fuat sezgin

#eğitim  #tarih 

24 ekim 1924 bitlis doğumlu islam bilimleri tarihi araştırmacısı. hocası alman oryantalist olan hellmut ritter dır. hocasının, bilimlerin temelinin islam bilimlerine dayandığını söylemesiyle kendisini bu alanda yol alırken bulmuştur.
devamını gör...
günümüz gençliği fuat sezgin hocayı örnek almalı. kendisini çok iyi yetiştirmiş bir alim. yıllarca islam medeniyetinin bilim dünyasına katkılarını, günümüz avrupasının bilimdeki bu seviyesini müslümanlara borçlu olduğunu anlatmaya çalışıyor. dolaysıyla islam dünyasının eziklik duygusundan bir an evvel kurtulması gerektiğinin altını çiziyor.
devamını gör...
1960 darbesiyle sınırdışına gönderilen ve şerrin hayır doğurduğu kaderle randavu anının onu dünyaca ünlü bir bilim adamı yapacağını kim bilebilirdi. o yıllarda erbakanla birlikte namaz kılan tek hoca unvanlıdır muhtemelen. 1960 darbesine karşı durmuş doğununda batınında sevdiği bir tek eski türkiyenin hazmedemeği alim, profösör, bitlisli bir kürt tür.
devamını gör...
büyük alim, örnek şahsiyet. bizim fuat sezgin gibi bilim adamlarına ihtiyacımız var hem de çok..
devamını gör...
vakti zamanında (1961) terk-i diyar etmek zorunda bırakılan akademisyenlerden.

darbelerin maddi ve manevi maliyeti çok yüksel oldu memlekete. fuat sezgin hocanın 'arap-islam edebiyatı tarihi' adlı eserin birinci cildi daha yeni türkçeye çevrildi. aradan yaklaşık 30 yıl geçti. hocanın başyapıtı olan geschichte des arabischen schrifttums isimli 13 ciltlik eseri mevcuttur.

tekrar gündeme gelmiş olan "amerika kıtasına kristof kolomb'dan önce müslüman denizcilerin ulaştığı" meselesi hakkında; "bunu yazdım, fakat bugüne kadar milletimden tek seda bana gelmedi. bunun teessürü içindeyim. ben bunlarla sizi harekete geçirmek istiyorum. ... kitapta yazılan her şey doğrudur. gelecek zamanlarda bunların müdafaasını yapmaya kendinizi hazırlayınız"

benim de bildiğim ve aklımda kaldığı kadar amerika kıtasına çinli müslüman bir amiralın ulaştığıdır. detaylar hakkında fuat sezgin hocanın kitabına başvurmak lazım.

devamını gör...
vakt-i zamanında molla nureddin can hocadan feci ayar yiyen akademisyen.

türkiye seyahatlerinden birinde irşad kitabevi'ne gelen fuat sezgin ayak üstü kitap inceleyen genç bir delikanlıya incelediği kitabın ne olduğunu sorar. delikanlı kitabın nahiv ilmine ait olduğunu söyler. daha sonra muhavere biraz ilerleyince gencin medrese okuduğunu öğrenen fuat sezgin:
"siz medreseliler yorgan iğnesi gibisiniz. bir girdiniz mi bir daha çıkmayı bilmiyorsunuz bu nahivden", demek suretiyle gençle alay eder. bunu duyan molla nureddin can hoca muhaverenin geçtiği yere yanaşır ve rastgele bir raftan bir kitap çekip fuat sezgin'e uzatarak herhangi bir sayfayı okumasını rica eder.

"ne lüzum var, koca profesör vs." itirazlarına "madem medresenin nahve olan düşkünlüğü ile alay ettiniz, bu kadar üzerine düşmeden elde ettiğiniz nahiv kudretini görmek istiyorum bir medreseli olarak" cevabıyla mukabele eder. üzerine de ekler:

"imam-ı azam dahi olsanız bu istihzanızın gereğini ortaya koymadığınız sürece sizi bırakmam."

sonuç beklendiği gibidir. orta uzunluklu bir cümlede nureddin can hoca fuat sezgin'in on kadar nahiv hatasını düzeltir ve başka bir şey demeden kitabevini terkeder.

