lise anıları

1 /
hayattan beklentileri karşılanmamış yetişkinlerin dillerine doladığı, sürekli bir özlemle yad ettiği yıllardır. o zamanki cahillik, mutluluk özlenendir aslında.
yazar arkadaşım kerty'nin anısına benziyor anlatacağım anı. 28 Şubatzedesi olarak açıköğretimden bitirdiğim lise kabul ediliyorsa anlatıyorum;

"sınavımızın olduğu gün o vakitler yaşadığım Samsun'un merkezine gittik kurs arkadaşlarımla. adres falan bilmediğim için kızlar beni bıraktı ve kendi okullarına geçtiler. sınav saati geldi, içeriye gireceğim 'giremezsiniz' dedi görevli. neden diye sordum başörtüsü kılık kıyafet kanunlarına aykırı dedi. yahu ben Bursa'dayken mağdur olmuştum bu durumdan yıllar evvel, hâlâ mı var şaşkınlığını atlattıktan sonra mümkün değil sınava giremiyorum. arkadaşlarımın beni getirdiği yolu dümdüz geri gittim ve açıköğretim bürosunu buldum. dedim hocam şu okulda beni sınava almadılar başörtülü olduğum için. öyle bir şey yok dedi. başka okullarda arkadaşlarım var ya onlar da aynı sorunu yaşadıysa diye sordum; yetkili kişi tüm okulların müdürlerini arayarak böyle durum varsa müdahale edilmesin öğrenciler sınava girsin dedi. sevinçle koşa koşa kendi okuluma doğru gittim ama hiç etrafımdakilere aldırmadan koşuyorum. okula geldim 2 dk geçmiş. yalvardım almadılar. ağlaya ağlaya okulun avlusunda kızları bekledim. sınav bitti geldiler. heyecanla anlatıyorlar; 'ilk önce sınava almadılar bizi tam çıkacakken telefon geldi sınava girdik' dediler. Allah'ın takdiri işte, kendime yetemedim ama vesile olmanın da bir ecri olur inşallah..."
Fark ettim ki liseden çok fazla anı hatırlamıyorum. Sebebini ise bir kaç gün önce keşfettim. Lisenin ilk iki buçuk senesi depresyondaydım. 3. sınıfın ikinci yarısından sonra 3 güzel kadın ve bir adam beni düştüğüm delikten çıkardı. Bugün o 3 güzelden birinin doğum günü ve ben ona minnettarım.
Lise anıları hayatımı bulduğum kendimi bulduğum anılardır.. İlkokulu hatırlamıyorum, ortaokulda akran zorbalığı ve okuldan nefret ama lise hayatımın en güzel üç senesi..
Fizik dersi anılarından biri;
Raporlu olduğum için fizik yazılısına girememiştim hoca telafi için torna tesviye sınıfında yazılıya alacağını söyledi, gittim kapıdan içeri girdim 30 tane adam bön bön bana bakıyor hoca bir bana baktı bir onlara sonra bağırdı: ayağa kalksanıza lan! sınıfa bayan geldi...
hepsi ayağa kalktı, tabi oturacak hiç yer olmadığı için yada hoca yer varsa da öyle bir riske girmediği için kendi masasına oturttu beni, sınav kağıdını yapan masaya bıraktı ben de bir kaç soru onlara bakarak yaptım fizik dersinden aldığım en yüksek puan olarak tarihe geçti belki de torna tesviye sınıfına giren ilk kız öğrenci olarak da tarihe geçmiş olabilir ama bu hoca ile olan anılarım bitmedi.. Devam edecek....
MATEMATİK hocam beni sevgilimle görmüştü ve benimle konuşmamıştı bir süre. Çünkü ben matematikte çok iyiydim. Onun en sevdiği, en çalışkan öğrencisiydim. Bana hep MATEMATİK soru kitapçıkları verirdi. Başı ağrıdığında bana çözdürürdü soruları. Anlamayanlara öğretmenlik yaptırırdı. Okumayacağım diye korktu sanırım.

