kaptan

söyleyebildiğimce açık
söylüyorum işte: hiçbir şey yok
görünürde. gözlerim
bu dürbünün içinde
boncuklar gibi yuvarlanmakta.
aya bile varmadık daha,
en yakın yıldızlarsa
Allah bilir ne uzakta.

erik stinus.
devamını gör...
kesmeşeker şarkısı. bu şarkıdan sonra cenk taner kaptan lakabıyla anılmaya başlamıştır.

http://www.cogitosozluk.net...

kaptan büyük adam, konuşmaz sevgi olmadan
doğuda bıraktığım aklım iade edildi hazret tarafından
bu kadar hız yeter mi, patlak frenlerim
ışığı gördüm geri döndüm üzgün ellerim
kaptan bize reva mı bıraktığın yerler
inanca doğru süzülüyordu terler

burası cenk yeri, tanıdığım en iyi öğrenci
öğrenmiş gizi, tanrım koru bizi
orası karanlık, takvimler hep anlık
malum teknoloji, tanrım koru bizi

gerginliklerden, kuru şöhretten
yokluğundan harflerin, konvoyundan e-5'in
anlar iş bıraktı, sonunda kim ağladı

kaptan, seninleyiz
kaptan, kaç ft. teyiz?
kaptan, yol çok sürer mi?
kaptan, nedir bu duman?

kaptanınız konuşuyor, korsan bizi kaçırıyor
kemerler bağlansın, anılar hatırlansın
bir yer var biliyorum, evet seni seviyordum
ışığa baktım içine daldım, şimdi neyleyim

burası cenk yeri, tanıdığım en iyi öğrenci
öğrenmiş gizi, tanrım koru bizi
orası karanlık, takvimler hep anlık
malum teknoloji, tanrım koru bizi

gerginliklerden, kuru şöhretten
yokluğundan harflerin, konvoyundan e-5'in
anlar iş bıraktı, sonunda kim ağladı

kaptan, seninleyiz
kaptan, kaç ft. teyiz?
kaptan, yol çok sürer mi?
kaptan, nedir bu duman?
devamını gör...
eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum

gece yarısını yaşamaktan yorgunum

ayazın avucunda unutmuştun ellerini
önünden geçtiğim halde beni tanımadın
ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım
şiirlerim kül rengi kumrular gibi uçuşuyorlar
bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok
hele paris’in gökleri aklımı başımdan alıyor
bana seni senden evvelki poitiers’li kızı
hatırlatıyor

ayazın avucunda unutmuştun ellerini

karanlığın arkasında kıvılcım gözlü orospular
gölgelerine yaslanmış evliya gibi bekliyorlar

ışıklar kırmızı yandığı zaman duracaksın

ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım
soğuk gözlerinde buğulanmıştı ölsen tanıyamazdın
hatta ricardo bile hani vatansız ricardo
burnumun dibinden geçti geçen gün beni tanıyamadı
oysa au vieux chatalet’de akşam sabah beraberdik
üçümüz viyana kahvesi ve sıcak rom içerdik
üstelik o krapfen severdi güzel olurmuş rivayet
neden ve nasıl sevdiğini anlayamadım gitti

yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim

montmarte metrosu civarında seni gözden kaybettim
o zenci yine arkanda mıydı hiç dikkat etmedim
ağzında yoksul bir ıslık ıslak bir cigara gibi
sidney bichet’nin caz havalarını çiğneyip tüküren
o saklasın varsın seni sevdigini biliyorum ben
yüzünün renginden geliyor bütün üzüntüsü

bir gazete aldım ama evde okuyacağım

kahvelerden birine girip bir grog ısmarlasam
seni öldürmek için çareler tasarlasam
sükut bembeyaz buz tutsa bıyıklarımda
ve türküm kaybolsa sessizliğin hırçın türküsü
ve ben unutulsam yazdığım şiirler
senin için yazdıklarım herkes için yazdıklarım
eski padişahlar gibi unutulsa birer birer
ve ben seni unutsam hiç hatırlamasam
ellerim oldum olasıya seni unutsalar

yarı gecenin içinden bir zenci sütbeyaz bakıyor
rue lafatette’de dünden bugüne geçiyorum
eflatun gözlerini bir grog kadehinde unuttum*
devamını gör...
attila ilhan'ın 5 kısımdan oluşan muhteşem şiiri.

"bu geminin yelkenlerine herifin biri paris yazmış

luxembourg garının dirseğindeki çiçekçiyi bileceksin
yeşil muşamba ceketli sarışın küskün kızcağız
en dokunulmaz kızı en temizi fikrimce parisin
pabloya sorsanız bir taksi şoförüyle yatıyor
pablo!.. ah pablo!.. onunla bir tanışsanız
önüne gelene salamançadan bir şeyler anlatıyor
babasını orda bir duvar dibinde bırakmış
halbuki konuştuğu zaman fransız sanırsınız
saint-michelde bir talebe kahvesindeyim
gündüz olduğu halde bütün ışıkları yakmışlar
bir cumartesi günü saat dört buçuğa beş var

ellerim kırılsa ben senin için bu şiirleri yazmasam
dinamit taşırmış gibi gözlerini taşımasam
avanue vagramda bir akşam yeter bana ağustosta
yapraklara serilmiş yirmi beş franklık yıldızlar
bir mısra yeter geceleyin bir tren gibi pırıl pırıl
sen kendine yetmiyorsun hiç kimse sana yetmiyor
birini bitirmeden aklın öteki yolculukta

