keanu reeves

ismi "dağların üzerinde esen soğuk rüzgar" anlamına gelen keanu reeves lübnan'da doğmuş. babasıyla annesi boşanınca annesiyle beraber new york city'e gelen keanu küçük yaşlarda ayrıldığı babasını hatırlamıyor bile. annesi daha sonra pek çok kere evlenmiş ve bu evliliklerinden birini film yönetmeni paul aaron diğerini de menajer, yapımcı robert miller ile gerçekleştirmiş. bunlar kısa süreli evlilikler de olsa keanu üvey babalarından ve yaşamlarından etkilenmiş olmalı ki oyunculuk kariyeri için eğitimini yarıda bırakmış. televizyonda küçük roller ve biraz sahne deneyiminin ardından ilk sinema filmindeki rolü "youngblood"da olmuş. rob lowe'un başrolde olduğu, genç buz hokeyi oyuncularının öyküsünün anlatıldığı bu gençlik filmindeki rolü küçükmüş küçük olmasına ama, işte, adı üstünde, bir ilkmiş ve tam da bundan dolayı önemliymiş. bir başka gençlik filmi olan "ted ve bill'in harika maceraları"ndan ilk başrolünü kapmasında da etkili olmuş hiç kuşkusuz. keanu bu filmle tanınmış. my own private idaho'da river phoenix'le baraber oynamış. derken coppola'nın dracula'sı gelmiş. değişik bir yüz ifadesine sahip, fiziği çok muntazam olan ve herkesin özel yaşamında da tuhaf bulduğu bu genç "speed" filmiyle aksiyona atlamış ve tüm dünyada büyük gişe yapan bu filmle a kategori oyuncular arasına ilk adımını atmış. bertolucci'nin "küçük budha"sında, stephen frears'ın dangerous liasions'ında çok iyi performanslar ortaya koymuş. kariyerine johnny mnemonic, feeling minnesota, şeytanın avukatı, chain reaction gibi filmler eklemiş. bazen sadece oynar gibi yaptığından eleştirmenler gerçekten iyi bir oyuncu olup olmadığı konusunda kararsız kalmışlar. özel hayatı hakkında son derece ketum olan ve mümkün olduğunca basından uzak duran reeves, wachowski biraderler'in matrix'inde seçilmiş kişi neo'yu canlandırarak herkesin gönlünde taht kurmuş ve aktörler arasında üst sıralarda olan yerini sağlamlaştırmayı bilmiştir.
devamını gör...
matrix üçlemesinde dijital dünyanın mesihi rolünü oynamışken gerçek hayatta bilgisayarın b sinden anlamadığını, düğmesine basmayı bile bilmediğini açıklamıştı.
devamını gör...
matrix'de ajan smith kendisine "konuşamadıktan sonra ağzın ne önemi var mr. anderson?" diye sorarken ağzının yavaş yavaş yok olup yerini delikli ve gitgide kapanan bir deri parçasının aldığı hali sık sık aklıma gelen buna rağmen pek şeker bir oyuncu.
göl evi de ayrı bir dava tabii. bu kadar mı yakışır iki insan birbirine!
(bkz: sandra bullock)
devamını gör...
hayat hikayesini duyduğumdan beri kendisini ayrı bir sevdiğim aktör.

- keanu çok problemli bir aileden gelmiş. babası keanu 12 yaşındayken uyuşturucu satıcılığndan tutuklanmış, annesi de çok afedersin striptizciymiş. babası hapse düşünce kanadaya göç etmişler ve burada birçok üvey babası olmuş.
- evlenmek üzere olduğu kız arkadaşı bir trafik kazasında kollarında ölmüş. bu olaydan kısa süre önce kız arkadaşı hamile iken bebeğini düşürmüş. bu sebeplerden şu anda keanu ciddi bir ilişki ve çocuk konularından uzak duruyormuş.
- starlar içinde malikanesi olmayan tek aktör aynı zamanda kendisi. apartman dairesinin ona yettiğini ve boş bir eve ihtiyacı olmadığını söylüyor.
- en yakın arkadaşı olan river phoenix * aşırı dozdan ölmüş, hem de keanu nin babasının yaşındayken.
- küçük kız kardeşi lösemi hastalığını yenmiş. bu sebepten keanu matrix filminden kazandığı rakamın %70 ini lösemi ile savaş derneklerine ve hastanelere bağışlamış.
- bodyguardları yok ve şık, pahalı giysiler giymiyor. doğum günlerinde küçük pastanelere gidip şekerleme yiyormuş; kendisine denk gelen hayranlarına da birşeyler ısmarlaması ile meşhur.
- kendisine üzgün keanu lakabı sorulduğunda ise "sizin yaşamak için mutlu olmaya ihtiyacınız var, benim yok" şeklinde cevap veriyormuş.
devamını gör...
öyle üst düzey bir rol kabiliyetinin olduğu falan söylenemez. fakat karizmayla ve duruşla kotarıyor. ayrıca 2013 yılında man of chai ti filmiyle ilk yönetmenlik deneyimini de yaşamıştır.

ayrıca kendisini efsane yapan neo karakteri için ondan önce will smith'e, tom cruise'a ve hatırlamadığım birkaç ünlü isme daha teklif gitmiş fakat onlar reddetmişler.

devamını gör...
zamanın birinde derviche moderne'e benzetilmişti bu adamın gözleri, ya da bakışı, ya da herhangi bir ifadesi.

o zamandan beri severiz bu adamı, sebepsiz.



devamını gör...
rain adlı dizi ile dizi oyuncuları kervanına katılacakmış.

--- alıntı ---

reeves’in karakteri john rain, yarı japon, yarı amerikalı bir özel kuvvetler vietnam gazisi. bu gazimiz, savaştan sonra bir suikastçi oluyor. gayet bilindik bir konu değil mi? fakat bir iki nüans var. rain’in uzmanlık alanı, suikastlerini doğal sebeplerden oluşan ölümlermiş gibi göstermek. bu çok ince bir iş ve suikastçilik de halihazırda biraz izole bir mefhum olduğundan rain’in yarı japon, yarı amerikalı olmaktan gelen yalnızlığı ve arada kalmışlığı iyice artıyor.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.