Canım lisem hocam benim. Okudum ben Ve sen benim gururla anlattığım anımsın. Hastayım diye içirdiğin çayı da hiç unutmuyorum.
2013 güngören liseler arası satranç turnuvası..

Takımlar 4 kişilik, bizim okulun takımında ben 4.masa oynuyorum takımın içinde en dandik benim yani.

Son tura girilmeden önce biz sıralamada yarım puanla mı ne 2.yiz benim mallıklarım yüzünden. yoksa bizim takımdaki diğer çocuklar baya sağlamdı. Son tur bizim rakibimiz turnuvadaki en tırt takım, liderin rakibinde ise 2 tane iyi çocuk var onlar galibiyet alabilir. Yani biz 4te 4 yaparsak ve bunlar 1 maç kaybederse şampiyonuz.

Neyse usta tur başladı, biz başladık maça. Biz başladık da bu lider olanların rakibi ortada yok. Adamlar ilk hamlelerini yapıp süreyi başlattı bekliyorlar öyle. Sanırım süre de 1 saat artı hamle başına 5 saniye miydi neydi tam emin değilim ama öyle bir şeydi.

Abi gidiyor şampiyonluk bir şeyler yapmak lazım. Ve benim aklıma acayip bir risk geldi. Satranç tarihinin gördüğü en büyük fedayı gerçekleştirdim carlsen nakamura falan halt etmiş: maç fedası.

Böyle giderse zaten kaybediyoruz, maçtan çekileyim gidip güngören'de 1 saat içinde bunların rakibini bulup getireyim. Belki bir mucize olur bulurum. Bizimkiler zaten yenecek maçlarını.

Ben çekildim usta son maçımı da kaybetmiş oldum, Koştur koştur çıktım okuldan caddeyi yürüyorum boydan boya. En son Gözüme bir internet kafe çarptı ulan dedim bir girip bakayım. İçeri bir girdim adamlar counter oynuyor agssfafaf. Abi dedim napıyonuz burada maçınız başladı 10 15 dk oldu başlayalı. Adamlar maçlarını 1 saat sonra sanıyormuş. Dedim abi sizin kazanmanız şart şampiyonluk gidecek internet kafe paranızı da ben ödüyorum hadi kalkın gidelim siz yenersiniz bunları falan filan hahaah.

İnternet kafeden çıktık önde ben arkamda 4 kişi koşuyoruz sanki ben napolyon arkamda da ordum asfafsfa. Yol boyu bunları zaten öyle gazlamışım ki hepsi olmuş grandmaster.

Salona girerken yüzümde muhteşem bir gurur.. bizim takımın hepsi önde zaten kazanacaklar belli.

Benim rakibi getirdiğimi gören diğer takım da demoralize oldu beklemiyorlardı böyle bir şey herkes şokta. Oturdular masalara, birisi beraberlik aldı birisi de galibiyet, averajla şampiyon olduk.

Satranç tarihinde tek galibiyet almadan takımını şampiyon yapan ilk insan ben oldum. 2013 güngören satranç şampiyonluğumuzun hikayesi işte böyleydi queen's gambit de neymiş nihohoho.
Bazen, kahve sevgimi bilen, muhabbetimin olduğu birkaç hocam öğle arasında benden türk kahvesi isterdi, çay ocağında yapardım. Bir yerden sonra rutine bağlamıştık. Sayelerinde türk kahvesinde baya uzmanlaştım. Mezun olduktan sonra ziyarete gittiğimde bile bu ritüelimizi sürdürdük bir müddet.


Gelin görün ki birkaç sene öncesine kadar o günleri neşe dolu, toz pembe hatırlarken ve buraya birçok şey yazabilecekken şimdi hatırladıkça hüzün çöküyor. Şebnem Ferah'ın da dediği gibi, masumiyet fotoğraflarda eskiyip soldu.