jean paul sartre'nin iflah olmaz bir kadın düşkünü olması

1 /
bence tüm suç sartre'de değil bu konuda.

adımın varlık ve hiçlik gibi, Diyalektik Aklın Eleştirisi felsefi derinlikli metinlerinden, liberation için yazdığı yazılardan ziyade adamın türkiye'de romanları ile tanınmasının, roman yazarı olarak bilinmesinin bunda etkisi büyük bence. üstelik sadece sartre için de yapmıyoruz bunu. kafka'nın türkiye de en çok satan eseri milenaya mektuplardır mesela. bu çok bariz bir noktaya götürüyor bizi fikirden ziyade edebiyatın romantizmine daha çok ilgi duyuyoruz.
pek öyle biri olduğunu sanmıyorum. varoluşsal sancıları içinde kadın düşkünlüğü var mıydı bilinmez ama gözünde şaşılık olduğu için kadın konusunda oldukça öz güvensiz biri olduğu söylenir.

hatta simone de beauvoir yıllarca kendisine hayranlığını gizlememesine rağmen o şaşılık kompleksinden dolayı " bu kadın bana bakmaz" kafası yaşamış ve en sonunda simone de beauvoir feminist bir ağalık örneği sergileyerek kendisine yürümüş ve o şekilde birliktelikleri başlamış.
seminer, konferans vereceği salonlarda kadınların ön sıralarda ve çoğunlukta olmasını gözetecek, ileri yaşlarına rağmen güzel bulduğu her kadına yazacak kadar öyleymiş derler.

varoluşsal sancılarını bi' nebze kadınlarla unutuyordu kim bilir?