kur’an yeterciler

1 /
Kur'an'ın haşir suresinin 7. Ayetinde şöyle diyor;

“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının." (Haşir, 59/7)

Şimdi kur'an yeterciler bu ayeti nereye koyacaklar?
Kur'an da detaylı olarak yazılmayan peygamber sünnetlerini reddetmek, bu ayeti reddetmek anlamına gelmiyor mu?

Kur'anın tek bir ayetini bile inkâr eden dinden çıkar.
Kur'an yeterciler dikkatli olsunlar. Hassas olacağız derken şeytanın tuzaklarına düşmesinler. Milleti 2 dakika içinde kafir diye etiketlerken, kendi düştükleri şirkin farkına varsınlar.
Tevhid'in kavramını kavrayamamış kimselerce zandan ibaret olan "hadis" rivayetlerini, şeyhini, üstadını, mezhep imamını, hocasını, yöneticisini vs. şirk koşmalarına rağmen şirk koşmak ile suçlanan kişilerdir.
allaha şirk koşmaktadırlar. allah ayetinde peygamberde sizin için güzel bir örnek vardır, allah kitabı ve hikmeti indirmiştir diye emir buyururken bunlar peygamberdeki örneği, allah tarafından indirilen hikmeti adeta çöpe atmaktadırlar. haliyle bunlar allahın ayetlerini reddettiklerinden mürteddirler.
Bir bakıma tarih bilimini de reddetmektedirler.

Hadis dediğimiz şey nedir? Hz. Peygamber döneminden kalan rivayetler. 1400 yıl öncesine dair bilgi sahibi olabileceğimiz, eşi benzeri olmayan yazılı kaynaklar. Bu denli kaynak bolluğu 200 yıllık bir tarih için dahi yok. Tam anlamıyla bir hazine.

Şimdi bunların külliyatına yalan demek, hepsini alıp bir kenara atmak en salak insanın dahi yapmayacağı şey.
Asıl detay şu. Kuran, kesinlikle kazuistik bir kitap değil. Aşırı miktarda betimleme, söz sanatı içeren bir kitap. Bu bir.
İkincisi, bu kitap bir insan vesilesiyle ve 23 yılda indiriliyor. Kurallar dahi aşama aşama getiriliyor.
Bir üçüncüsü, peygamberin tebliğde bulunduğu kimseler, 23 sene boyunca peygambere en az yüz binlerce soru soruyorlar ve peygamber hepsini cevaplıyor.
Rivayetin içeriği doğrudur yahut yanlıştır, ancak sırf bu rivayetlerin varlığı bile bir olayı var kabul etmeye yeterince delil teşkil ediyor.

Hal böyle iken, haşa allah peygamber döneminde yaşayanlara iltimas geçip, onlara bir ilmihal kaynağı verip bizi es mi geçmiş?

Yahut madem kuran tek kaynak, neden peygamber bu kimselerin sorularına cevap vermiş? İnsanın kuran'dan bulması gerekmez mi? Kendisi nereden biliyor kuran'ın uygulamasını?
Madem biliyor ve aktarıyor biz bu aktarımı neden yok sayalım? O zaman 23 yıllık nübüvvet'e denk gelen kimseler dışında peygamberin kimseye bir faydası yok.

Hadi hepsini geçelim, kuran yeter diyoruz, kuran'ı kim kitaplaştırdı? Kitaplaştırırken kalan her şeyi kim yaktırdı?
Kuran'ın orijinal metni olduğunu biz nereden biliyoruz? Tüm rivayetleri hadisleri çöpe attık, biz kuran'ın tahrif edilip, onun korunacağına dair içine ayet sıkıştırılıp basılmadığını nereden biliyoruz? Peygamberden gelen rivayetlerle örtüşmesi bir dayanak, peygamberin sureleri sıralaması, ayetleri sureler haline getirmesi rivayeti bir dayanak, bunları çıkarınca elde ne kalıyor?

