Göz teması kuramamak

1 /
otizm'in belirtilerinden biri olan hadise.

çocuğun sosyal iletişim kurma becerisinin yaşıtlarından geri olmasına bağlı olarak; Göz teması azdır, gülümseme ve seslenmeye cevabı yetersizdir. Kucağa alınınca mutlu olmazlar, taklit etmeye çalışmazlar, yabancılardan rahatsız olmazlar. İsmi ile çağırılınca bakmazlar.

konuştuğum durumun ciddiyetini belirtmek istediğim zamanlar harici göz temasının belirli bir süreden uzun olmasının lüzumu yok, yapmayın öyle şeyler.
bir korku, hastalik degilse oldukca yanlistir.
zira her insanla dikkatle goz temasi kurulmaz lakin goz temasi kurmak, karşındaki insana 'insan' muamelesi yapmaktir.

yine de karsi cinsle oyle pek goz temasinda bulunmayin. ne olur ne olmaz.
İnsanlarca yanlış anlaşılan bir durum.
Ama bazen baksan yanlış anlaşılıyor bakmasan yanlış anlaşılıyor.
Mahcubiyetten bakamamakla, dikkatini dağıttığı için bakamamak diye bir durum da var.
Evet doğru duydunuz, odaklanmak için bakıyorsan da gerçekte anlatılanı anlamamaya sebep olabilir.
Göz teması kurmaktan ziyade bütüncül bakabilmek lazım. Tek bir şeye odaklanmak yani göz teması kurmak da aynı odaklanma sorununa yol açabiliyor bazen. O sebeple arada çok yakın olmadığın kişilerle arada biraz mesafe olarak konuşmak iyidir . Çok yakında durmak odaklanma sorununa sebep olabilir.
...Gözlerime bak, gözlerimin içine bak.

Gözlerim biraz karanlık. İçinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayıslar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var...Gözlerimin içine bakmaktan korkma Anna.
Sen adimini attigin andan itibaren Hira dinginligine dönüsecek ortalik.
Tanri bizimle de konusur belki.
Tarık Tufan Anna aklıma gelen ilk cümleler bunlar oldu.
Benim de hep tam tersini yaptığım bir şeydir bu.

İnsanlarla göz kontağı kurmayı maalesef çok severim. Maalesef diyorum çünkü bakarken hissettiğim o enerjinin baş ağrılarına sebep olduğunu düşünüyorum. Artık İsmi nazar mı bunun bilemem.

Hatta gözlerini kaçıran bilhassa benden yaşça küçüklere “gözlerimin içine bakmazsan ne söylediğini anlayamam” derim sık sık.

İçine içine bakarım böyle, sanki gizli bir silah gibi. Hemen çözülüverirler. *

Üniversitede bir hocam vardı bakamazdı gözlerimizin içine. Kaçırıp dururdu. Biz de utanırdık gerilirdik onun yüzünden. Vaay takvaya bak falan diyemiyorım böyle insanlarla karşılaştığımda.

Gözlere bakmak meselesi önemlidir. En sevgili’nin gözleriyle göz göze gelebilenler sahabe olabilmiştir. Veysel Karani bu yüzden daha ayrı bir grupta zikredilir.

İnsanların gözlerinin içine bakmaktan korkmayın ve utanmayın.
farkında olmadan sıklıkla yaptığımız bir şey bence bu.
bir tiyatro topluluğuna katıldığımda daha iyi fark etmiştim. her gün başlamadan önce bunu yapıyorduk şöyle ki; herkes tüm sahneyi dolaşarak karışık bir şekilde yürür ama yürürken de karşından gelen kişiyle göz teması kurmak zorunda. yöneten kişi elini çarptığında yürüyen kişiler en son göz teması kurduğu kişiyle eşleşip verilen kısa doğaçlama direktiflerini yapıyor. hızlı bir şekilde bu döngü devam ediyor. ben ilk haftalarda göz teması kurmada o kadar zorlanmıştım ki sürekli eşsiz kalıyordum. o zamana kadar çok kolay bir şey gibi gelmişti herkesle göz teması kurabildiğimi sanıyordum ama demek ki kuramıyormuşum. bir ay falan geçtiğinde hiç zorlanmıyordum ve artık göz teması kuramayan kişileri de fark etmeye başladım, yeni katılanların hiçbiri kuramıyordu.*
sadece açık bir sebep yüzünden (utanma, mahcubiyet, bakamama, bakmak istememe vb.) olmuyor. yeni tanıştığım çok insandan, göz teması kurmadığım konusunda geribildirim aldım ki bazıları eleştiri sosluydu. sonraki seferlerde bunu söyleyenler dahil, konuşurken karşımdakilerle göz teması kurmaya dikkat etmeye çalışsam da hiç başarılı olamadım. sebebi nedir, bilmiyorum. konuşmaya dair isteksizlik vesaire olmadığına eminim çünkü zaten pek konuşkan değilim ve hazzetmediğim insanlarla mecburi diyaloglar dışında muhatap olmuyorum.