özetle mesele şudur: ilim adamlığı, avrupa devletlerinin ve bütçeleri devletler nisbetince çok olan vakıfların finansörlüğünde medeniyet tarihçiliği yapmak değildir. tillo'nun su bile bulunması zor olan bir köyünde yarı aç yarı tok talebelik, beykoz'un fakir bir semtinde bir imamlık maaşıyla yirmi nüfus idare etmeye çalışırken mollalık yapmaktır. fuat sezgin'e verilen imkanın dörtte biri nureddin can misali adamlara verilse idi siz o zaman görürdünüz gençlerin örnek alması gereken ilim adamı kimmiş.

devamını gör...
nahiv konusundaki bilgisizliği ve yetersizliği, yahut medresenin nahve düşkünlüğüyle alay etmesi nedeniyle 70 senelik ilim adamlığını, tecessüsünü, uykusuz gecelerini, sayısız eserini, memleketini terk etmek zorunda bırakılışını filan görmezden gelmemiz gereken adam. zaten elin gâvuru finanse etmese bugün olduğu yerde de olmazdı.

halbuse hepimiz otorite olacak kadar nahivle meşgul olaydık memleket abad olurdu, türkiye'yi kimesneler tutamazdı. nemize gerek bizim medeniyet tarihi, sanat tarihi, bilim tarihi kuzum..

''sen bir garip çingenesin, nene gerek gümüş zurna..''

devamını gör...
''....hocam bir gün bana sordu; kaç saat çalışıyorsunuz? ben, günde 13-14 saat çalışıyorum dedim. 'ne, dedi. bu tempoyla bir bilim adamı olamazsınız. eğer bilim adamı olmak istiyorsanız bunu çok daha artırmalısınız' dedi. o, günde 24 saat çalışırdı. günler uzun olsaydı, daha çok çalışacaktı. ben ondan sonra çalışmamı, 17 saate çıkardım. bu, 70 yaşıma girinceye kadar devam etti. 70 yaşımdan sonra, çalışmamı, bir iki saat azalttım. aşağı yukarı, 13-14 saat çalışmaya gayret ediyordum."
devamını gör...
''.....1960 yılında, bir hükümet darbesi oldu. askerler devletin idaresini ele geçirdiler. milli eğitim komitesi diye bir komite kurdular. bir gün bunlar, 'hangi profesörler zararlıdır?' diye bir liste çıkarmışlar. bunların listeleri kanun gibiydi. gazeteler, 147 profesörün atıldığını yazıyordu. benim de adım vardı. askeri idarenin, bir mülki idareyi bertaraf ederek devletin başına geçmiş olmasından memnun olmadım. birçok şeyler bekliyordum, ama bir gün üniversiteden atılacağımı beklemiyordum. hatta türkiye'yi kendiliğimden terk etmeyi de düşünmüyordum. çünkü memleketime çok bağlıydım. bu hadiseden bir yıl evvel, almanya'da misafir doçent olarak bulunuyordum. bana orada, doçentlik yapmamı teklif ettiler. bu teklifi gülerek reddettim. 'ben istanbul'u, türkiye'yi nasıl terk ederim?' dedim. özür dilediler. gazetedeki 'zararlı profesörler' listesini ve ismimin bu listede olduğunu görünce, ülkeden gitmemin, artık benim iradem dışında olduğunu anladım.

"gazeteyi çantama koydum, süleymaniye kütüphanesi'ne gittim ve hemen orada üç tanıdığım dostuma mektup yazdım. iki amerikalı, bir de frankfurt üniversitesi'nin eski rektörü olan dostlarıma; 'bana bir yer bulun, geleceğim' diye yazdım. 30 gün içinde üçünden de cevap geldi. üçü de beni, memnuniyetle kabul ediyorlardı. ancak ben frankfurt'u tercih ettim. frankfurt'a gittim.