En başta kuran tek kaynaktır diyenlerin bunları bir cevaplaması şart.
Bunun 2. Aşaması da, asıl kuran tek kaynaktır diyenlerin, kendi başına tüm bilgi birikimini kenara atıp kuran yorumlamaya çalışanların, bırak hadisi, yaratılıştan exodusa, incili tevratı hatmetmesi, hadis külliyatını, Arap etimolojisini, Arapçayı hatmetmesi gerekmez mi belki göremediğim bir şey var diye?

Ama böyle bir durum yok. Kurandaki muhkem ayetlerden biras toparlayıp bu bize yeter demenin ötesine geçemiyorlar. Bu görüşün bir ileri aşaması tesettürü inkar etmekle başlıyor, sonrası namazı azaltmak, seyreltmek, keyfekeder hale getirmek oluyor. Şu Kuran'da yokmuş bu Kuran'da yokmuş diye diye çıplak bir ağaç gibi bırakıyorlar.
En azından şu anki konjonktürde ağırlık bu yönde.
Sahih hadis kavramını reddetmek, hadislere atfedilen kutsallığı reddetmekle, kuran'ın tek kaynak olduğunu iddia etmek arasında fark var. Hadisleri kaynak olmaktan çıkarmakla 1300 yılı aşkın islam toplumu birikimini kenara koymak arasında da fark var.
Maalesef iki fark da anlaşılamamış vaziyette.
Kuran okuyun, o sizi size lazim olanlara da götürecektir zaten. Dinde esas kaynak olarak kuran'in yanina baska bir kaynak koydugunuz anda yoldan çıkarsınız cunku insan faktörü araya giriyor. Hadis kulliyati denen sey insan urunu bir derlemedir. Doğrusu ile yanlisi ile şüphelisi ile de sizi yoldan çıkarir. Kaldi ki siyasi ihtiraslar ugruna ya da husnu zanla uydurulan zanların icine girdiği bir külliyat asla dinde kaynak olamaz. Kuran detaylidir, bitti.
hadis inkarcılarına şu ayetler yeterli olması gerekirken, bize düşnmeyi öğütlerken kendileri düşünmezler.
(bkz: Haşr suresi 7)
(bkz: Necm sûresi 3)
(bkz: Necm sûresi 4)
(bkz: Al-i İmrân sûresi 31)
(bkz: Âli İmrân sûresi 32)
(bkz: Ahzâb sûresi 21)
(bkz: Nisâ sûresi 65)

“Kim Resûle itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” Nisâ sûresi (4), 80

Bu son ayeti kerime de hadislerin kurandan ayrı olduğunu iddia edenler için.
*şimdi hadis ravilerini neden küçük düşürmeye çalıştıklarını anlamışsınızdır.
*hadis-i şeriflerde önemli olan sizin kültürünüze uyması veya size mantıklı gelmesi değil, gerçek mi uydurma mı onun ayırt edilmesidir.
*zannedildiği gibi onlarca kitap okumaya da gerek yok. okumayın kardeşim. fıkıh kitapları zaten dinin yaşantı yönünü size anlatmak için var.
*bunca alim ömrünü adamış insanlar salaktı, günümüzün klavye alimleri dini çözdü. oldu. başka bir şey var mı dinde değiştirmek istediğiniz...
kur'an-ı kerim den başka kitap okumuyorlarsa sorun yok. Ama bak altını çizelim;

-islamoğlu okumak yok.
-mehmet okuyan okumak yok.
-caner taslaman okumak yok.
-mustafa öztürk okumak yok.

hani öyle kur'an apaçıktır deyip, ayeti izah etmeye kalkan tutarsız arkadaşlarınızda varsa, anlayın diye size anlatmaya kalkan, onları dinlemekte yok haa ?

böyle bir kur'an yeterden bahsediyorlarsa eyvallah. Kur'an onlara yetebilir.