kıymetsiz olanın kıymete binmesi

1 /
(bkz: pırasa yemeği)

bir seferinde gecenin bir vakti yemekhanede bu yemek vardı ve ben gerçekten çok acıkmıştım. eğer o yemeği de yemezsem başka yemek yeme şansım da yoktu. evde dönüp bakmadığım o yiyeceği hayatında ilk defa pırasa gören masum köylü edasıyla, öyle bir iştahla tükettim ki.

işte öyle bir şeydir bu, teşekkürler....

*
geçen gün pizza krakerde yaşadığım durum. evet, yıllardır almak aklıma dahi gelmemiş olan pizza kraker. geçen aldım, o eski halinden eser yok şimdi, fiyatını artırmamak için malzemeleri o kadar kısmışlarki balık kraker gibi bir şey olmuş. aynı şey gong ve doritosta da geçerli.
Dengi dengine miydi? belki de artık ''kıymetsiz''in dengine düştüğünü düşünüyordur fiziksel olarak ama birisinin ruhu bakir öbürünün üzerinden dünya geçmiş.
Ne diyorum?
* Uzun bekarlık dönemimde gözlemlediğim şeylerden birisi bu; değersizin kıymete binmesi. Buraya bir erkek bir de dişi kişi alalım. Dişi çok güzel bir şey olsun, erkek de orta. Her ikisi de yaklaşık akran, 20''li yaşlarının başında olsun. Erkek kızdan hoşlanıyor olsun. Bu çok güzel kız bu çocuğa bakmaz, dengi değildir! Çok yakışıklısını arar, falanını arar, bulur, bulurlar onu. onunla takılır, olmaz başka birisi, olmaz başka birisi... Tabi her birisi ayrı bir yara bırakır kızın ruhunda. Fiziksel olarak ne yaptığı bir tarafa ruhu s..... çoktan. böylece yıllar yıllaar geçer, 30'a merdiven dayarlar. 30'u geçtikleri de olabilir. Çok yakışıklı olmadığı için erkeğin ruhu halen bakirdir. Ayrıca bu yıllar ve yaşadıkları (makyajı falan da etkilidir sanırım) o güzel kızı yıpratmaya, pörsütmeye başlar. o eski diriliği, güzelliği yokturdur. Makyajla falan ''ben daha ölmedim'' demeye çalışmaktadır. Prensini bir türlü bulamamıştır ve yaş 29.9 olmuştur... Erkek ise halen çökme dönemine girmemiştir.
İşte bu raddede o beğenmediği erkeğin hala bekar olduğunu görür ve ona meyletmeye başlar... (Herhalde bu noktada kendisine denk gördü, kıymetsiz kıymete bindi) Erkeğin ise yüreği buruk, gönlü el vermez haldedir. Onurluysa açık alır... Yok P ise vay kızın haline... Hatta bazen o dişinin evlenip sonra boşanıp sonra o beğenmediğine meylettiği de olur.
Memleket böyle hikayelerle dolu. Onurlu yaşa bekar öl.
Benim için süreç tam olarak birebir olmasa da, * Bazen öyle 30'lu yaşlarda çok karizma hatunlar ilgi gösteriyor. Ulan diyorum bu şimdi bu haldeyse eskiden bir afeti devrandır... Sonra işte bu gibi süreçler akla geliyor...
Pocahontas'ı dün izledim. Ulan ne saf aşklar var...
değer yargılarında bozukluğun alameti. şaşmaz; çıkar ilişkisi seven insanların sevdiği bir tarz. üzücü olan şey sizden iyisi geldiği zaman artık siz çöp olacaksınız. ama üzülmeyin sizi bile bulacak kadar kapasitesi olmayan insanların sizden iyisini bulma şansı çok düşüktür. ha kaderin cilvesi denk gelir bulur belki ama elinde tutamaz bu kez de. çünkü sana ait olmayanı alamazsın. sana ait olmayan senden gitmek zorunda. Tabi bu çift taraflı bir kaybediş. sonuçta siz de ona ait değilsiniz bu yüzden gider sizden.

kimin kazanan kimin kaybeden olduğunu ise sadece ve sadece zaman belirler. mesele vicdani rahatlıktır gerisi hikaye. gece yatarken kafanızı yastığa gömüp eyvah diyorsanız, pişmanlık yaşıyorsanız evet sizin için diyorum eyvah! çok ama çok kötü bir yerdesiniz. ama huzurla yaşamaya devam ediyorsanız ve gece yüzünüzde gülümseme ve karşınızda huzurunuz varsa düşünmeye çok da gerek yoktur. bunların hepsi ise şahsi bir bakış açısıdır ve herkesin bu hayatta kendince doğrusu olur; eğrisi ve doğrusu ile yaşıyoruz işte.