müge anlı

1 /
(bkz: selamün aleyküm)

25 şubat perşembe günü pandemi iznim münasebetiyle evimin oturma odasında oturup, tavşan kanı çayımı yudumlarken, hanımın açtığı programın sunucu hanım. programın sonlarına doğru idi. bir amcamızın 15 yaşında ki kızı kaybolmuş ve bu programa başvurmuş. buraya kadar herşey normal. müge anlı klasik olarak sorular soruyor işte amcaya. o esnada amcamız kalp rahatsızlığım var benim diyor. ve müge anlı, bana göre bir müslümana yakışmayacak şu sözleri söylüyor; 4 çocuk yaparken kalbiniz iyiydi, beni kötü kötü söyletmeyin yahu.

buradan sayın müge anlı'ya hazreti ali (ra) efendimizin şu sözünü gönderiyorum.

bir insana başkaları önünde verilen öğüt, öğüt değil hakarettir. yahu adam 4 çocuk yapmış zaten. iş işten geçmiş yani. muhtemelen kendisi de defalarca pişmanlık yaşamıştır düştüğü bu zor durumdan ötürü. feleğin sillesini yemiş, zorlu bir imtihandan geçiyor adam. sende bu adama bu lafı söylüyorsun üzerine. zaten adam sana gelmiş çocuklarının bulunması için. sana muhtaç duruma düşmüş. sen sırf reyting uğruna veya kendini tatmin etme uğruna adama bu lafı çarpıyorsun milyonların izlediği programda. ulan kaç gündür o adamı aklımdan çıkaramıyorum yahu. benim zoruma gitti o laflar.

şu muhteşem söz ile bitiriyorum müge hanım. bana şimdiki aklım ve 20 yıl önceki gençliğim lazım derler. zaman akıp gidiyor ve bizler hatalarımız ile büyüyoruz, tecrübeleniyoruz. allah kimseyi çocuklarıyla imtihan etmesin. videonun 1:31:00-1:33:00 dakikaları arasında geçiyor söylediği laflar.

toplumun alt tabakasından birini, hiç utanmadan "biz sınavda ter dökerken sen kısır yiyordun görümcelerinle" diyerek hakir gören, otoritenin ihsan ettiği kadar dobra olabilen gazeteci, turkuvaz medya çalışanı.

rabia naz'ın babası adalet ararken görmüştük gazeteciliğini, tek telefonla iş yapıyordu.
müge anlı ile tatlı sert programının sunucusu.
programını izlemem ama bu kadına helal olsun. çatır çatır çözüyor.
mahkemede neyin adaleti var.
birini bıçaklıyor serbest kalıyor, tecavüz ediyor ceza indirimi alıyor, bilmem ne bilmem ne.
müge anlı en kötü ihtimalle olayı tv'ye taşımış oluyor.
helal olsun. alkışlıyorum ve destek veriyorum.
en basit örnekle malum olayda ümitcan savcı tarafından şüpheli bile yazılmamış.
doktorlar kızın otopsisini doğru yazmamış
elinde işkencenin ses kaydını alıp polise giden bir teyzeyi azar çekip geri yollamış polis.
iki ay olmasına rağmen olayda gram ilerleme olmamış , dna örnekleri bile alınmamış.
hala aramızda kendisinin ne hakla karıştığını söyleyen ümitcan taraftarları var. akit gazetesi de aynı mantıkla saldırdı dün.
aynen karışmasında olay sümen altı edilsin. yada palu ailesi gibi 10 sene araştırılsın.
içimizde bazıları ya yaşadığı ülkeden bi haber yada ümitcan gibiler. sanki karakola savcıya vs gidilmemiş de direk mügeye gidilmiş.
onlar işini yapsaydı oraya gidilmezdi.
eski magazin programı sunucusu. şimdinin meşhur dedeftifi ama kendi adıyla anılan programındaki vakaları çözen kişi kendisi değildir efem. emniyete bağlı dedektifler, emniyet güçleri falandır bunu yapan programın perde arkasında. müge anlı aslında programın ekran yüzüdür sadece. programda yaptığı iş de stüdyoda bulunanları ve telefonla bağlananları konuşturup bilgi almaktır.

türkiye'de her savcının önünde halledilmeyi bekleyen binlerce dosya var. bunların da bayağı bir kısmı yıllarca bekleyen davalar. bu davaları açan mağdur insanlar mağduriyetlerinin adalet tarafından giderilmediğini görünce soluğu bu gibi programlarda alıyorlar. haksız değiller aslında. ama bu programın ahlaki zaaflarından biri şudur ki çözülecek vaka eğer yeteri kadar reyting almamışsa bir diğerine geçilir.
Bir TV programcısı savcı değildir. Savcı adaleti yerine getirmeye çalışan bir yargı mensubudur. Hakim de öyledir. Varsa bir delilin arkadaş yeri adliyedir karakoldur. Gidip adliye ve karakola konuşacaksın. Adaletin tecelli etmesini istiyorsan savcıya kolluğa elindeki delili vereceksin.