istidraç

küfrü veya fâsıklığı açıkça görülen kimsenin elinde, isteğine uygun olarak zuhur eden harikalıklardır. nitekim fıkh-ı ekber şerhi’nde zikredilen bir hadis-i şerifte buna işaretle şöyle buyurulmaktadır:

“allah’ın, isyana devam eden kişiye istediği nimetleri verdiğini gördüğün zaman bu bir istidraçtır.”
cenab-ı hakkın, kendisine isyan eden kimselerin isteklerini yerine getirmesi, böylelerinin azaplarını daha fazla arttırmak içindir. yoksa, onlarda bir hakikat olduğu için değildir. nitekim şeytanın yeryüzünü zahmetsizce dolaşabilmesi, firavun’un ve nemrut’un dünyada iken birçok nimetlere mazhar olması, isyanlarını daha da arttırmaları ve ahirette daha çok azaba çarptırılmaları için verilmiştir. bir âyet-i kerimede “âyetlerimizi yalan sayanları biz, bilmeyecekleri noktalardan yavaş yavaş helâke yaklaştırırız” buyurularak bu hakikate işaret edilmiştir. zaten istidracın bir diğer mânâsı da, bir kimseyi yavaş yavaş arzusuna götürüp haberi olmadan felâkete atmaktır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.