islami hassasiyet adı altında yapılan ilginç şeyler

2 /
işçinin ücretinden kuruş kuruş kısmak
ve bunları toplayıp cemaate, tarikata, partiye bağış diye vermek.
kimin parasını kime bağışlıyon dingil.
kimselerin ettiği tövbeye vâkıf değiliz. karşımızdakinin mevlâ katında affolunmuş bir günahını konuşuyoruz belki de. zaten bizi yakarsa şu dilimiz yakar. su-i zânnımız yakar. mevlâ affetsin bizi. ıslah etsin.
zamana, zemine ve kişilere göre değişen bir durumdur zira takva dediğimiz şey bireyselliği olan bir algıdır.

oğlum dümen yapmayın. 15 yıldır bu sözlüklerdeyiz. bugün millete giydirenlerin biz 10-15 yıl önceki halini de iyi biliriz canlarım.
Banka kredisi, fonu, projesi vb. Kullanırken, katılım bankalarından 1 puan daha yüksek vade farkı ödemek kaydıyla alıp, haramdan kaçındığını sanmak da bu listede olmalı. Nerden biliyorum? Kendimden.*
şunu başa yazayım; (bkz: içki satılan işyerinden alışveriş yapmak)

Çok eskiden cami, süper müslümanlar falanla takılırdım. İşte o zamanlar birisi vardı, benim pek yakın temasım yoktu, seyrek karşılaşırdık da, diyorlardı ki, bu kişi sigara içen kimseye selam vermiyormuş. * Yani sigara içiyorsan seninle hiç konuşmuyor, selamını almıyor, seni müslümandan hatta insandan saymıyor... vay ya, hassasiyete bak... eminim -ticaret ehli ise- yağlı bir müşteri gelip selam verdiğinde aleyküm selam'ın peşine uzunca bir şeylerle karşılık veriyordur... eminim bir malı yüzde beşyüz karla satmayı mübah görüyor, böyle yapanlarla da selam alıp veriyordur.
bahsetmiştim yakın zamanda hastanede refakatçi kaldım. annem hastanedeydi ve oda iki yataklı idi. diğer yaşlı teyzenin refakatçisi çarşaflı bir abla. zaten daha hastaneye girişte dayımın kızından öğrendim hassasiyeti. odaya giriyorum kadın adeta yerinden zıplıyor! hayır sanki saldırıyoruz. tamam kendini sakın, toparlan ama karşındakini rencide etmeden yap bunu. bu tavrı çok yerde görüyorum, çok karşılaşıyorum. insanı rencide eden bir halleri var. az daha kadına söyleyecektim bunu, neyse yavaş yavaş uysallaştı... sırf onun hassasiyetinden dolayı sık sık annemi kontrol etsem de çoğunlukla dışarılarda geçirdim geceyi.
bir tanımda bahsetmiştim önceden, bir arkadaşım vardı o zamanlar, dışarıda yemek yerse eğer, yemeğin içindeki etleri asla yemiyordu. islami usüllere göre kesilip kesilmediğini bilmiyormuş. çok sonraları coca cola sattığını görünce çok şaşırmıştım. camiden uzaklaşan, bozulan (!) ben sanıyordum, ama ben -halen bile- coca cola satmam asla.
daha bir yığın şey. ulan doğru bir itikatla öncelikler, hassasiyetler doğru kanalize edilse bu ülke cennet olurdu. ya bu noktada (belki alakasız) birden bire patates dini aklıma geldi ve gülmeye başaldım şu an. Erbakan hocayı severim ama patates dini...