insan neden yalan söyler

1 /
en temel sebep baskı altında hissetmektir. rahat psikolojiyle düşünerek hareket edilse söylenmeyecek yalanlar anı kurtarmak adına söylenip geçilir. yalan yalandır tabi ama esas düşünüp hesap edilerek söylenen yalanlar tehlikeli olanlar.
Kabahatinin, ayıbının ve eksikliğinin üzerini örtmek için.

Uzaktan eğitimde girilen sınavlar ,whatsapp ortamında grup kurularak cevaplandırılır; lakin sorsan hepsi alnının akı ile almıştır o puanları. Hırsızlıktan uzak durarak, şerefi ile imtihana girenlerin haklarını yememişlerdir.

Evlenmeye kalk, sor kıza " benden öncesi oldu mu?" diye. Hayır, çocukken öylesine birisi olmuştu, o da komedi, cahillik işte" der geçer. Erkekler sanki 20 manitayı cinlerden edindiler!

Sorsan, sosyal medyada kimse fakir değildir, kimsenin evi varoşlarda değildir, hele köylü hiç değildir, köyde otura kız hiç yokturdur, böylesine...

Esas, menfaat çıkarmak için yapılanı yalan hükmündedir; lakin bunun şakası da var. Böyle bir toplumda menfaatçılar toplanır, kendi yalanlarını örter, şaka yapanı alır " yalancı, vurun" diye defe koyup döver.
Hakikat ağırdır, ciddidir, zihnen kavranır kalben içselleştirilir.
Yalan hızlıdır, tüy kadar hafiftir, lakayttır, yüzeysel ve günü kurtarıcıdır. Herkes yalandan nefret eder yalancıktan. velhasıl serencamından korkan herkes yalanı melce olarak görür.

[alıntı] “Felsefenin en önemli bölümü kuralların uygulanmasını anlatan bölümdür. Mesela: Hiç yalan söylememeli. Felsefenin ikinci bölümü bunun ispatını içerir: Niçin yalan söylememeli? Üçüncü bölüm ise, bu kanıtlama biçiminin kurallarını ve yöntemlerini anlatır. Üçüncü ikinci için, ikinci de birinci içindir. Fakat önemli olan birinci bölümdür., orada durmak gerekir: yalan söylememek lazım! Genellikle bu düzeni tersine çevirir ve yalnızca üçüncüye önem veririz, sorun burada. Bütün çabamız, bütün incelemelerimiz üçüncüsü içindir. Birinciyi, yani uygulama bölümünü unuturuz. Böylece, gerekince yalan söylemekten çekinmeyiz, ama niçin yalan söylemememiz gerektiğini her zaman ispata hazırızdır.” EPİKTOTES[/alıntı]
karşısındakinin mal olmasından dolayı. insanı yalana mecbur bırakıyorlar. "güzel miyim" diye soruyor mesela allah'ın tipsizi . biz de o'nun duymak istediğini söylüyoruz mecburen. yalan bunun neresinde. sen zorluyorsun adamı.
yalan süslü ve pembemsi, gerçek ise metalik bir gri olduğundan dolayı insan doğasına çekici gelen dürtü. bu dürtünün daha tehlikelisi ve iki kat süslü ve pembemsi; insanın gerçekten yana olmayıp yalana inanma dürtüsüdür.

insan neden yalan söyler?
bu bir tepkimedir. asıl soru ve sorun şu: insan neden yalana inanır? bir yalana tutunup ömrünü talan eden, yaşanamamış bir hayatın figüranı olan yığınla insan var. dersin ki şu yeryüzü figüranlık ajansı.

bir de yalan'ın süratli oluşuna dair fiziksel bir kanun var. gerçek ne kadar ağır ve yavaşsa yalan bir o kadar atik ve tezcanlıdır. insan aceleci bir varlıktır, sürat severdir.