laik

rahmetli timurtaş hoca savcıya sorar ;

- şekeri çaya karıştırmazsan ne olur?
savcı; şekersiz çay olur
- hoca; tuzu çorbaya karıştırmazsan ne olur?
savcı; tuzsuz çorba olur
- hoca; peki dini devlete karıştırmazsan ne olur?
savcı; dinsiz devlet olur
- hoca; savcım vallahi ben demedim, bak siz dediniz.
savcı; desene bugüne kadar bizi de uyuttular…

kemalist
devamını gör...
--- alıntı ---

lâiklik şirktir, lâiklik kâfirliktir!
bir müslüman, ben lâikliği benimsiyorum dediği andan itibaren; göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ı şahit tutuyorum ki kâfir olur!
timurtaş uçar hocaefendi (rahimehullah)

--- alıntı ---
devamını gör...
hilafetle yönetilmenin (bakın din ile demiyorum, açacağım bu konuyu) pek de faydasının olmadığını gören kişidir. her şeyden önce laiklik nedir, ona bakalım. tdk'ya göre laiklik; "devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması, laisizm" demektir. vikipedi'ye göre ise; ; "devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir. fransızca'dan türkçe'ye geçmiş olan "laik" sözcüğü, "din adamı olmayan kimse; din adamı dışında kalan halk" anlamına gelen latince "laicus" sözcüğünden gelmektedir" şeklinde bir tanımı vardır. laiklik yanlısı birisi de çeşitli nedenlerden dolayı bu görüşte olabilir.

peygamber efendimizden itibaren islam devleti'nin ve akabinde gelen müslüman ülkelerin nasıl yönetildiğine kısaca bir bakalım. islam devleti'nin başında hz.muhammed (s.a.v.) vardı yani dinin peygamberi. bu nedenle devlet, en mükemmel bir şekilde dine uygun olarak yönetilmiştir. kimsenin bir şüphesi yoktur. akabinde gelen dört halife dönemi'nde ise yalancı peygamberler, dinden dönmeler ve üç halifenin şehit edilmesine kadar varan karışıklıklar olsa da genel manada dine uygunluk vardı. ama işin düğümlendiği nokta hz.ali'den sonraki dönemdir. pek çok sahabenin ve tabiunun önemli kişilerinin bulunduğu dönemde hilafet, dini bir yönetimi sağlayan bir kurumdan ziyade saltanata dönüşmüştür. akabinde abbasiler dönemi de bu şekilde olmuştur ki bu durum, islam coğrafyasında huzursuzluklara neden olmuş, bir dönemde üç farklı yerde üç farklı kişinin hailfe olarak ilanında etkili olmuştur.

coğrafya büyüdükçe islam devleti'nin altındaki unsurlar da farklılaşıyor. çeşitli tarikatlar, fırkalar meydana geliyor ve hepsinin kendisine göre bir yorumu oluyordu. artık halifelerin maalesef hiçbir etkisi yoktu. aslında hilafetin babadan oğula geçmesi yani saltanat sistemine dönüşmesi, islam'ın temel alındığı bir yönetim şeklini maalesef çok ama çok zora sokmuştur. keza islam, saltanatı emretmediği gibi bir noktadan sonra başa geçen halifelerin yeterliliği de tartışma konusu olabiliyordu.

abbasilerden osmanlı'ya geçen hilafetten padişahlar da pek yararlanma yoluna girmemişlerdi. çünkü onlar da biliyorlardı ki halifelik artık işlevini yitirmişti. evet yine dini hükümlere göre yönetim vardı ama günümüzde olduğu gibi o günlerde de islam ile bağdaşmayan şeyler de vardı. mesela takiyuddin'in rasathanesinin yıkılması, hezarfen ahmed çelebi'nin çalışmalarının engellenmesi, halifeliğin yanı sıra ulemalığında babadan oğula geçmesi (beşik ulemalığı) gibi nedenler basbayağı dine dayandırılabiliyordu.

yıllar geçtikçe avrupalılar, sömürgecilik faaliyetlerine başlıyor ve pek çok müslüman topluluk bunların kölesi haline geliyordu. halife-padişahlar ise hiçbir şey yapamıyorlardı. çünkü hilafetin hiç bir işlevselliği kalmamıştı. birinci dünya savaşı'nda da en bariz şekilde görülmüştü bu durum.

