kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm

1 /
amentü şiirinde mısranın geçtiği kısım şöyle:

Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.

ismet özel, özellikle erbain'deki şiirlerinde, mısraların bağlamını noktayla ayırıyor. elbette şiirin bu kısmı kendi içinde bir bütün ama o bütünü, iki noktayla (ve burada görünmese de iki büyük harfle) ikiye bölüyor. ismet özel şiiri özelinde bir okuma yapılacaksa buna dikkat gerek. zira bir yerde maria callas'tan alıntı yaparak şöyle diyor: "Yazılmış her notanın hakkını vermeliyiz. Çünkü eserini icra ettiğimiz besteci onu oraya bizim hayrımızı gözeterek yazdı." buradan bakarsak bir şair için nokta da önemli. erbain'deki tutarlı kullanımıma bakarak diyebiliriz ki konulmuş her noktanın hakkını vermeliyiz çünkü şair o noktayı oraya bizim hayrımızı gözeterek koydu.

bu yüzden, mısranın devamına bakıp öyle okuyalım. söz konusu mısranın hemen ardından "her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana" mısrası geliyor. başka bir şiirinde de "Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. / Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu." demişti. amentü'de de buna benzer bir özne var. diğer insanlarla birlikte olmak durumunda olan ama onlardan kimi zaman aşağı kimi zaman yüksek bir özne. herkes gülerken kusan, kar herkesin yüzünü aydınlatırken onunkini kirleten, cezalandırılmış bir özne. buraya kadar edilgen durumda olan özne sonraki mısrada tam tersi konuma geçiyor.

"gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı"

bir başka mısrasını hatırlayalım: " şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için" bu mısrayı yardıma çağırarak, yukardaki mısrayı daha iyi okuyabiliriz. özne gecenin geniş anlamını bile isteye şeytanlarla tıkamak istiyor, yani bir noktadan sonra etkin konuma geçmek için eylemde bulunuyor ve kendisine ceza gibi verilmiş olan hayatı reddedip kendisine yeni hayatlar aramaya başlıyor, resimli kitaplarda.

oysa... oysa çok önemli başka bir etken var ki bütün çabayı boşa çıkarıyor. özne kendi alemini kurmaya çalışsa da kendisine verilmiş olanı reddetse de değiştiremeyeceği şeyler var. ne kadar yasak düşüncelerin peşinden de gitse, ne kadar müsellah da olsa, ne kadar bıçkın da olsa, ne kadar okuyup vizyonunu genişletse de babası forbes'e çalışıyor. hayatı hep başkalarının, sermaye sahiplerinin elinde.

bu özneyi genişletip koca bir ülke olarak da görebiliriz.
Hava kirliliğine atıf yapan dize. Karbon salınımıyla artan kirlilik dolayısıyla kar dahi beyazlığını kaybeder. temizliğin sembolü yağmur ve kar artık insanların yüzünü kirletir bir vaziyete bürünür.*
Bir ismet özel tasviri. bu dizedeki imgeyi Günah denizinde kaybolan nefsimin onca aydınlığa rağmen karanlığa meyletmesine benzetiyorum ben. Bir sabah gelecek olan Kardan aydınlıklıkların özlemini hatırlayarak...