynı görgüsüzlük. Makyaj yapılmasın demiyorum. Özellikle Yazın yapılan daha basit tonlarda olmalı. Her yere süslenip gidilmez. Bu da bir görgü kuralıdır. Mesela pazara süslenerek gitmezsin. Manası yok çünkü. Ama bunu kime anlatacaksın işte.