peki bugün hilafeti geri getirmeye niyetlensek ve başarılı da olsak ne olur? birincisi ülkeyi kim idare edecek? osmanlı hanedanını geri mi çağıracağız? sanmıyorum ki onlar, dini bir yönetime özen göstersinler. peki herhangi bir tarikat şeyhini mi çağıracağız? sözlükte dahi dini konularda pek çok görüş ayrılıkları yaşanırken yüzlerce tarikatten hangisi ne şekilde başa gelecek? ayrıca tarikat şeyhlerinin dünyevi hırslarının olmaması lazım gelir. geçiniz. dini çizgisi bulunan mevcut siyasetçiler? yıllarca öyle ya da böyle laik düzenin çarklarından olan ve esasen dini bir yönetim derdi olmayan partiler mi yönetecek? ya memnun kalmazsak ne olacak?

bugün "islam" ile yönetildiği iddia edilen (yani laik olmayan) ülkeler kimlerdir? suudi arabistan'ın hali malum. her şeyi geçtik amerika'nın en büyük destekçisi. islam ile yönetilen bir ülke böyle mi olur? tabi ki de hayır. diğer körfez ülkeleri ha keza. iran da görünürde islam devleti ama pek çok sahabeye rahatlıkla hakaret edilebiliyor ve sanmıyorum ki bizdeki hilafet isyeteyenler şii bir devleti esas alsınlar. suirye? ırak? afganistan? hangisinin durumu çok iyi? bakın sorun asla islam'da değil. sorun, islam adına hareket ettiğini söyleyenlerin çıkarcılığıdır. osmanlı'nınn bilhassa son dönemlerinde de böyleydi günümüz islam coğrafyasında da. işid de hilafet ister, milli görüşçü de. ee hangisi, ne şekilde gelecek başa? yukarıda yazdım, gene yazayım. peygamber efendimizden hemen sonra dahi türlü ayrılıklar yaşanmadı mı? hz.ebubekir'in hilafeti tamamen bunlarla boğuşmakla geçmedi mi? hz.ömer, hz.osman, hz.ali bu ayrılıklar nedeniyle şehit edilmediler mi?

insanın olduğu yerde fesat da vardır fikir ayrılıkları da. islam'ın içerisinde bugün çeşitli tarikatler, fırkalar, görüşler var. bir daha sorayım, hangisine göre yönetileceğiz? yönetecek olanları nasıl belirleyeceğiz? liyakat sahibi olduklarını nereden bileceğiz? hadi biz kendi içimizi hallettik diyelim, koca islam coğrafyasında bir birliktelik şu an mümkün mü? bence değil. peki hilafetin kaldırılmadığını düşünelim. bu sözlükte dahi pek çok hanımefendi var, bu hanımefendilerin burada yazmasına izin verilir miydi? bakın islam mani oluyor demiyorum, islam'ı şekilci yaayan zihniyetten bahsediyorum. yolda kılık kıyafetinizden dolayı çevrilip tutuklanmayacağınız ne malum? ışidvari örgütlerin ülkenin her yerinde zuhur etmeyecekleri ve kolaylıkla taraftar toplamayacakları ne malum? suriye'den ırak'tan, afganistan'dan bir farkımız kalır mı?

laiklik, günümüz islam coğrafyasının şartlarına bakarsak elzemdir. gönül ister ki hz.muhammed dönemi gibi sorunsuz, berrak bir din anlayışı olsa da islam coğrafyası sorunsuz olsa. din, birtakım çıkarlara alet edilmese de dine göre yönetim güzel bir şekilde yapılabilse. ama realiteden bahsediyoruz hanımlar, beyler.

laikliğin gerekli olduğunu, bunun islam'ın özüyle alakalı değil de yüzyıllarca gelen realitelerden dolayı elzem olduğunu söyleyince beni kafirlikle, müşriklikle suçlayacak adamın da alnını karışlarım. zira ışid'ten pek de bir farkları yok.
devamını gör...
3. tekil şahış laik kişi.

laiğim
laiksin
laik
laiğiz
laiksiniz
laikler

birde cümle içinde kullanalım ki pekişsin.

"merhaba ben laiğim"
"-hey naber laik!"
"biz hepimiz laiğiz."
devamını gör...
osmanlının türkiye cumhuriyetine mirasıdır. cumhuriyeti ve devrimi oluşturan izmir ve selanik yahudi dönmelerinin genel dinidir. bunlar yahudilikte dahil dinden hoşlanmazlar. çok zorlarsanda aleviliğin kollarını keşfeder ve sunarlar. ataları mevlevi veya bektaşi oluverirler. tanrıları hertürlüsünden güç'tür. maddi anlamda...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.