"türkiye'yi, istanbul'u terkedeceğim akşam, galata köprüsünün karaköy tarafına gittim. oradan 15-20 dakika kadar üsküdar'a baktım. güzel bir geceydi, artık vakit de gecikiyordu. döndüğümde, gözlerimin yaşını silmek zorunda kaldım. işte son hislerim buydu. kızmadım da, o zaman tabi üzülmüştüm. bugün bir kızgınlık duymuyorum. memleketime, yine ne vermek mümkünse onu vermeye çalışıyorum.(...)"
devamını gör...
''....1960–61 yıllarında, almanya'ya giderken yanına, kıyafetlerinin dışında, sadece iki bavul dolusu fiş ve belge alabildi.(....)''


''...bilimler tarihi alanında dünyanın sayılı otoritelerinden birisi olan fuat sezgin hoca; süryanice, ibranice, latince, arapça ve almanca da dahil, 27 dili çok iyi derecede bilmektedir.(...) ''

''... fuat sezgin hoca, almanya'daki enstitü'de yaptığı olağanüstü çalışmalarını şöyle anlatıyor:

"bugün bu estitü'de 800 den fazla alet var. yavaş yavaş öğreniyordum, bunu da söylemeliyim. yani bütün bunları, arapça farsca, türkçe yazmalardan çıkardım. bunların, latince ve ispanyolca tercümelerini çıkardım. benden önce bu konuda çalışan oryantalistler olmuş. onlarda bu konuda araştırmalar yapmışlar. mesela prof. dr. wideman diye büyük alman alimi vardır. bu adamcağız, tam elli sene islam bilimler tarihi ile uğraştı. birçok aletleri, o da, yazmalardan buldu. hatta ilk alet taklidine başlayan kişi, wideman'dır. bu aletlerden bir kısmını, ispanya'da, büyük bir kısmını da almanya'da yaptırıyordum. bizim bir atölyemiz var. aletlerin bir kısmının parçalarını, atölyede yapıyoruz. birçok parçalarını da mısır'da, yaptırıyoruz, burada birleştirip tamamlıyoruz.

"her aletin yapımının, kendine mahsus bir hikayesi vardır. mesela bazı saatler var. takiyyüddin denen bir osmanlı bilgini vardı. on tane saati tarif eden bir kitap yazmış. onların ikisini yapmaya gayret ettik. bunu türkiye'de, ispanya'da, hollanda'da, almanya'da, mısır'da herkese sordum. hiç kimse yapamadı. sonra bir bremen şehrinde, saatçilikten, profesörlüğe girmiş olan bir astronomi profesörü vardı, ona yaptırdım.

"sabit yıldızlar gök haritasını, bin yıllarında yazılmış bir yazmaya dayanarak yaptık. çok zordu. bütün yıldızların bir koordinatları vardır. bu koordinatları, kahire'de bir türlü tam veremediler. astronomi tarihi ile uğraşan, bremen'de bir alman bilgini vardı. ona götürdüm. biz bir küre yaptık. küreyi ona gönderdim. kurşun kalem ile bu resimleri çizerek yıldızların yerlerini belirtti. bunu alıp, kahire'ye götürdüm. ondan sonra bunu işlediler.

"bundan 23-24 sene evveldi. 9.yüzyılın başında, halife me'mun'un yaptırdığı bir harita vardı. onu,topkapı sarayı'nda bulunan bir ansiklopedide keşfettim. me'mun'un haritası, benim buluşlarımın en önemlisi. bu haritaya dayanarak, kitabımın coğrafya cildini yazmaya başladım. coğrafya cildini yazarken, bende herkes gibi, elimizde olan bütün haritaların, avrupalılar tarafından yapıldığını zannediyordum. tamamıyle bir karanlık içerisindeydim. fakat islam coğrafya tarihi üzerinde çalışmam, 10. yüzyıla uzanınca, benim dünyam değişmeye başladı. yavaş, yavaş baktım ki, müslümanlar, "matematik coğrafya"yı kurmuşlar. "matematik coğrafya" nedir? dünya haritasının, matematik esaslara; enlem ve boylam derecelerine dayanarak haritalandırılmasıdır.

