imtihan

1 /
dünyada her şey bir sebeb ile meydana geliyor zaten. bu sebeblerin şuurlu olup olmaması senin başına gelen hadisenin imtihan olmasına mani değil. alimin birisi ne demiş; "beşer zulmeder, kader adalet eder". yani bir insan, bir kurum veya bir grup görünüşte senin başına gelen belanın sorumlusu dahi olsa, arkasında yüce adaleti ve imtihanı görmek gerekir.

zaten imtihan bunun için var, ak ile kara bu durumlarda seçilebilsin. cevapları açık olan bir imtihan imtihan olmaz.
Her kötülüğün ardından mevcut sistemin parmağı ve gevşekliği çıkmasaydı...

Kaderci ve tasavvufçu olmak, Emevi ve abbasi rejimlerine hayat verdiği gibi, sonraki gelenlere ve layik rejime de hayat vermekte.

Başına gelen belaya razı olduğun an senden Allah razı olmuyor, sadece mevcut sistem razı oluyor.

Trafik kazası geçirdin misal. Sebep: Kurallara uyup uymama konusunda devletin yetersizliği, yolların yetersizliği, aracın güvensizliği, dengesiz ve yetersiz kişilerin hala ehliyet sahibi olması. Suç devletin; ama sen faturayı Allah'a kesiyorsun. Bu kimin işine gelir?
Tabiki de kaynakları halka aktarmayıp sermaye arasında gezdiren devletin.

O zaman bu inancın sahibi kim olmuş olabilir?



Sonuçta kendin kafa yorarak geleceğin en nihai ve dogru hükmü, acı bir tecrübe sonrası öğrenmek ve koymaktır. Bütün esbabın sustuğu nokta. O yaşanacak ve öyle öğrenilecek. İster başkasını suçla istersen kendini.
Mesela basit alerjilerinin yol açtığı enfeksiyon hastalarıklarına doktorlarn yazdığı ve gitikçe genişleyen enfeksiyon hastalıklarına karşı daha da yazdıkları antibiyotiklerle tamir edilmesi güç noktada çaba isteyen rahatsızlıkla uğraşmak zorunda kalmak, halbuki basit desteklerle hallolabilrken, alerjinin enfeksiyonu tetiklemesni anlamayan ve boğazla yada idrar yoluyla ne alakası var diye dalga geçer gibi, başta doktorların işi savsaklamasından ya da cehaletinden başlayıp kendini suçlamaya doğru giden bir sonucu varacaktır. * *
Bu yaşanacak olan belki de yaşanmayacak olandı, biz bilemeyiz. Yaşanacak olan deyip cebriyeye girmek istemiyorum. Sadece kul olarak bir imtihan bir kefaret idi, demek en doğrusudur. Allahu a'lem.
Kimseye taşıyamayacağı yük vermez ya Allah, işte kimseyi de geçemeyeceği imtihana tabi tutmuyor. Hangi imtihanda kitap açık girebiliyoruz mu? Hayat imtihanı sürekli ve her an kopya çekme imkanımız var. Kitapta yoksa rehberimiz var. Elhamdülillah.
Gafilim yine de imtihanda olduğumu unutuyorum. Vesveseye, karamsarlığa başlıyorum. Halbuki bana bu hayat imtihanında bu soruyu soran Allah sorunun içine ve cevabı da gizlemiştir.
--- alıntı ---

İmtihan sabır ve şükürden ibarettir. Nasıl ki sosyal hayatta insanlar sabırsızlık ve acelecilikten dolayı sıkıntı ve musibetlere maruz kalıyorsa; Allah huzurundaki sabırsızlıklarının karşılığı da İlâhi azap olacaktır. İnsan her durumda sabır ve teenni ile hareket etmeli, elindeki nimetlerle ve imkânlarla yetinmesini bilmeli ve şükürden de asla gâfil olmamalıdır.

--- alıntı ---
İslami açıdan soruları sadece kur'an'dan çıkan sınav.

Allah'ın sınavın sonucunu bilmesi, bizim kilimin dört ucunu suya atıp " bunu böyle yapacağımı biliyordun, niye imtihan ettin beni?" dememizi gerektirmez. İmtihan meselesi Allah'ın değil insanların sorunudur. Allah dileyene hidayet eder.

Zinadan, kumardan, hırsızlıktan, şirkten, kul hakkı yemekten, yalandan, aklı örten madde kullanımından, faizden, kendi nefsi için mal yığmaktan, kumardan, iftiradan, hileden, zulumdan kaçan ve bunun hesabını Allah'a vereceğine inanan her insan doğru yol üzerinedir. İmtihanı kazanacağı umulur.
Sosyolojik ve teolojik olarak ikiye ayrılan sınav. İkisinde de "adam kayırma, torpil, kopya, tehir, şaibe" vardır. Teolojik imtihanın çetelesini sosyolojik sınav hazırlayanlar tutuyor. Tanrı kul arasına kaynak yapan, araya giren koskoca bir dünya vardır.

imtihan şaibe dolu. Gerçek imtihan bu değil... Sınav sonuçlarına beşeri müdahalelerin ehveni şer kabul edildiği münafık ve aşağılık bir zaman bizimkisi.