gösteriş

içinde yaşadığımız zamanlar bunun için var. iyice palazlanan ve garip bir duruma evrilen tekbenci anlayış ile seyir edenden seyir edilene dönüşme çabası yabancılaşmayı, tahammülsüzlüğü ve hatta yok saymayı da beraberinde getiriyor. alkışın değerine yapmacıklığı ile pazar açan çok insan var abiler.
devamını gör...
en nefret ettiğim şeydir. izin verirseniz bir anekdotla anlatayım.
gittiğim psikoloji kursunda herkes kendini tanıtacaktı. hoca herkes kendi tarzında kendisini tanıtsın dedi. eğer her kişiye bir harf verecek olursak tanıtma işlemi şöyle süregeldi.
a: merhaba ben ceren. istanbul hukuk okuyorum. 3. sınıfım.
b: mehmet. istanbul üniversitesi tıp. 2. sınıf.
c: kemal. çapa diş.
d: marmara hukuk 3. sınıfım. ha bu arada ismim metin.
.....
kısacası giderek meslekler öne çıkıyordu.
sıra bana yaklaşıyordu. ben ise hayallerimden bahsetmek istiyordum. sonra bunun gösteriş olabileceğini düşündüm. oysa ne salakça bir düşünce! hayaller kadar masum bir şey var mı...
her neyse sıra bana geldi. ama gösteriş yapmamam lazımdı.

f: anadolu üniversitesi işletme 2. sınıf dedim. (gösterişten kaçmak amacıyla yalan söylemek masumluk sanki...)

bunu anlatmamın nedeni tamamen insanlardan farklı olmamak için sırf kendimizi törpülememizin yanlış olduğunu belirtmekti. mesela hayallerim masumdu oysa ki. ve belirli bir formatta yoktu dayatılan. sonra ben de uydum şeytana işte...
devamını gör...
öğrenilmiş çaresizlik temelli bir hastalık. insanın hücrelerinde sinsi sinsi bekler, kanser gibi yayılır en zayıf anınızda. para, şöhret, makam ve mevki sınavları ile aynı zaman ve mekanda seyreder.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.