"dördüncü cilde, bilimler dünyasına sunduğum önemli bir sonuç vardır. o da, amerika kıtasının, müslümanlar tarafından keşfedilmiş olması. müslümanlar tarafından dünya haritasının yapıldığı ve bu haritaya dayanarak christophe colomb'un, amerika'ya değil, asya'ya ulaşmak istediği gerçeğine ulaştım."

http://www.yaklasansaat.com...
devamını gör...
ilmi seviyesi, nahv ilmi ile meşgul olanları ve mensubu oldukları kurumları tahfif etmesinin mazereti olamaz.

büyük bir değerdir ancak yaptığı saygısızlıktır.
devamını gör...
''...mesela prof. dr. wideman diye büyük alman alimi vardır. bu adamcağız, tam elli sene islam bilimler tarihi ile uğraştı.(...'')

bize ne canım, adamlar yerimize uğraşıyor işte. ben fuat hoca'nın yerinde olsaydım nahve yoğunlaşırdım.
devamını gör...
kendisi uğraştığı sahanın dilinde nakıs olduğu gibi körü körüne zat-ı şahanelerine tapanlar da türkçe'de nakısmış meğer.

yukarıda derc ettiğim hatırada ne kendisinin çalışma prensiplerine laf attım ne ortaya koyduğu eserler hakkında aykırı bir kelam ettim. sadece, uğraştığı sahanın lisanına vukufiyeti orta halli olmasına rağmen, o lisanı olmazsa olmaz görenlerin eğitim - öğretim metoduna küstahça laf etmesi sonucunda başına gelen bir hadiseyi naklettim.

ama eksik söylemişim, özür dilerim. nahiv kadar mantık ve belâgat de bilmek gerekiyormuş. kelamın muradı nedir, kelamın muradına hangi vecihten itiraz edilir vs.

tanım: mühim bir akademisyendir.
devamını gör...
buhari hakkında devirdiği çamlara, hindistan'dan, mısır'dan ve sair islam ülkelerinden akademik vasfa sahip olan olmayan bir çok kişi tarafından itiraz edilmiştir. kendisi ise tenezzül edip de bu itirazların hiçbirine cevap vermemiştir. ne de olsa adam tanrı. biz kimiz ki? mu'reb-mebnî tartışan çingeneleriz biz. buhari mi? oooo! çingene başı o zaten. tanrımız lutfedip bir makalesine onu konu etmiş. daha ne isteriz? hem buhari'yi eleştirmek için buhari'nin konuştuğu ve yazdığı dili bilmeye ne gerek var?

tanım: önemli çalışmaları olan bir akademisyendir.
devamını gör...
ilmi seviyesini ve çalışmalarını gösteren birkaç alıntı yapmamdan kendisine körü körüne taptığım sonucunu çıkarabilen mantık profesörlerimiz olduğu için Allah'a ne kadar hamd etsek azdır.

fuat sezgin hoca'nın nahve eğilen bir medrese talebesiyle dalga geçmesi veya nahiv konusundaki nakısası ''ilim adamlığı, avrupa devletlerinin ve bütçeleri devletler nisbetince çok olan vakıfların finansörlüğünde medeniyet tarihçiliği yapmak değildir. tillo'nun su bile bulunması zor olan bir köyünde yarı aç yarı tok talebelik, beykoz'un fakir bir semtinde bir imamlık maaşıyla yirmi nüfus idare etmeye çalışırken mollalık yapmaktır. fuat sezgin'e verilen imkanın dörtte biri nureddin can misali adamlara verilse idi siz o zaman görürdünüz gençlerin örnek alması gereken ilim adamı kimmiş.'' gibi bir değerlendirmeye tabii tutuluyorsa kusura bakmayın ama ''orada bi dur'' demek boynumuzun borcudur.

