nureddin yıldız

1 /
İnsanların gereksiz tartışmalarla bölünmeyip daha önemli meselelere yoğunlaşmasını istemiş alim. Birilerine göre bu sapıklıkmış. Sonra diyoruz yavu bu müslümanlar neden bu halde. Siz hala Allah yerde mi gökte mi arayıp durun bakalım.
Zamanında bazı sakıncalı açıklamaları olmuş,daha sonra tövbe ettiğini duyurmuş. Cübbeli Ahmet Hoca'nın hakkında reddiye yayınlayıp daha sonra buluşma düzenleyip reddiyesini geri çektiği değerli bir hocadır.Her insan hata yapar,önemli olan tövbe etmek ve doğrusunu bulmaktır. Gençlere ayrı bir değer verir,üslubu duygusal ve git (sav)'in başına gelen zorluklardan,evlattan,sahabelerden,geçmiş zamanda yaşadıklarından bahsederken gözleri dolar ve sesi titrer mutlaka. Zor zamanda kaldığımda sohbetleriyle gönlümün rahatladığı çok olmuştur,Allah razı olsun.
''Bazı Müslümanlar, ‘Allah her yerdedir’ diyor bazıları da, ‘Allah gökte, Arş’ın üzerindedir’ diyor. Doğrusu hangisidir?'' sorusuna ''Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim.'' şeklinde kaçamak cevap vermiş olan zat.
''... O'nun tahtı gökleri ve yeri çevreler. Onları muhafaza etmek O'na zor gelmez ve O yüce'dir, büyük'tür.'' (bakara-255) cümlesinden sonra ''Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.'' ayeti geliyor. yani doğruluğun sapıklıktan iyice ayrıldığı ayet ''... O'nun tahtı gökleri ve yeri çevreler. Onları muhafaza etmek O'na zor gelmez ve O yüce'dir, büyük'tür.'' cümlesinin geçtiği ayet. bu ayeti okumak, anlamak demek doğruluğu sapıklıktan iyice ayırmak demek. yani bu konu nureddin yıldız'ın ''Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir.'' ifadesinde geçen ''bizim gibi sıradan müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele'' değil. tüm müminleri ilgilendiren, Allah'ın yüceliğinin ve büyüklüğünün kabulüyle ilgili imani, ilmi bir mesele.
''... O'nun tahtı gökleri ve yeri çevreler. Onları muhafaza etmek O'na zor gelmez ve O yüce'dir, büyük'tür.'' (bakara-255) cümlesi bir mümin tarafından anlaşılması zor bir cümle de değil. aksine Allah'tan başka ilahın olmadığının ispatı olan, tevhidin en güzel şekilde ifade edildiği cümlelerden biri. ayetteki cümle o kadar açık ki açıklamak için ekstradan cümleye ihtiyaç yok. hal böyleyken gerçeği kabul etmek yahut söylemek neden bu kadar zor anlamıyorum.
Allah razı olsun, ömrüne bereket versin. Bazen öyle güzel ve yerinde cümleleler kuruyor ki hayretler içinde kalıyor, imanımı çokça sorguluyorum. Yine öyle güzel bir hitabına rastladım.

“Bir garip zamana geldik. Polemiğe harcayacak vaktimiz yok!
Bir kardeşime daha ulaşmaya çalışıyorum.
Bir gönül daha yapmak istiyorum.
Bir rekat fazla namaz kılınsın istiyorum, bâtıl bir santim daha geri gitsin istiyorum.
Gayretim ve yapabildiğim bu kadardır diye teselli oluyorum.”


İsteyen bir kağıda yazıp görebileceği bir yere assın, isteyen de yüreğine nakşgit ki bu değerli nasihatten feyz alalım.