mutluluk

1 /
pantolona işemek gibidir, ıslaklığı herkes görür ama sıcaklığı yalnız sen hissedersin der Freud. Bence de başkasına hissettiremeyiz. Buradan paylaşıldıkça çoğalmayan bir duygu olduğunu da çıkarabiliriz. Aynı şekilde acı da paylaşınca azalmıyor bana göre.

geçici bir his mutluluk. Oysa hüzün öyle mi? Hüzün sonsuza kadar sürer ve insana en yakışandır.
Kimilerinin bir çiğ köfte, lahmacun ve kebap ile doruğunu ulaştığı; kimilerini ise 3 - 5 sarayla bile doyumsuz kaldığı tatminlik duygusu.

Hayatın gerçeklerini gördükçe Kur'an dinini daha iyi anlıyorum.

Peygamberler, mutluluğun kaynaklarını insanlara eşit şekilde dağıtmak için görevlendirilmiş devrimcilermiş.
Anlamsızlıktan doğan boşluğumuzu doldurmaya çalışmak için zaman zaman aradığımız, ancak belki de ömrümüz boyunca gerçekte ne olduğunu hiç öğrenemeyecek olduğumuz.

Hele ki birçoklarına göre hiçbir ışığın düşmediği Bir çukurun dibinde doğmuşsanız. Kendi kontrolünüzün dışında, hiç istemeden var olduğunuz o kapkaranlık çöküntülerin dibinde, hiçlik ve boşluk tarafından sakatlanmış bir şekildeyseniz mutluluğu bulmak, bulduğunuzda ise elde tutmak çok daha zordur.

“Eğer mutluluk diye bir şey varsa, sınırsız hiçliğe benzer bir şey olmalı.

Hiçlik dediğin ise, hiçbir şeye sahip olmamak ve kaybedeceğin hiçbir şeyinin olmamasıdır.


Eğer bu ‘mutluluk’ değilse, o zaman nedir?”



O çukurdan çıksanız bile o sakatlık üzerinizde kalır. Silemezsiniz işte iyileşemezsiniz bir türlü. Dünya kötü bir yer olarak tasavvur ettirilmiştir bi kere. Veya bizzat siz Etmişsinizdir. hayat bi devlet memuru olsa feleği bu kadar anlamsız ve rastgele dağıttığı için yakasına yapışacaksınız belki ama onu da yapamaz insan.

İşte bu yüzden, mutluluğa en yakın şeyin hiçbir şey hissetmemek olduğunu düşünürsünüz.. belki kendinizle olan inatlaşmanın adıdır bu yaptığınız, belki de o karanlık odada kara kediyi aramaktır körebeciliğinizin Aslı.
schopenhauer: "en mutlu olduğumuz anlarda zamanın nasıl geçtiğini anlamayız. o halde zaman kavramının olmadığı yokluk(var olmama) hali aslında en mutlu olduğumuz durumdur." diyor.

Kısacası var olmamak>var olmak diyor. Gerçekten de Mutluluk geçici, hüzün ise sonsuza dek süren bir hal.
Bazen Başkasının gözünün içinde gördüğümüz sevinç ile beraberinde gelendir. Dün yaşadığım mutluluğu birkaç yıldır yaşadığımı hatırlamıyorum.
En kral dini ve milli afyoncunun bile, yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan insanlara tattıramayacağı duygudur. "Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" terapisi hariç.

Sömürülen kitlede mutluluk aşağısı ile, sömüren kitlede ise yukarısı ile kıyasla artar.
Sonucunda mutluluğa erişme hedefi koyarak yaptığımız her şeyin, olmadığı takdirde daha büyük bir mutsuzluk getirme riski taşıdığını yaşayarak tecrübe ettim. Hedef, iyi kalmak olmalı sanki, en basit nasıl olacaksa. Bu aslında daha huzurlu bir mutluluk hissi veriyor.
Tek kanatlı kuş. Pırpır edip tepetaklak yere düşüyor. Hayal çıtası ne kadar düşük ise düşüş bir o kadar yumuşak olur. Maazallah, çıta yüksek olunca hâliyle kuşun etrafına olay mahalli şeritleri asılıyor.

Bir de her şeyin zekatı olduğu gibi mutluluğun da zekatı var. Hayır hayır, kırkta bir falan değil, ha şöyle olabilir bakın; mutluluk 1 hüzün 39. Maalesef, mutluluğun zekatı hüzün'dür.