neden: çünkü ilim adamlığı dediğimiz şey finansal imkânlardan beslenmez sadece, coşkun bir tecessüsünüz, azminiz, sebatınız, afedersiniz eşşek gibi çalışmanız gerekir. bu bileşenlerin hepsini birden taşıyan adamlar fuat sezgin olurlar. anadolu'nun ücra köylerinde, mahrumiyet içerisinde mollalık yapanları hafifsemiyoruz, fakat kendilerine imkân verildiğinde bir fuat sezgin olup olamayacakları meçhûldür. ilim adamlığıyla mollalık farklıdır çünkü. mollalıkta karakuşağa geçmiş birisine ilim adamlığını teklif ettiğinizde reddedecek belki. belki imkânları sunduğunuzda rehavete kapılacak. orası muammadır. ama fuat sezgin bir başarı hikayesidir işte, memleketçe, hatta islam alemi olarak gurur duyabileceğimiz sayılı adamlardandır.

ama siz bunun yerine ''molladan feci ayar yemiş, nahiv bilmiyor, finansmanla yapılan ilim adamlığı ilim adamlığı değildir, ona verilen imkanlar bizimkilere verilseydi pühüüü'' gibi argümanlarla gelirseniz çok ayıp edersiniz, hem de çok.
devamını gör...
adnan menderes üniversitesi fen bilimleri enstitüsü tarımsal yapılar ve sulama anabilim dalı başkanı.
devamını gör...
18 mayis 2009da dagitilmasi planlanan hessen kultur odullerinde bu yilin alt basligi dinlerarasi kooperasyon ve saygi kulturunun yaratilmasidir. orientalist fuat sezgin ve alman yahudileri birligi baskani salomon korn odule layik gorulmustur. kiymetli bilim adami fuat sezgin, gazze katliaminda israil yanlisi tutum ve soylemlerinden dolayi korn la ayni odulu paylasamayacagini belirtmis ve odulu reddetmistir.alman basininda deprem etkisi yaratmistir bu reddedis
devamını gör...
fuat sezgin 27 dil bilmektedir.
prof. sezgin, islam dünyasındaki belli başlı kütüphaneleri tarayarak şimdiye kadar bilinmeyen pek çok sayıda el yazma eseri gün ışığına çıkarmış, derlediği kaynaklardan yararlanarak şu ana kadar 12 cildi tutan muhteşem bir eser yazmıştır. "geschichte des arabischen schrifttums (arap yazını tarihi)" ve "wissenschaft und technik in islam" (islam'da bilim ve teknik) adlı eserleri tıp, astronomi, astroloji, meteoroloji, simya, kimya ve matematiksel astronomi gibi çok farklı ve çeşitli alanlarda islam bilimcilerinin bilim dünyasına yaptıkları katkıların sanılandan çok daha büyük olduğunu göstermesi açısından çığır açıcıdır ve bilim tarihinin yeniden yazımını gerektirecek boyut ve niteliktedir. (maalesef almancadır, en kısa zamanda türkçeye kazandırılır.)avrupa haritacılıkta ki (paftalarının) temelde islam haritalarından üretildiğini bulduğu belgelerle kanıtlamış, avrupa kaynaklarına yaptığı eleştirel araştırmalarla, islam eserlerinde korunmuş koordinat tablolarıyla karşılaştırarak 18. yy'a kadar avrupa'da kullanılan bir çok haritanın kaynağının islam kültür dünyasından kaynaklanan coğrafya eserleri olduğunu bilim dünyasına göstermiştir.

prof. sezgin, 1981 yılında frankfurt johann wolfgang goethe üniversitesinde arap-islam bilimi tarihi enstitüsünün, daha sonra da 1983 yılında enstitü'nün müzesinin kuruculuğunu yapmıştır ve o tarihten beri müzede faal olarak araştırmalarını sürdürmektedir.

