Kalbin tasfiye olması

1 /
Sözlükte daha önce yüzyüze görmediğin, mesajlaşmadığın ama yazdıklarıyla ilgini çeken, beğendiğin birini hesap kitap yapmadan hemen seç. O ilgi o beğeni aslında kalbin ilgisidir. Zira kalp ancak kendi cinsinden birini sever. O kişinin yazdıklarını takip et. Niye biliyor musun? Çünkü o sana seni anlatacak. Hani insanın en çetin arayışını, kimliğini, benliğini. Ben kimim sorusunu. Kendini okuyacak kendini tanıyacaksın. Kendini bileceksin. Kendini bilen rabbini bildi. Rabbini bilen marifetullaha erdi. Kalbi de tasfiye olup muradına erdi.

"Kim o, deme boşuna. Benim, ben. Öyle bir ben ki gelen kapına; baştan başa sen."
Kalp tasfiyesi kelimenin tam manasıyla kalpten bütün varlıkların ilgi ve alakasını çıkarmaktır. Kendi öz varlığın başta olmak üzere. Hiçbir şeye arzu, meyil, ilgi alakan olmamalı. Gel gelelim bu çok zor bir iş çünkü sürekli diğer varlıklarla temas halindeyiz. İşte bu sebepten en kestirme yol aşktır der sufiler. Aşık maşuğundan başkasını kalbinde barındırmaz zaten. İstese de barındıramaz.

Sonra dersin ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim, aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni.
İhmalden, kalp aslında fıtrata en uygun nimetimiz. Ama bakım istiyor, orkide gibi menekşe gibi. Sulamak gerekiyor beslemek gerekiyor ki çiçek açsın. Saksıdan taşsın diğer saksıya geçsin. Kalpte öyle büyüdükçe paylaşmak ister. Ancak kalbin gıdasını suyunu kesince kalp önce küser. Sonra tozlanır, sonra paslanır. Paslandıktan sonra da artık çürür. Kendi kendini tasfiye eder. Ama tasfiye olsa bile umut vardır. Çaresi olmayan dert mi yok ki? Yeter ki dert sahibi derdinin farkına varsın.
Kalbin tasfiyesinden maksat kalpten gayriyat kir ve bulaşıklarını silip temizlemek oradan Allah’dan gayrısını, Hak olmayan suretleri def etmektir. Çünkü gerçek Beytullah müminin kalbidir. Dışarıdaki Beytullah onu temsil eden bir âlemden ibarettir. Âlemlerin Sultanı, Mekke’nin fethinde Beytullahı putlardan, cümle kirlerden temizleyip gayriyattan boşaltıp tahliye etmedi mi? Orada putların bulunması eve de ev sahibine de yakışmaz. Esasen orada putlar bulundukça ev sahibi oraya tenezzül etmez. Daha doğrusu orada ikamet ettiğini o kimseye haber vermez. Bunun için gönül hânesini tam temizleyenlerden Şemseddîn-i Sivâsi hazretleri (v. 1597) şu tavsiyede bulundu:
Sür çıkar ağyarı dilden tâ tecelli ede Hak
Pâdişah konmaz saraya hâne ma’mur olmadan

– Kalbi zikirle mi temizlemeli?
– Cümle mevcûdât zâkir, kâinât dergâhdır. İnsan olana bu ilahi koroya eşlik etmek, alemin ritmiyle hem-aheng olmak düşer. Bilmez misin ayeti?

ve in min şey’in illah yüsebbihu bi hamdihi… ve hattâ hiç bir şey yoktur ki onu hamdiyle tesbih etmesin ve lâkin siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız! [17:44]
Hiçbir şey yoktur ki O’nu överek tesbih etmesin. Agâh olasın bir şeyin “överek anması” için onda idrak gücü bulunması zorunludur. Hakk’ın tecelli ettiği bir mazhar kendini bilmese bile Hak o mazharda kendini bildirir. Mazhar kendini bilince kendisinde zikredenin Hak olduğunu da bilir. Kendini bilen mazharda zikir, zâkir ve mezkûr bir olur. Böylece o mazhar kendisinde Zâhir ve Zâkir olanı överek anlamış olur.-- tesbihci asım baba-