insan olmak

hz adem in ve diğer tüm peygamberlerin olduğu gibi.... önce onlar karakterleriyle tanındılar, doğruluk, dürüstlük, vefa, özveri, nezaket, ahlak, terbiye timsali, erdem sahibi kişilerdi. mümin ve mümine olmak güzel bir elbisedir ve ancak bu hasletleri barındıran insanın üzerine tam oturur. mü min ve mü mine olduğumuzu söylemekle işin içinden sıyrılınamayacak bir noktadır. insani hasletleri içinde barındırmayıp, mümin/mümine olduğunu iddia edenler aslen bir yanılgı içine düşmüş olurlar. sözün özü kur an ahlakı ile ahlaklanmaktır.
devamını gör...
adem olmaktır...

günahkar ama tövbekar, zaafiyetin verdiği mutlak olgunluk, vicdani refleks. ve hakkın kutlu mücadelesinin taraftarı olmak. kamboçya da ebeveyni katledilen yetimin gözlerinden yanaklarına süzülen damlaları hissetmek ve o damlaların tuzlu tadını tatmaktır. hitler'in fırınlarda yaktırdığı masumiyetin çığlıklarını duymaktır. uygur da kurşuna dizilen insanların çaresizliğini hissetmektir. filistin'de panzerlere atılan taşları selamlamaktır, fosfor bombalarıyla dövülen gazze'de ki insanlığa gözyaşı dökmek ve dua etmektir, kara kıta afrika'da çocuk askerlerin hüznünü yaşamaktır, kınalı kuzu erat'ın göğsüne batan mermiyi hissetmek ve dağların sarp kayalıklarında öldürülen teröristin, annesinin yüreğine düşen ateşi küllemektir, vietnam'da katledilen ''insan''ı yaşamaktır... taşlarla ''recm'' edilen perişanın haline üzülmektir. 3. sayfa haberlerine buz kesilmektir. zalimin zulmünü haykırmak, mazluma el uzatmaktır. dini aidiyeti, milliyeti ve rengi ne olursa olsun insana ''insan'' gibi bakabilmektir.
devamını gör...
--- alıntı ---
çok başarılı olduğum günler de oldu, dibe vurduğum da..
sevgi dolu değilim, nefret dolu da...
barışçıyım, biraz da savaşçı... biraz güçlüyüm, biraz zayıf...
biraz iyiyim, biraz kötü... iyi kötü insanım...

| w.shakespeare |
--- alıntı ---

devamını gör...
bir gün annen ölür. sonra anneannen, öbür gün amcan, dayın, kardeşin ölür. özleyip durursun gidenleri, uzaktakileri. onlara kavuşunca da diğerlerinden ayrılmak zorunda kalırsın. sürekli endişe, hayal kırıklığı, korku, acı, bırakıp gidenler, gelenler, kavgalar, yaralar, vicdansızlıklar, lanet olası her şeyi yaşarsın. al sana insan olmak ! böyle bir şey işte.
devamını gör...
ahmet selim yazısı...

--- alıntı ---
insan gibi yaşamak, kolay ve basit bir şey değil. insan doğmak, Allah’ın lütfu; insan olmak ise görevimiz, sorumluluğumuz.



Allah bizi ahsen-i takvim üzere, eşref-i mahlûkat olarak yaratmış; böyle doğmuşuz. insan olarak doğmuşsak, bu hakikatimizle var olacağız ve o yolda gelişerek yaşayacağız.

iyi ve değerli insan olmak ve mutluluğa erişmek hakkında bir sürü felsefî ve fikrî eser yazılmış. birçoğu yararlı şeyler içeriyor olabilir. fakat bir bütünlükleri yoktur, eksik yanlış yetersiz yönleri de çoktur. insan, hakikati bir bütünlük kimyası içinde almaya muhtaçtır. alabildiği kadar alır, algılamaya çalıştığı kadarını algılar; ama bunları çevreleyen bütünlük kimyasının ışığı olmazsa, hiçbirini yapamaz. o ışık olacak, vahyin ışığı olacak. aksi halde çok şey bulabilirsin de, denge bulamazsın. huzursuzluğun, mutsuzluğun, yalnızlık kasvetin hep devam eder. “bu kadar çabalıyorum, bazı boşluklarımı dolduramıyorum” hissinden bir türlü kurtulamazsın. normaldir bu. bir değil kırk ömrün olsa da her anını düşünerek geçirsen de, o boşluklar aydınlanmaz, boşluk görüntüsü var olmaya devam eder. ne zaman ki bütünlük hakikatinin ışığı senin özüne ruhuna aklına yansır, içinde de dışında da boşluk görüntüsü kalkar. nasibince anlarsın, fakat hiçbir şey anlamsız gelmez. bir kişiliğin ve istikametin vardır, severek, düşünerek, inanarak yaşamayı bilirsin. bu âlim olmak değildir, düşünür olmak da değildir; insan olmaktır, normal insan gibi yaşayabilecek hale gelmektir. daha sonra tekâmül derecesine göre bazı ileri noktalara erişebilirsin. “varoluş”un gerçekleşmiştir. sevgiyi düşünceyle birleştiren bakış açısına sahipsindir.

... kimin nasıl inandığını, ne kadar ibadet ettiğini bilmezsiniz. insanların görünen tarafları insanlıkları ve ahlâklarıdır. güzel ahlâk, (mekârim-i ahlâk) bunun için gaye olarak gösterilmiştir. hayat ona göre şekillenir ve akar. kişiliğimiz ona göre oluşur.

mesele “ahlâklı-ahlâksız” ayırımına sıkıştırılamaz. nasıl bir ahlâk? güzelse nasıl, ne derece güzel? sevgiyle, düşünceyle, sorumluluk bilinciyle ilişkisi ne durumda? fikir planındaki yavanlık, tasavvufta bile zâhirîlik gibi bir görüntünün oluşmasına sebep olabiliyor.

dünya bugün bir insanlık krizi içinde. bu düpedüz bir insanlık krizi. insan olma ve insan gibi yaşama krizi. insan önemsenmiyor ki; açlıklar, zulümler, sömürüler, cinayetler önemsensin. terörün bir politik araç olarak kullanılması insanlıkla bağdaşıyor mu? bu kadar alelâde bir iş yapıyormuş gibi böyle bir rezâlet sergilenir mi? hiçbir insanî değer ölçüsüne saygı kalmadı mı bu dünyada? kadının insanlığı yok mu? erkek insan da, kadın onun oyuncağı mı? sonra kadını bir cinsellik metaı gibi gören erkeğin kendi insanlığı nasıl bir insanlıktır? bu ne biçim bir çifte iflastır.

mesele temelinden böylesine sapınca, “akl-ı selim-kalb-i selim-zevk-i selim” sahibi insanlar nasıl var olacak?

tabiî, meselenin öbür tarafı da var: islâm’la güzel ahlâk arasındaki ilişkiyi fikren ihmal ettiğiniz ve islâm’la insan olmak arasındaki ruhî ve küllî bağlantıyı kuramadığınız zaman da olmuyor. bizim ne kadar ibadet ettiğimiz birbirimizi ilgilendirmez; bizim birbirimizi ilgilendiren tarafımız insanlığımız, ahlâkımız. bilimle uğraşmadığımızdan şikâyet edilir; hâlbuki asıl şikâyetçi olunacak tarafımız “fikir”, “tefekkür”le ilgilenmeyişimizdir.
--- alıntı ---

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.