Keşke nedir

1 /
bunla alakalı çok sevdiğim nazan bekiroğlu'ndan bir yazıyı paylaşmak istiyorum . öylesi tatlılıkla izah ediyor ki, o tatlı şiirsel diliyle.. ben mest.. okumanızı isterim:

"mümkün olsa da geri dönsem" sorusunu irdeliyor Bekiroğlu ve "peki ama nereye?" diyip devam ediyordu;

".... hayatının en huzurlu bildiğin, büyük hatalarını henüz yapmadığın vaktine. durgun bir denizin kıyısındaki o servi ağaçlarının altına mesela. kurumuş iğne yaprakların yaz sonu kokusuna. mavi mine çiçeklerinin buğusunda mest, papatyalı bir toprakta kapandığın o secdeye. gülü ne yapacağını henüz bilmediğin, en nihayetinde bir güle dönüşebileceğini akıl ettiğin o bahara. henüz cenneten kovulmamış, ilk günaha bulaşmamış, yasak meyveye uzanmamış.

haklısın. keşke.

hem biliyor olmalısın bu, sadece senin değil bir yaşamışlığı yaşanmışlığı olan her insanın dileği. hiç olmazsa, ömrü boyunca bir kez olsun "keşke" demişlerin.

mümkün olsa da geri dönsek. o yol ayrımlarına. kendimizi uçurumun dibinde bulduğumuz o keskin dönemeçlerin bir adım evveline. uçurumun olduğunu henüz görmediğimiz, şeytanın melek, yangını bereket zannettiğimiz gaflet zamanlarının öncesine. bizi alıp da selamete götürecek kervanın, bağlarını sıkı sıkıya bağladığımız bugünkü değil de, yarınki olduğunu seçebileceğimiz bir uzgörü devranına.
keşke .

bugünden baktığımızda hata olarak gördüğümüz seçimleri geri dönebilsek yine yapar mıydık? zamanın bir cürüm olduğunu ayan beyan gösterdiği yollara sapar mıydık? buna ihtimal vermiyorsun sen. çünkü bugünkü tecrübelerle döneceğiz ya o zamanlara. bilmek haliyle, bilmek ân'ına .

ama geri dönebilseydin. bu kez binbir türlü ihtimalin mümkünü yepyeni yol ayrımlarında bulacaktın kendini. yine seçim. bambaşka yollara sapacaktın. hiçbirinin yaşanmışlığı tecrübe edilmiş değil.

değişen bir şey olmayacaktı ihtimal. bizim için şimdi bütünüyle meşhul olan o yola saptıktan sonra da kendimizi bir yirmi yıl sonrasında buldugumuzda bu kez yeniden "keşke" demeyecek miydik? içimizde, sapmadıgımız yolun acısı. denenmemiş yolun özlemiyle, bu kez de "keşke" diyecektik, "keşke öbür yola sapsaydık."

.... ama her yol, sapılmamış olanın hatırasını kazıyor ruha. matriks'in sonu yok hasılı. hangi yola sapsak aklımızın diğerinde kalması kaçınılmaz. seçilen her yol seçilmeyene ilişkin bir feda ediş içermek mecburiyetinde."

allah'ın cezası gibi insana sürekli daha iyi bir alternatife sahip olduğuna dair yalancı bir hissiyat oluşturan kelime.

amuda da kalksaydın orada o kararı verecektin, yorma kendini..
Oğuz Atay'ın tutunamayanlar kitabında kahramanı olric ile yaptığı sohbet esnasında sorduğu sorudur.

Keşke nedir olric?

Hatalarımız efendimiz.

Çok mu hata yaptık?

Keşke diyecek kadar efendimiz.

Peki olric söyler misin peki ya hiç yapamadıklarımızdan dolayı söylediğimiz keşkeler nedir?