devamını gör...
kendisi aynı zamanda gülhanede islam bilim teknoloji tarihi müzesini kurmuştur.
bu müzede eski kitaplarda olan aletleri birebir yapıp sergilemiştir.
batının bilim geçmişini yerle bir etniştir delilleriyle.
maalesef bizde 80 yaşından sonra kıymeti bilinmeye başlamıştır.
bir yahudiyle aynı ödülü almayı reddetmesi gözümüzdeki zatan olan kıymetini kat be kat artırmıştır.
devamını gör...
fuat sezginin yazdigi geschichte des arabischen schrifttums, arap literatur tarihi adli eseri orient studiesile ugrasan herkes icin zorunludur. kaynaklarına almayan orientalist, islambilimci yada arapca filologu olamaz. bu kadar yakin tarihte yazilmis 12 ciltlik bu eserin uzerine daha aciklayici ve daha genis bir baskasi yoktur. kuran bilimlerinden cografya, kimya, astronomi, botanik ve matematige kadar arap dilinin tum kullanimlarina hakimiyeti ve basarilari hele mayis ayindaki baskaldirisi ile tam bir ilim adami, nadide sahsiyettir.
devamını gör...
önceden görmüş oldugum faaliyetin faili imiş kendisi..
60 darbesinde kovulmuş, değerli insan...
devamını gör...
1924 bitlis doğŸumlu prof. dr. fuat sezgin hoca, 1960 askeri darbesinden sonra üniversiteden kovularak meşŸhur 147liklerin arasında dahil edildi. hoca bu hadiseyi şŸöyle anlatır:
"evimden çıktım. baktım bir çocuk diyor ki; 'yazıyor yazıyor, 147 profesörün üniversiteden çıkarıldığŸını yazıyor. gazeteyi aldım elime. baktım benim de ismim var. enstitü yerine süleymaniye kütüphanesi"ne gittim. o gün artık türkiye"de yaşŸayamayacağŸıma inandım. birkaç amerikan ve alman üniversitesine yazdım. iki ay sonra bana iki amerikan üniversitesinden ve frankfurt'tan davet geldi. daha kitabın malzemelerini tamamlayamamışŸtım. türkiye"den uzaklaşŸmayayım, sık sık türkiye"ye gelmek zorunda kalırım diye frankfurt"u tercih ettim".
(kaynak: aksiyon, 19.04.2004, sayi 489)
türkler kıymetini idrak edememişŸtir ama almanlar hocayı yere-göğŸe sığŸdıramamakta ve kendisine ödül üstüne ödül vermektedir. ancak hoca en son bu ödüllerden birini hessen kültür ödülünü muhteşŸem bir gerekçeyle reddetmişŸtir. ã–dül heyetinin hayret dolu bakışŸları arasında; gazze katliamında israil yanlısı açıklamalarıyla tepki çeken, alman yahudileri birliğŸi başŸkanı salomon korn'la birlikte aynı ödülü alamayacağŸını, siyaset anlayışŸının ve kültür yapısının buna müsade etmediğŸini söyleyerek alman medyasını şŸoka sokmuşŸtur.
hocanın aldığŸı ödüllerden bazıları şŸunlardır:
kral faysal ã–dülü (1978)
frankfurt am main goethe plaketi (1980)
almanya 1. derece federal hizmet madalyası (1982)
almanya ãœstün hizmet madalyası (2001)
iran islami bilimler kitap ã–dülü (2004)
devamını gör...
fuat avni nin saray görmüş akıleden akrabası. genel kültür olsun diye söylüyorum akıle baba tarafından akraba demek.
devamını gör...
sefer turan'ın kendisiyle yaptığı bilim tarihi sohbetlerinde söylediğine göre 6 ay süreyle günde 17 saat çalışarak taberi tefsirini hatmetmiş..helal olsun..

not: etnisite itibariyle kürttür..

