Modern dünyanın insanlığı getirip bıraktığı yer

1 /
insanlığın en ışıklı karanlık çağıdır. bir umut var ki gecenin en karanlık vakti şafağa en yakın vaktidir. umuyoruz bu zifiri karanlık çağ doğacak güneşin habercisidir.
modernizm biraz da bazı şeylerin farkında olup da hiçbir şey yapmamaktır. tıpkı burada yaptığımız gibi. bize kazandırdığı (!) şey tepkisizlik , pısırıklık ve tamahkarlık. elbette başka tanımlarda sayılan diğer etkenler de mevcut. hepsi girift yapıda. olayların çözümlenmesi kişisel olacaktır. ancak herkes dengi bir topluluğu bulmalı ve cihat etmelidir. bu cihat fikir cihadıdır , salih amel cihadıdır. malcom x ne demiş : "bütün uyuyanları uyandırmak için bir tek uyanık yeter." eyleme geçmediğimiz sürece uyanık olduğunu zanneden uyur gezer gibi ortalıkta dolanırız.
İnsanlara yalnızlığı çekici gösteren bir yere bıraktığı kesin. Oysa eskiden ne güzel sosyal, birbirini seven, birbirine güvenen, birbiri ile diyalog kurmaktan çekinmeyen insanlardık. Sahi ne oldu bu insanlığa, nereye gidiyor...

Üzücü bir hadisedir. Toparlanıp, özümüze dönmemiz gerek.
Yalnızlık, kaygı ve güvensizliktir. Birkaç gün önce Norveç’ten gelen bir haber, insan olan herkesin yüreğini dağlar. 60 yaşlarındaki ismi açıklanmayan bir adamın cesedi öldükten 9 yıl sonra dairesinde bulunmuş. Adam yalnız yaşamış, yalnız ölmüş. Kimse arayıp sormamış; ne dirisine ne ölüsüne kimse sahip çıkmamış.

Oslo Polis Müfettişi diyor ki, “Başkalarıyla çok az iletişim kurmayı seçen biriydi!”

Yani demek istiyor ki, sohbetsiz, sahipsiz, ashapsız bir hayatı vardı.

Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Arne Krokan ise olayı, “Yeni teknoloji sistemlerinin toplumun üyeleri arasındaki fiziksel teması azaltmasının bir sonucu” olarak açıklamış.


Neden acaba? Onu sohbetsiz ve ashapsız bırakıp sonra da sahip çıkmayan kim? Bu sistemi kim kurdu? Neden böyle kurdu?
--mücahit gültekin--