gam

1 /
imam şafii'ye atfedilen oldukça güzel bir şiir.

Ne zenginlik içinde olan bilir fakirliğin tadını
Ne sağlam bedenli biri hasta gibidir
Ne yoksulluklar vardır ki, örtülüdür üstü onurla
Ne zaruretler memnuniyet altında gizlidir.
Bir tebessüm ki altında hazin bir kalp yatar
Bir gam uğrar ki ona, göremez kimse
İnsanları toplar, denk oluşları birbirlerine
Fakat gam ayırır ve hiç kimse
Yakasını kurtaramaz ondan.
Karartsaydı eğer elbiseleri o gam
Bulamazdın bir yerde hiç beyaz elbiseli
İnsan gamını saklamak istiyorsa
Kendisine bile görünmemeli.
Herhangi bir notadan başlayıp inici veya çıkıcı olarak sekiz komşu notanın hiç kopmadan sıralamasına denir. Pestten başlayıp tize doğru sıralanıyorsa çıkıcı, tizden başlayıp peste doğru sıralanıyorsa inici gam adını alır. Gamların inicilik ya da çıkıcılılları hakkında bir şey söylenmezse her zaman çıkıcı gam anlaşılır. Gamın her notasına derece denir.


(bkz: Diatonik gam)
(bkz: Kromatik gam)
GAM: Arapça, keder, üzüntü anlamında bir kelime. Sevgili dikkat ve özenle aranırken, karşılaşılan engeller.
Sevenin, sevgilisinin uğrunda seve seve katlandığı zorluklar ve sıkıntılar. *
afet-i gamdan aceb dünyada kim azâdedir demiş şair. herkesin gönlünü mesken etmiş bu nimet, her gönülde mikdarı farklı belki. evet nimettir elbet, hak'tan geleni nimet bilmez miyiz. unutulsak daha mı iyi?
irfan kurudirek in muhteşem ötesi şiirlerinden biri.
tanrım banada şiir yazacak birileri olacak mı?

gam


o’nun bıraktığı nefesi alıyorum,

tanrım;

tüm bu güzel hava için
minnettarım.

gülmek diyorum tanrım,

gülmek o’na çok yakışıyor.

izin ver,

yarım yanıma kalsın.

teşekkürler tanrım,

borcum olsun – öderim.

elimden her iş gelir,

yeter ki eli elimde olsun.

tanrım teşekkürler,

bunca yıl biriktirdiğim eksiklerim
eksiksiz ulaştı gönlüme
eksiksizim,

ne olur beni onunla eksiltme.

tanrım minnettarım,

gözlerimdeki boşluğu gözleri dolduruyor.

ama tanrım gözlerim;

o’nun boşluğunu görebilecek kadar uzağı görmüyor,

bizi koru tanrım.

demem o ki tanrım;

bu gece ferhat’ı karşılamaya,
dağa çıkıyorum.

anlatacaklarım var,
derin.
sen ferhat’a sabır ver,

âmin.

yanına yakıştığım için sağ ol tanrım,

kusura bakmazsa o,
ondan önce seni sevdim.

ne güzel sevmişim;
yanım o.

iyi ki varsın tanrım.

tanrım affet;

hangi gökkuşağının altından geçip
“o” hazineye kavuştum,
bilemedim.

ben, hazineye bakıyordum

göremedim.

teşekkürler tanrım;

o’nun gelişiyle
zihnime yeni yeni tanrım
harfler, cümleler indirdiğin için.

ya konuşamasaydım?

ulu tanrım,

o dokunduktan sonra
kokmayan çiçekler için de teşekkür ederim.

-yanılmamışım.

iyi ki her yerdesin tanrım;

yoksa
o’nu uykuda
kime emanet ederdim?

teşekkürler tanrım;

dünya dönüyor inan,
daha iyi bir beşik bulamazdım.
***

tanrım;

daha önce ağlamasaydım
gamzemin yolunu bulamazdım,

yolu gösterdiğin için
minnettarım.
***
senin bu yazından sonra
“yazıyorum” dediğim için
utanıyorum tanrım.

yazın çok güzelmiş.
tüm bebekler için teşekkür ederim tanrım;

o’nun gülüşüne koyduğun

tüm bebekler için
teşekkür ederim.

-büyüksün.

tanrım;

bugün için de teşekkür ederim,

bize her gün karşılıksız sevmeyi “anne” ile gönderdin,

bugün o’nu annemin sesiyle sevdim.

ve ulu tanrım;

sabah ezanı için,

minnettarım.

irfan kurudirek