mola

1 /
bir eli dikey diğer eli yatay eksende tutarken, bir elin diğer elin avuç içine değdirilmesiyle istenen dinlenme süresi.

sesin ani yükseldiği ortamlarda, kafanın içindeki gürültünün bir türlü bitmediği durumlarda, insanın isyan ederek tüm sistemi resetlemesiyle vuku bulur.

(bkz: durdurun dünyayı inecek var)
tvnet adlı kanalda tam dünya telaşesi almış başını giderken "ufak bir mola alır sizden hayatın yükünü"sloganı ile başlayan ve sonra tatlı bir müzikle devam eden,önemli şairlerin şiirlerinin yayınlandığı git ın saati yok bir anda karşına çıkıyor,ismet beyden,hilmi yavuza,haydar ergülenden,ibrahim tenekeciye kadar tüm şairlerle karşılaşılabiliyor.
Gebeliğin erken dönemlerinde embriyo öldüğü halde yavru zarlarının gelişimlerini sürdürmeleriyle oluşan kistik, kanlı, et görünümünde veya üzüm salkımı görünümündeki oluşumlar, yavru zarı molaları. Enfekte olabilir ve piyometraya neden olur veya nekroza uğrayarak dölyatağından dışarıya atılır. Et (mola carneousa), kese (mola cystica), üzüm salkımı (mola racemosa), içi kanla dolu (mola sanguinolenta) veya villi koriyalisleri aşırı gelişmiş (mola villosa) biçimde görülebilir.
*