dün gece chateletde metronun yanı başında durdum
yağmur bilmediğim başka bir gökten yağıyordu
yağmur saint-jacques kulesine doğru yağıyordu

yanımda olduğun zaman her zamankinden yalnızım

şimdi bir nefeste café de lécluseü hatırladım
seine kıyısındaki küçük nehir kahvesini
kapısında bir gemici feneri asılmış duruyor
seine gemicileri her akşam burada toplanırlar
onlar için birtakım maceralar düşünürüm
sine sanki petrolmüş gibi iştahlı ve obur akıyor
dupontdaki kızlar yalnız cıgara içerek yaşıyorlar

utrillonun bir sokağından seni çektim çıkardım
elin yüzün kirlenmiş üstün başın toz içinde
sana mardi gras için bir japon maskesi aldım
sen bana kaptan diyorsun herkes bana kaptan diyor
sahici bir kaptanmışım gibi tükürüyorum



yalın kılıç bir kasım sabahını paris te yaşadım
sokaklarda sonbahar şiirleri salkım salkım
faubourg saint-denis de işte yine pazar kurulmuş
beş franga çorba içtiğimiz julienin kapısı önünde
kırmızı ve siyah ve sarı saçlı bir kadın durmuş
muzaffer patatesler satıyor üç renkli neşesi içinde
camların arkasında ekmekçi kızlar mavi beyaz
raflarda uzun uzun herifler gibi taze ekmekler
üstüne bir yağmur yağdırmak hevesi uyanır içinde
ben bu mısraları yazarım tout-va-bien kahvesinde

concorde da bütün fıskiyeler birden ayaklanacak
gri bir demir gibi ensende hissedeceksin ebemkuşağını

parisin göklerinden uzanıp bir yıldız kopardım
kırmızı bir karanfilmiş gibi yıldızı saçlarına taktım
on beş dakika sonra bordeuxya bir tren kalkacak
garın merdivenlerinde benim için ağlayacaksın
ellerim yağmura açılmış sakallarım ıslak

ben ki cehennemde bir Allah gibi yalnızım
st-vincent de paul kilisesi benim otelin arkasına düşer
saat kulesi her gece uyur uykumdan uyandırıyor
her seferinde seni tekrar bordeaux ya yolcu ediyorum

saadetin ıstırap çekmek olduğunu ben keşfettim
çarmıhta bir isa gibi ben ıstırap çektim
bir sulfat acılığı sinerse parmaklarına şiirlerimden
gözyaşları sinerse eğer küstahça kafiyeli
anla ki ölümle hayat arasında zaman gibi mesudum
kendimi öldürecek haldeyim seni öldürecek saadetimden
dona-maria! bir kahvede isyan halinde bulduğum
çekik gözleriyle ermenice küfürler yazıp çizen çocuk
sen! bordeaux ya yorgun bir flamingo gibi yolladığım
geceleri benim için dua etmelisiniz

renaultdaki grevciler toptan sokağa atıldılar
parisin duvarlarını boydan boya afişler kapladı

seni hatırladıkça bir kadeh armagnac içerim
armagnac demek yirmi beş damla gözyaşı demekmiş
demek her akşam yirmi beş damla gözyaşı içerim
senin dağlardan ve sarhoşlardan korktuğunu bilirim
ben sarhoş olduğum zaman korkmuyorsun hiç korkmuyorsun
gözlüklerim kırılmasın diye sakladığını bilirim

kalbim bakır bir mangır gibi boynuma asılmış
ondan kurtulmak için sürgünlere gitmeye razıyım
nehir gemilerinde muçoluk etmeye ölmeye
seni terk etmeye razıyım parasız pulsuz çekip gitmeye
kurandaki bütün belalara tevrattaki bütün belalara
ibranice öğrenmeye razıyım hapis yatmaya
kalbim yüzünden madem ki ellerimi parçaladım
kalemimi kırdım hayatımı çiğnedim ağladım
madem ki en büyük düşmanım kalbim benim kendimim
onu inkar ediyorum kalbimi inkar ediyorum
geceleri benim için dua etmelisiniz

üçüncü paralelde eski bir dünya gibi batacağım
malgaş halkı birkaç yüzyıl hikâyemi anlatacak."
devamını gör...
ben hariç herkes yazmış...

kaptan...

türk denizciliğinde şöyle tanımlanır kendisi...

''allah'tan sonra ebed, müddet kaptandır''...

çok zordur kaptanlık bildiğiniz gibi değil...

ve gemiyi evet ilk terk edendir ama şöyle olur o, gemi terk düğmesine basan adamdır ve acil toplanma istasyonuna en önce gidip personeli bekleyendir... ilk terk etmez yani, ilk harekete geçer...
devamını gör...
gerçekten sularını kesip evlerine dönerler mi? kaptan olanların tipik özellikleri ve kişilik yapıları incelenip sosyolojik alanda yeni bir çığır açılabilir. uçsuz bucaksız, tek rengin hakim olduğu bir yolculuk sonrasında kara da yaşamak,zulüm veya hapis gibi geliyordur.
havf ve reca'nın gerçek manasının keşfedilebileceği bir meslektir, diyebiliriz.
devamını gör...
zor bir meslektir... yakınları için daha zor olduğuna eminim...

kaptanlık yapan bir yakınım olsun istemezdim ama kaptan olmak isterdim.

mümkün olsaydı, muhakkak seçimlerinden ilki olurdu.

devamını gör...
kendisi sevdiceğimdir, aylarca bekle dur gelsin diye, ahh ah! evlenilecek en son erkektir lakin bugün olsa hiç tereddüt etmeden yine onu seçerdim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.