devamını gör...
şu anda türkiye'nin istediği çalıșmalarını alman devletinin himayesi ve arap sermayesinin yardımıyla meydana getirmiştir. türkiye'den kovulduğunda alman üniversiteleri hocaya sahip çıkmasaydı, ihtimaldir ki, bu eserlerden hiçbiri ortaya çıkmayacaktı. türkiye'nin hoca'nın eserlerini talep etme hakkı yoktur. almanlar da bu eserleri vermemekte haklıdırlar.

kimse kusura bakmasın! sen salak saçma sebeplerle kendi değerlerine ihanet et, onları vatanlarından kaçır sonra da, " vay efendim söyle yaptılar, vah efendim böyle yaptılar," ne ala memleket! iyi alıştık valla. alamanlar, kendi vatandaşı olan türkleri eğitsin, yetiştirsin sen git milli takıma al. ülkenden kaçırdığın bilim adamlarına kucak açsınlar, finanse etsinler sonra git çalışmalarını talep et. böyle bir dünya yok..
devamını gör...
az önce vefat haberini aldığım hocam. şükürler olsun ki birçok kez kendisiyle konuşma fırsatım oldu. Allah günahlarını bağışlasın. bu ümmete faydası çok fazla oldu. Allah izinden gidebilmeyi nasip etsin. bugün de nasıl bir günse...
devamını gör...
Allah rahmet eylesin. islam bilim tarihini ihya edicisiydi.
devamını gör...
bu ülkedeki alim diyeceğin birkaç kişiden biriydi. Allah rahmet eylesin çalışmalarıyla yaşayacak.
devamını gör...
büyük adamdan bir hatıra... Allah rahmet eylesin.

devamını gör...
rabbim rahmetiyle muamele etsin. örnek alınması gereken birilerini uzaklarda aramayın yerli araştırmacı bilim adamı,buyrun.
devamını gör...
"bekayı hak tanıyan sa’yi bir vazife bilir
çalış çalış ki, beka sa’y olursa hak edilir"*
Allah sa'yini meşkur eylesin...
devamını gör...
Allah rahmet eylesin, böyle değerli insanların kaybı hayli üzücü.
devamını gör...
Allah ona rahmet, bize de merhamet etsin.

rahmetli biraz methedilir, minnet ve şükranla anılır.. adı bir iki parka bahçeye verilir, belki bir fakülteye filan.. belki adına bir ödül konulur..

ama bir fuat sezgin daha yetişmez. çünkü ortam yok.. bu ortamdan büyük yazarlar, büyük edebiyatçılar, bilhassa romancılar filan çıkabilir ama büyük ilim adamı çıkmaz. akademi bitmiştir. akademi çökmüştür. akademi ölmüştür.

ruhuna fatiha demiş miydim?
devamını gör...
günde on yedi saat çalıştığı söylenen alim zat. Allah rahmet eylesin.
devamını gör...
türkiye'nin dünyayı dar ettiği, alaman üniversitesi ve arap sermayesi ile eserlerini oluşturan büyük alim. Allah rahmet eylesin.
not: tekrar dile getirelim. türkiye'nin almanya'dan hoca'nın eserlerini istemesi tam bir yüzsüzlük örneğidir. o eserlerde ne hakkın var ki istiyorsun?
devamını gör...
kütüphanesine ve birçok çalışmasına almanya el koymuştur. o kitapların ve çalışmaların ivedilikle türkiye'ye getirilmesi gerekir.
devamını gör...
trt'nin eski bir haberine göre 27 dil bilen büyük tarihçi. bilim adamlarının en büyük faydası kendileri gibi onlarca bilim adamı yetiştirebilmeleridir. kim bilir bugünkü kaç tarih bilimci sezgin hocanın tezgahından geçmiştir. rabbim rahmet eylesin.
devamını gör...
tanımam, etmem. Allah rahmet etsin. ölünce tanımış oldum. 27 dil biliyormuş deniyor, bu bile yeter, kıymetli biriymiş.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.